Dün akşam, uzun zamandır tanıdığım üç CEO’yla yemekteydim.Önce olası bir yanlış anlaşılmayı giderelim. Bu üç CEO’nun hiçbiriyle daha önce çalışmadım. Üstelik bu, öyle gösterişli bir “CEO yemeği” de değildi. Mahalledeki Buffalo Wild Wings’te maç izliyorduk. Gerçi patates kızartması yerine tater tots söyleyerek kendimize küçük bir ayrıcalık tanıdık.Yine de ortada ne şarap eşleşmesi vardı ne de hesabı tek kişi ödedi. Dörde bölüştük.Sözünü ettiğim CEO’lar, klişe anlamda “zengin patron” profiline pek uymuyor. Daha çok yıllardır işin içinde olan, çalışkan, deneyimli ve uzun süredir aynı kurumlarda sorumluluk taşıyan yöneticiler.Sohbet aslında oldukça sıradan ilerliyordu ama iş dünyası, çoğu zaman olduğu gibi, bir şekilde araya girdi. Sonra konu dönüp dolaşıp son zamanlarda benim de sürekli yazdığım başlıklara geldi: işe alım, işten çıkarma, yapay zekâ ve verimlilik.Bu tamamen tesadüftü. Çünkü bu insanlar beni pek “yazar” olarak görmüyor.Açıkçası, kulis malzemelerimin önemli bir kısmını da böyle topluyorum.CEO 1: Gençler Çalışmak İstemiyorSohbet “AFC East’i kim kazanır?”dan bir anda “şimdiki gençler de şöyle giyiniyor, böyle davranıyor” noktasına geldi.CEO’lar da herkes gibi şikâyet etmeyi seviyor. Hatta içlerinden biri, hakkı olduğundan biraz daha fazla şikâyet ediyor diyebilirim. Uygun fiyatlı biralar da peş peşe gelince konu iyice açıldı. İlk şikâyeti de tahmin edebileceğiniz gibi Z kuşağıydı: “Bu gençler çalışmak istemiyor.”Ben birkaç yıldır Z kuşağını savunuyorum. Kısaca söylemek gerekirse, kariyer konusunda önlerine pek de iştah açıcı bir tablo koymadık, sonra da neden uzak durduklarını sorguluyoruz.Ama bu kez bir şey kafama takıldı: Neden onları sürekli savunmak zorunda kalıyorum?Özellikle teknoloji sektöründe ve özellikle genç çalışanlar açısından son beş ila yedi yılda işler fazlasıyla “harcanabilir” hâle geldi. 30 yaşın altındaki pek çok kişide giderek daha görünür olan “Bütün bunların ne anlamı var?” hissinin arkasında da biraz bu var.Benim çok çalışkan üç Z kuşağı çalışanım var ve kuşaklar üzerinden genelleme yapmaktan hiç hoşlanmam. Yine de bu algının nereden çıktığını anlamak zor değil. Diğer iki CEO da başını sallayınca itiraz etmek de kolay olmadı.Artık işlerin kalıcı olduğuna pek kimse inanmıyor. Amazon, Meta, Atlassian gibi şirketlerin arka arkaya yaptığı büyük işten çıkarmalar da bu algıyı iyice pekiştirdi. Eğer önünüzdeki bütün seçeneklerin bir gün kolayca elinizden alınabileceğini düşünüyorsanız, elinizden gelenin en iyisini yapma motivasyonunuz da ister istemez düşüyor.Masadaki genel kanı şuydu: Çok güçlü bir çalışma disiplinine sahip pek çok genç var, ancak artık bu gençler kural değil istisna gibi görülüyor.Tekrar söyleyeyim, ben bunun doğru olduğuna inanmıyorum. Her kuşak gençken benzer eleştirilerle karşılaşıyor. Ama işlerin bu kadar kolay gözden çıkarılabildiği bir döneme denk gelmeleri, bu etiketin Z kuşağına daha fazla yapışmasına neden olmuş olabilir.Üstelik onlar da artık o kadar genç değil.CEO 2: Yaşı Büyük Çalışanlar Öğrenmek İstemiyorBu da genel olarak doğru değil ama iş dünyasında karşılığı olan başka bir yaygın inanış.Yapay zekâ artık teknolojiye en mesafeli sektörlerde bile gündelik işlerin parçası hâline gelirken, doğal olarak şu noktaya geldik: Yapay zekâya şüpheyle yaklaşmakla, onu anlamaya hiç niyet etmemek arasındaki çizgi giderek bulanıklaşıyor.Ben uzun süredir yapay zekâyla çalışan biri olarak son beş yıldaki uygulamaların önemli bölümünü yüksek sesle eleştirdim. Bunun için de epey tepki gördüm.Defalarca şunu söyledim: Bunlar insanların yerini alacak şeyler değil, araçlar. Doğru strateji milyarlarca dolarlık uygulamalardan geriye doğru gitmek değil, veriden başlamak. Ve kalitesiz yapay zekâ içeriği yalnızca fark edilir olmakla kalmayacak, bir noktadan sonra insanları rahatsız etmeye başlayacak.Nitekim bunların büyük bölümü oldu. Bana itiraz edenlerin sesi de zamanla azaldı. İnsanlar artık “yapay zekâ” derken gerçekte neyi kastettiğimizi, hangi işlerde işe yaradığını ve hangi işlerde kullanılmaması gerektiğini daha iyi anlamaya başladı.Ama bazı ileri yaştaki çalışanlar hâlâ ikna olmuş değil. Görünen o ki bazıları da olmayacak.İkinci CEO arkadaşım bunu şöyle özetledi:“Yaşlı köpekler, öğrenmeyecekleri yeni numaranın bu olduğuna karar verdi.”İfadeleri iyidir.CEO 3: İşten Çok Yetenek VarTam bu sırada üçüncü CEO söze girdi:“Bunu söyleyen kişi olmak istemiyorum ama işe alacak bütçem olmadığı hâlde çok iyi olduğunu bildiğim o kadar çok insan var ki.”Bugün teknoloji sektöründe yetenek havuzu oldukça geniş. Genç ya da deneyimli, zeki, hırslı ve güçlü pek çok profesyonel, kendi hataları olmamasına rağmen kenarda bekliyor.Bu CEO hakkında kimliğini belli etmeden birkaç ipucu vereyim:Şirket kültürü güçlü.Son 10 yıldır işe alımlarda oldukça seçici davranıyor.İlan sitelerinden aday toplamıyor, kendi aday havuzu var.Bu yıl hem içeride hem müşteri tarafında yapay zekâyı yoğun biçimde kullanmaya başladı ve bunun sonucunda tek bir çalışanını bile kaybetmedi.Buradan Çıkarılacak Ders Ne?Şimdi, elbette burada ateşi yeniden keşfetmiyorum.Bu konuşmanın benzerlerini son dönemde ilk kez duymuyorum. Hatta bence teknoloji sektörünün bugün bulunduğu noktayı oldukça iyi özetliyor. Dengeler ciddi biçimde değişti ve işe alım masasının iki tarafında da eski kurallar artık eskisi kadar geçerli değil.Eğer algı gerçekten gerçeğe dönüşüyorsa ve bu büyük bir “eğer”, eğer büyük teknoloji şirketlerindeki işten çıkarma dalgası gerçekten yavaşladıysa, işe alım denklemi aslında oldukça basitleşiyor.Dayanamadım, ağzımı açtım:“Yani yapay zekâyı sevmek zorunda değilsiniz, sadece ne olduğunu anlamanız yeterli. Bir de sizden biat etmesini beklediğiniz çalışanlar aramıyorsunuz. Sadece her gün işine gelip işini yapacak insanlar istiyorsunuz.”Üçü de önce itiraz edecekmiş gibi baktı. Özellikle de şikâyetçi arkadaş. Sonra birbirlerine bakıp başlarını salladılar.“Evet. Aşağı yukarı bu.”Teknoloji sektöründe gerçekten tuhaf bir dönemden geçiyoruz. Bazen en bariz doğrular dönüp dolaşıp yeniden anlam kazanmaya başlıyor.Elbette bu küçücük bir örneklem ve yine bir genelleme yapıyoruz. Normalde bundan hoşlanmam. Ama bana kalırsa son beş yıldır yapay zekânın etrafında dönen abartının, gösterinin ve saçmalığın bir kısmı yavaş yavaş dağılmaya başlıyor.İşe alım masasının hangi tarafında olursanız olun, kendinizi buna göre konumlandırmak için iyi bir zaman olabilir.Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.