Steve Jobs ve Steve Wozniak’ın ilk Apple bilgisayarını yapmaya başladıkları o küçük garaj, bugün hâlâ ziyaretçilerin gelip fotoğraf çekildiği bir yer.Girişimciler bu mütevazı eve adeta bir hac ziyareti yapar gibi gidiyor; çünkü burası, startup hayallerinin gerçeğe dönüşebileceğini simgeliyor.Bu, aradan 50 yıl geçmesine rağmen insanlara ilham vermeye devam eden bir hikâye. Ancak Apple’ın hikâyesi, bir mühendis ile bir sanatçının birleşen yetenekleri olmadan yazılamazdı. Woz, mühendis olarak teknik problemleri çözerken, Jobs bambaşka bir soruya odaklanıyordu: İnsanların neden buna değer vermesi gerektiğini anlatmak. Jobs’un bu ortaklığa kattığı en kritik beceri o küçük garajdaki iki gence insanları inandıran şey her girişimcinin hayallerini gerçeğe dönüştürmek için geliştirmesi gereken bir yetkinliktir: hikâye anlatımı.Hikâye anlatımı neden en güçlü silahtır?Apple’ın eski yöneticilerinden ve iPod’un yaratıcısı Tony Fadell’e, patronu ve mentoru Steve Jobs’tan öğrendiği en değerli dersler sorulduğunda, cevabı son derece netti: “Hikâye anlatımı, hikâye anlatımı ve hikâye anlatımı.”“İnsanlar ‘ürün’ satın almaz,” diye açıklıyor Tony Fadell. “Ürünün onlar için ne vaat ettiğine bakarlar. Bir hikâyeye yatırım yaparlar.”Bugün nerede çalışıyor olursanız olun; küçük bir garajda, evinizdeki bir odada ya da bir kahve dükkânında… Fikirleriniz, ancak başkalarını onların iyi olduğuna ikna edebildiğiniz kadar değerlidir. Bunun yolu da bir hikâye anlatabilmekten geçer.Steve Jobs ürün satmadı; hayal sattı.Jobs’un bir sözü bunu çok iyi özetler: “Dünyadaki en güçlü kişi hikâye anlatandır. Hikâye anlatan kişi, gelecek nesillerin vizyonunu, değerlerini ve gündemini belirler.”Jobs ürün lansmanlarını nasıl epik hikâyelere dönüştürdü?The Presentation Secrets of Steve Jobs kitabımda şunu yazmıştım: Steve Jobs hiçbir zaman “sunum yapmadı”; hikâye anlattı. Bu küçük gibi görünen fark, aslında kritik önemdedir. Slaytlar hikâyeyi desteklemek için kullanılabilir, Jobs da çoğu zaman böyle yaptı. Ama önce hikâyeyi kurmanız gerekir. Hatta güçlü bir hikâyeniz varsa, onu anlatmak için slaytlara bile ihtiyaç duymazsınız.Jobs, 1984’te ilk Macintosh’u tanıtırken slaytların avantajına sahip değildi. Ama anlatının gücünü sonuna kadar kullandı.Computer History Museum, lansman videosunu arşivleyip iyileştirdi; böylece Jobs’un hikâye anlatım becerilerini tüm açıklığıyla görmek mümkün. İlk fark edeceğiniz şey şu: Jobs konuşmasına yeni ürün ya da özellikleriyle başlamaz. Bunun yerine kahramanları, kötü karakterleri, çatışması ve çözümü olan epik bir hikâye kurar.“Yıl 1958” diye başlar Jobs. “IBM, genç ve henüz yolun başındaki bir şirketi satın alma fırsatını kaçırır… İki yıl sonra Xerox kurulur ve IBM o günden beri bu kararı sorgular.”Seyircinin aklından muhtemelen şu geçmiştir: “Apple’ın kurucusu neden geçmişten ve başka bir şirketten bahsediyor?”Çünkü Jobs bir ürün satmıyordu. Ortalama bir bilgisayarın raf ömründen çok daha uzun yaşayacak, daha anlamlı bir şey inşa ediyordu: bir hikâye.“Yıl 1977” diye devam eder: “Batı Yakası’nda genç ve yeni bir şirket olan Apple, bugün bildiğimiz anlamda ilk kişisel bilgisayarı geliştirir. IBM ise kişisel bilgisayarı ciddi işler için fazla küçük ve bu yüzden önemsiz görür.”Steve Jobs’un bir devrimi başlattığı anSunumun 3 dakika 15. saniyesinde olağanüstü bir kırılma yaşanır. Steve Jobs o anda bir ürün lansmanını adeta bir başkaldırıya dönüştürür ve yıllar sonra Apple’ı dünyanın ilk trilyon dolarlık şirketlerinden biri yapacak bilgisayar devriminin fitilini ateşler.“Artık yıl 1984. Görünen o ki IBM her şeyi istiyor” der Jobs; salonun tepkisi giderek yükselirken.“Apple, IBM’e gerçek anlamda meydan okuyabilecek tek umut olarak görülüyor. Başta IBM’i coşkuyla karşılayan satıcılar bile şimdi IBM’in domine ettiği ve kontrol ettiği bir gelecekten endişe ediyor. Bu yüzden, özgürlüklerini koruyabilecek tek güç olarak giderek Apple’a yöneliyorlar.”Jobs her cümlede sesini biraz daha yükseltirken alkışlar da aynı ölçüde artar. Hikâyenin kötüsü bellidir, risk ortaya konmuştur, çatışma kurulmuştur. Geriye yalnızca günü kurtaracak kahraman kalmıştır.“Şu anda ihtiyacımız olan şey, sektörde bir dönüm noktası yaratacak bir ürün ve Macintosh tam olarak bunun için var” der Jobs. “Macintosh, geri kalanımız için tasarlanmış bir bilgisayar.”Sunumdan hikâye anlatımına: Her girişimci için derslerBir bilgisayarı “geri kalanımız için” konumlandırarak Steve Jobs, kahramanın aslında bir makine değil, bir kurtarıcı olduğunu gösterdi. Macintosh, yaklaşan bir tehdide karşı çözüm olarak sunuldu. İşte bu, gerçek anlamda epik hikâye anlatımıdır.Bir sonraki sunumunuz ya da pitch’iniz belki bir teknoloji devrimini başlatmayacak. Ama sunum yapmak ile hikâye anlatmak arasındaki farkı öğrenebilirsiniz.Sunum yapanlar bilgi verir.Hikâye anlatanlar anlam yaratır.Orijinal Yayın Tarihi: 1 Nisan Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.