Suno geçtiğimiz hafta v6 modelini yayımladı. İlk bakışta klasik bir yapay zeka haberi gibi görünüyor: daha iyi ses, daha hızlı üretim, daha başarılı vokaller. Mesele bundan daha büyük. Çünkü Suno v6 ile değişen şey müziğin kalitesi değil, insanın sesle kurduğu ilişkinin kendisi.Bir süre önce yapay zekaya “melankolik bir caz parçası yap” diyorduk. O da bize bitmiş bir kayıt veriyordu. Şimdi “nakarattaki vokali gospel korosuna çevir”, “45. saniyedeki gitar riffini al, izole et ve çevresine yeni bir beat kur”, “bu parçanın vokalini diğer parçanın davullarıyla birleştir” diyebiliyoruz. Hatta tek bir kelimeyi değiştirmek için bütün şarkıyı yeniden üretmek gerekmiyor.Bu küçük görünen fark, üretken yapay zekanın müzikteki ikinci dönemini tarif ediyor.Birinci dönemde makine sonuç üretiyordu. İkinci dönemde insan ve makine aynı malzemenin üzerinde çalışıyor.Suno v6’nın metnin yanında fotoğraf, video ve ses kaydını da anlayabilmesi işi daha da ilginç hale getiriyor. Bir görüntüyü sisteme verip onun hissettirdiği dünyadan müzik üretmek mümkün hale geliyor. Bir telefon kaydı, bir günlük sayfası ve bir video aynı parçanın hammaddesi olabiliyor.Burada müzik, notasından önce duygu parametrelerine ayrılıyor.Steve Goodman, 2009 tarihli Sonic Warfare kitabında sesin yalnızca kulağa ulaşan bir veri olmadığını anlatıyordu. Ses bedeni, davranışı, kalabalıkları ve atmosferi etkileyen fiziksel bir kuvvetti. Korku yaratabiliyor, insanları hareket ettirebiliyor, bir mekanı değiştirebiliyor, bir markanın hafızasına dönüşebiliyordu.Bugün bu fikrin başka bir aşamasındayız. Artık o kuvveti doğal dille tarif edebiliyoruz.“Daha karanlık.” “Biraz daha huzursuz.” “Gece yarısı bir çatıda olmak gibi.”Son cümle Suno’nun v6 için verdiği örneklerden biri. Teknik olarak baktığımızda bu bir prompt. Kültürel açıdan baktığımızda başka bir şey oluyor: İnsan ilk kez ses mühendisliği terminolojisini bilmeden sesin duygusal yapısını doğrudan tarif edebiliyor. Eee bence Suno v6’nın asıl haberide burada. Bir başka gelişme de müzik endüstrisinin tavrında. Yeni model Warner Music Group, BMG ve Believe gibi sektör oyuncularıyla yapılan anlaşmaların ardından geliştirildi. Daha birkaç yıl önce yapay zeka müzik şirketleri açısından ağırlıklı olarak telif problemi olarak görülürken, şimdi lisanslama ve gelir paylaşımı modelleri konuşuluyor.Bu, yapay zeka ile müzik endüstrisi arasındaki gerilimin bittiği anlamına gelmiyor. Tam tersine telif, sanatçı rızası, eğitim verileri ve üreticinin kim olduğu soruları daha da büyüyecek. Fakat tartışmanın ekseni değişiyor.Asıl soru artık “Yapay zeka müzik yapabilir mi?” değil. Yapabiliyor.Lakin yeni soru şu:Sesi bu kadar kolay yönetebildiğimiz bir dünyada, müzisyen olmak ne anlama gelecek?Belki de yakın geleceğin yaratıcı insanını enstrümanı ne kadar iyi çaldığı kadar başka bir özellik tanımlayacak: Ne duymak istediğini ne kadar iyi bildiği. Çünkü üretim araçları ucuzladıkça zevk pahalılaşır. Herkesin ses üretebildiği bir dünyada farkı, sesi çıkarabilmek değil, hangi sesin neden çıkması gerektiğini bilmek yaratacak.Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.