Yapay zekâ neredeyse 70 yıllık bir geçmişe sahip olsa da, asıl yükselişini şimdi yaşıyor. 2025’te teknolojinin en dönüştürücü gücü hâline gelen AI, 2026 için de fütüristlerin, analistlerin ve yatırımcıların gündemindeki en sıcak konu.Bu arada, 2026 aynı zamanda yapay zekâ araştırmalarının resmen bir disiplin hâline geldiği kabul edilen 1956 Dartmouth Yapay Zekâ Yaz Araştırma Projesi’nin 70. yılı. Yani alan tam anlamıyla bir dönüm noktasına giriyor.Özellikle üretken yapay zekâ, sektörü bambaşka bir seviyeye taşıdı. OpenAI’ın ChatGPT’yi piyasaya sürmesinin üzerinden sadece üç yıl geçmesine rağmen, iş dünyasının işleyişi kökten değişti. Ancak yapay zekâ ilerledikçe, bunun gelecekte tam olarak ne anlama geleceğini kestirmek zorlaşıyor.Bu nedenle Inc., teknoloji trendlerini yakından takip eden üç fütüristle konuşarak 2026’da bizi nelerin beklediğine dair en net ve güncel öngörüleri derledi.SEO’nun sonuFuture Today Strategy Group CEO’su Amy Webb’e göre, 2026’da mobil uygulamalar ve tarayıcılar üzerinden chatbotlarla yapılan doğal dil etkileşimleri, klasik internet aramalarının yerini büyük ölçüde alacak. Yani sekmelerle, linklerle, reklamlara tıklayarak veya affiliate yönlendirmeleriyle dolu eski arama deneyiminin yerini artık “sohbet” ve “niyet” odaklı bir etkileşim alacak.Webb, Inc.’e gönderdiği notta şunu vurguluyor: “Acı gerçek şu ki insanlar artık aradıkları bilgiye, sayfalarca sonuç filtresiyle uğraşmadan, çok daha hızlı ulaşıyor.”Bu eğilim tüketiciler için devrim niteliğinde. Çünkü üretken yapay zekâ sayesinde bilgiye ulaşmak “daha hızlı, daha kolay ve daha kaliteli” hâle geliyor. Ancak işletmeler açısından tablo pek parlak değil.Webb, şu uyarıda bulunuyor:“Yapay zekâ size hangi cevabı neden verdi, hangi sıraya göre sundu… Bunların hiçbiri tam olarak şeffaf değil. SEO’ya, arama motoru reklamlarına ya da dijital görünürlük oluşturmaya milyonlar harcayan şirketlerin emeklerinin gelecekte pek bir karşılığı olmayabilir.”Şimdiden GEO (generative engine optimization) hizmeti verdiğini iddia eden şirketlerin ortaya çıkmaya başladığını belirten Webb, bu girişimlere de şüpheyle yaklaşıyor.“Bunların bir kısmı bildiğiniz yılan yağı satıyor olabilir,” diyor Webb. Çünkü GEO iddiasındaki şirketlerin gerçekten etkili olabilmesi için modellerin nasıl eğitildiğine dair çok daha derin verilere ve bilgilere ihtiyaç var ki şu anda hiçbir teknoloji şirketi böyle bir erişimi paylaşmaya hazır değil.Gerçek zamanlı çeviride büyük sıçramaYapay zekânın çeviri alanındaki potansiyeli, teknolojinin doğuşundan beri en çok konuşulan konulardan biri. Ünlü fütürist ve bilgisayar bilimci Ray Kurzweil’ın baş araştırmacısı olarak çalışan John-Clark Levin, çevirinin temel bilimsel sorunlarının büyük ölçüde çözüldüğünü söylüyor. Levin’e göre 2026, yapay zekâ destekli çeviri hizmetlerinin en kritik engelleri aşarak gerçekten ihtiyaç duyulan platformlara entegre olacağı yıl olacak.Bu dönüşüm aslında şimdiden başladı. Levin, yakın geçmişte Paris’te yaşadığı bir deneyimi örnek gösteriyor:“Paris’te bu yıl çok daha fazla Uber şoförünün İngilizce konuştuğunu düşündüm. Sonra fark ettim ki ben ‘Good day’ yazıyorum, onlar ‘Bonjour’ olarak görüyor; onlar bir şey yazıyor, ben otomatik İngilizce çevirisini okuyorum.”Bu teknolojinin en çarpıcı etkilerinden biri de global freelance pazarlarında görülecek. Bugün Pakistan gibi ülkelerde çok yetenekli yazılımcılar, İngilizce bilmedikleri için Upwork gibi platformlarda İngilizce konuşan meslektaşlarına kıyasla çok daha düşük ücretlere çalışmak zorunda kalıyor. Levin’e göre otomatik ve tamamen entegre yapay zekâ çevirisi bu bariyeri ortadan kaldırabilir ve küresel yetenek havuzunu yeniden şekillendirebilir.Levin ayrıca görüntülü görüşmelerde gerçek zamanlı çeviri için de ciddi bir sıçrama bekliyor. 2026’da, hem anlık ses çevirisi hem gerçek zamanlı dudak senkronizasyonu yapabilen teknolojilerin ilk gösterimlerinin yapılabileceğini söylüyor. Yani Levin İngilizce konuşurken, Pekin’deki bir dinleyici onun sesini Mandarin olarak duyacak ve aynı anda Levin’in dudak hareketleri de Mandarin konuşuyormuş gibi görünecek.Bu teknolojinin 2026’da geniş ölçekte kullanım için hâlâ maliyetli olacağını belirtiyor. Gerçeklik ve analog estetiğin yükselişiR3imagine Story Lab’in kurucusu Anatola Araba, özellikle genç kuşakların tercihleriyle birlikte “phygital” deneyimlere olan talebin hızla artacağını öngörüyor. Araba’nın “phygital” dediği kavram, fiziksel ve dijital dünyanın birleştiği hibrit deneyimleri ifade ediyor. R3imagine Story Lab de tam olarak bu tür hikâye anlatımına odaklanıyor: fiziksel mekânları dijital öğelerle birleştiren yeni nesil deneyimler yaratmak. Artırılmış, sanal ve karma gerçeklik teknolojilerindeki gelişmeler ile yapay zekâ, bu alanı bambaşka bir seviyeye taşıyabilir. Araba’ya göre markalar bu sayede etkileşimi artırabilir, ancak şirketlerin bu tür immersif deneyimleri tasarlarken kültürel duyarlılığa özellikle dikkat etmesi gerekiyor.“Dijital fazlalığın olduğu bir çağda yaşıyoruz ve insanlar gerçek bağlara, özellikle de Z kuşağının daha analog bir hayata duyduğu özleme yöneliyor,” diyor Araba.Dijital yorgunlukla birlikte, Araba’nın öngörülerinden biri de pazarlama ve reklamlarda analog estetiğe dönüş. Z kuşağının nostaljiye olan ilgisi zaten biliniyor; ancak Araba, analog hissiyatın mektup arkadaşlıkları, yırtık kâğıt kolajlar, plaklar, filmli fotoğrafçılık gibi aynı zamanda yapay zekânın “kusursuz ama ruhsuz” üretim tarzına karşı bir tepki olduğunu söylüyor. Pinterest gibi platformlarda hızla yayılan bu trendin, markalar tarafından da benimsenmesini bekliyor.“Pazarlama ve reklamda bizi en çok çeken şey o samimi, gerçek ses,” diyor Araba. “Marka varlıklarını üretirken de, ister yapay zekâ kullan ister geleneksel yöntemlerle çalış, o insan dokusu ya da analog estetik özellikle genç kuşak için çok çekici hale geliyor.”Sağlık alanında yapay zekâLevin’e göre yapay zekâ, 2026’da ilaç keşfi alanında etkisini artırarak sürdürecek. Şu anda ölümcül bir akciğer hastalığı için tamamen yapay zekâ tarafından tasarlanan bir ilacın faz 2A klinik çalışmasını başarıyla tamamlamış olması bunun güçlü bir göstergesi. Levin, 2026’da bu veya başka bir yapay zekâ tasarımı ilacın FDA tarafından tam onay almasını beklemiyor; ancak erken aşama klinik çalışmalarda “dikkat çekici başarılar” ve preklinik araştırmalarda “olağanüstü sonuçlar” getiren yeni araçların devreye girmesini öngörüyor.Webb de benzer şekilde, üretken yapay zekânın 2026’da biyoteknoloji ve sağlık sektöründe ciddi bir sıçrama yaratacağını düşünüyor. DNA ve RNA düzenleme, protein mühendisliği gibi kabiliyetlerin bu dönüşümün merkezinde olacağını belirten Webb, bu yaklaşımı “generative biology” (üretken biyoloji) olarak tanımlıyor. Nvidia’nın Evo 2’si ve DeepMind’ın AlphaGenome’u gibi mevcut araçların 2026’da yeni ilaç adaylarının hızla geliştirilmesinde ve diğer bilimsel keşiflerde aktif şekilde kullanılmasını bekliyor.“Bu gelişmeler, hastalıkları tedavi etme biçimimizden iklime dayanıklı sebze ve kuruyemiş üretimine, sentetik organizmaların geliştirilmesine kadar pek çok alanda yeni bir döneme işaret ediyor,” diyor Webb. “Biyoekonominin gerçek anlamda doğuşuna tanıklık edeceğiz.”Araba ise 2026’da yapay zekâ destekli uyku optimizasyonunun Apple Watch, Oura Ring gibi bağlı cihazlarla birlikte çok daha fazla ön plana çıkacağını öngörüyor. Uzun yaşam ile uyku kalitesi arasındaki güçlü ilişkiyi gösteren araştırmaların bu trendi hızlandıracağını belirtiyor. Ayrıca yapay zekânın tıbbi not tutma süreçlerinde daha yaygın kullanılacağını düşünüyor; ancak bu teknolojilerin sağlık alanındaki sistemsel önyargıları yeniden üretebileceği konusunda da uyarıyor.Robotların bize kahve yapacağı günlerGelecek dendiğinde akla ilk gelenlerden biri robotlar ve Levin ile Webb, 2026’da robotik alanının nasıl evrilebileceğine dair güçlü öngörülere sahip.Levin, 2026’nın Apple’ın kurucularından Steve Wozniak’ın ünlü “kahve testi”nin bir robot tarafından geçilebileceği yıl olabileceğini düşünüyor. Kahve testi, Wozniak’ın 2007’deki bir röportajında yaptığı bir yorumdan doğan ve bazı uzmanlara göre Turing Testi’ne alternatif olabilecek bir zeka sınavı. Bir robotun kahve testini geçebilmesi için tanımadığı bir mutfağa girip tamamen kendi başına bir fincan kahve hazırlayabilmesi gerekiyor. Bu da yalnızca yürüyebilme ve nesne manipülasyonu gibi fiziksel beceriler değil, aynı zamanda bilgisayarlı görü, muhakeme ve çevresel ipuçlarını çözümleme yetenekleri gerektiriyor.Webb ise insansı robotların toplumda nasıl konumlanacağına dair daha farklı bir perspektife sahip. Ona göre fiziksel yapay zekâdaki gelişmeler sayesinde, humanoid robot hayaline fazlaca odaklanmak, asıl yenilikleri gözden kaçırmamıza neden olabilir. Webb, yakın gelecekte humanoid robotların mutfağa girip kahve yapmasından daha “gerçekçi” bir senaryo çiziyor:Soğutucuya benzeyen bir teslimat robotu, ABD’nin bazı şehirlerinde halihazırda kullanılan otonom teslimat cihazlarına benzer şekilde, müşterinin evindeki küçük robot kapısını bir kodla açacak; mutfağa girip eksikleri tarayacak; onaylanmak üzere bir alışveriş listesi hazırlayacak ve ardından müşterinin ihtiyacı olan ürünleri yerine yerleştirecek.Webb bu nedenle şu uyarıyı yapıyor:“Robotu insan biçimiyle özdeşleştirmeyi kesinlikle bırakmamız gerekiyor. Robotik alanındaki inovasyonu sadece humanoid form faktörüne bağlamak, şu anda gerçekleşmekte olan pek çok mucizevi gelişmeyi görmezden gelmemize neden olabilir.”Balon patlayacak ama belki de çok önemli olmayacak“Yapay zekâ bir balonun içinde mi?” sorusu bugün herkesin aklında ve Levin de aynı soruyu soruyor. Ona göre cevap tamamen zaman perspektifine bağlı. Levin bu durumu şöyle açıklıyor: Eğer bir yatırımcı Amazon hisselerini 1999’da alıp 2001’de satmış olsaydı, şirketi dot-com balonunun kurbanlarından biri olarak görebilirdi. Ancak aynı hisseleri 15 yıl elinde tutsa büyük bir kazanç sağlayacaktı.“Yapay zekâ genel zekâ seviyesine ulaşana kadar muhtemelen en az bir piyasa düzeltmesi göreceğiz,” diyor Levin. “Fakat bu sürecin ötesinde muazzam bir değer yaratılacak.”Bu, sancı yaşanmayacağı anlamına gelmiyor. Levin’e göre olası bir piyasa düzeltmesini tetikleyebilecek konu şu: Generatif yapay zekâ modellerinin ulaştığı üst düzey beceri, bu teknolojiyi kullanan araç ve platformların güvenilirliğinin hâlâ çok ilerisinde. Bu da şirketlerin yaygın bir şekilde benimsemesini zorlaştırıyor.Levin, en büyük darbeyi muhtemelen “AI wrapper” yani mevcut modellerin üzerine kurulan uygulamaların alacağını söylüyor. Buna karşılık Google ve Meta gibi büyük ölçekli frontier AI laboratuvarlarının ise bu dönemi “harcayarak atlatabileceğini” düşünüyor. Hatta bazı devlerin böyle bir düzelmeyi memnuniyetle karşılayabileceğini bile belirtiyor.“Eğer Google veya Meta olsaydım, böyle bir düzeltmenin OpenAI ve Anthropic gibi şirketlerin fon bulmasını zorlaştırmasını isteyebilirdim,” diyor Levin. “Sonuçta kendileri bu dönemi rahatça harcayarak geçirebilir ve AGI yarışında avantaj elde etmeyi umabilirler.”Son olarak, bir uyarıAraba, Levin ve Webb’in öngörüleri çoğunlukla yapay zekânın ve diğer teknolojik atılımların topluma sağlayacağı olumlu etkileri vurgulasa da, Levin önümüzdeki yıl için bazı risklere dikkat çekiyor.Ona göre AI kaynaklı iş kaybı geleceğe dair bir tehdit olmaktan çıktı; bugün bile “yer değiştirme” yoluyla değil, “yatırım azaltma” yoluyla gerçekleşmeye başladı. Yapay zekâ hâlâ birçok alanda insanların yerini alacak kadar güçlü ya da güvenilir olmasa bile, şirketler bunun er ya da geç olacağını kabul etmeye başladı. Bu durum, bazı sektörlerde yüksek maliyetli yatırımların geri dönüşünü sağlayamadan AI’nın çok hızlı ilerleyeceğine inanan yöneticilerin yatırımlarını durdurmasına yol açıyor.Levin’in özellikle işaret ettiği iki sektör ise çağrı merkezleri ve Hollywood. Örneğin, film yapımcısı Tyler Perry’nin 2024’te OpenAI’ın video üretim aracı Sora tanıtıldıktan sonra Atlanta’daki $800 milyonluk stüdyo yatırımını askıya alması bu eğilimin bir göstergesi olarak görülüyor.Levin ayrıca 2026’nın yapay zekâyla ilgili büyük bir güvenlik olayı yaşanabileceği yıl olabileceğini söylüyor. Büyük ölçekli bir hack ya da siber saldırının yanı sıra, “kullanımdaki bir dil modelinin insanlara karşı komplo kurarken yakalanması” gibi dramatik bir olayın yaşanabileceğini belirtiyor. Ayrıca yapay zekâ etrafında büyüyen tartışmaların, maalesef AI kaynaklı şiddet riskini de artırabileceğini öngörüyor.“Yapay zekâ konusunda yeterince kaygı var ve şiddete eğilimli kişiler ile AI’dan aşırı derecede korkup karşılık vermek isteyen kişilerden oluşan iki grubun giderek büyüyüp kesişmesi olası,” diyor Levin.Orijinal Yayın Tarihi: 29 Aralık 2025Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.