Geçenlerde Türkiye’de ev içi bakım yükünün kadınlar arasında paylaşıldığı, kimi zaman da bu denkleme başka bir coğrafyadan gelen bir kadının emeğinin dahil olduğu çalışma ilişkilerinden konuşuyorduk. Ücretin, yakınlığın, emeğin ve sınırın aynı evin içinde birbirine dolandığı o ilişkilerden.Annem bir yerde durdu ve şöyle dedi: “El elin eşeğini türkü çığıra çığıra suya götürür.”Atasözünün kayıtlardaki hâli, “El elin eşeğini türkü çağırarak arar.” Annemin eşeğiyse kaybolmuyor; bulunuyor, yola çıkıyor, hatta suya kadar götürülüyor.Yine de türkü devam ediyor.Ben sözdeki eşekten çok “el”e takıldım. El kimdi? Aynı işi yapmasına rağmen sonucunun ağırlığını aynı taşımayan mı, yoksa karşısındakinin hayatını kendi hayatının devamı zanneden mi?Üstelik aynı ilişkinin içinde kimin “el” olduğu da sabit değil. Biri “canım” derken ortak bir yakınlık kurduğunu, diğeri aynı kelimeyi yalnızca ilişkinin çalışma dili olarak kullandığını düşünebilir. Mesele yardımın yapılıp yapılmaması değil; aynı davranışın iki zihinde aynı anlama gelip gelmemesi.Aynadan Algoritmaya başlıklı yazımda dijital filtrelerin kararlarımızı nasıl biçimlendirdiğini tartışmıştım. Technoference’ın Dijital Filtre lansmanında ise aynı verinin, onu taşıyan role ve hafızaya göre başka kararlara dönüşebildiğini konuştuk. Şimdi soru biraz daha net:Filtrenin bir coğrafyası var mı?Belki coğrafya algımızın nedeni değil ama hangi yaşamsal ve siyasal hafızalara daha sık maruz kaldığımızın adresi.Aynı sahne, başka anlamTakahiko Masuda ve Richard Nisbett’in kültürlerarası dikkat araştırmasında, Japon ve Amerikalı katılımcılar hareketli su altı sahnelerini izledi. Japon katılımcılar arka plandan ve nesneler arasındaki ilişkilerden daha fazla söz ederken Amerikalı katılımcılar merkezdeki nesneye daha çok odaklandı. Arka plan değiştiğinde Japon katılımcıların nesneyi tanıma performansı da daha fazla etkilendi.Tek bir laboratuvar çalışması iki ülkeyi tarif edemez. Fakat dikkatin kültürel deneyimden tamamen bağımsız olmadığına dair önemli bir işaret veriyor: Birimiz balığı kaydederken diğerimiz balığın içinde yüzdüğü suyu da gördüğünün parçası yapabiliyor.Aynı ayrışma kelimelerde de var. ABD ve Japonya’daki üniversite örneklemlerini karşılaştıran özrün kültürel işlevine ilişkin iki çalışmada, özür dilemek ABD örnekleminde kişisel kusur ve sorumlulukla daha sıkı bağ kurarken Japon katılımcılar kişisel olarak sorumlu olmadıkları durumlarda da özür dilemeye daha yatkındı. “Özür dilerim” bir masada kusurun kabulü, diğerinde ilişkinin gördüğü hasarın tanınması için söylenebiliyor.Şirket için çıkarım basit ama ucuz değil: Aynı sunumu izlemek aynı meseleyi görmek, aynı kelimeyi kullanmak aynı sosyal işi yapmak anlamına gelmiyor. Bir pazara girerken “Mesajımız doğru çevrildi mi?” kadar “İnsanların dikkati nereye gidiyor ve bu kelime burada ne hissettriyor?” diye de sormak gerekiyor.Coğrafya harita değil, hafızaStasi gözetimi ile güven arasındaki ilişkiyi inceleyen bir araştırma, eski Doğu Almanya’da muhbir yoğunluğunun daha yüksek olduğu bölgelerde kişilerarası ve kurumsal güvenin birleşmeden yıllar sonra dahi daha düşük seyrettiğini gösteriyor. Çalışma bugünkü her davranışı geçmiş rejimle açıklamıyor ancak siyasal gözetimin kurumlar ortadan kalktıktan sonra bile güven üzerinde kalıcı izler bırakabildiğine dair güçlü kanıtlar sunuyor.İş dünyasına uzanan kısmı araştırmanın doğrudan bulgusu değil, sınanması gereken çıkarımımız: Bir şirketin daha fazla veri talebi bir pazarda kişiselleştirme, başka bir tarihsel hafızada gözetim sinyali olabilir. Haftalık raporlama bir ekipte düzen, diğerinde şüphe; yöneticinin geri çekilmesi bir çalışanda özerklik, diğerinde sahipsizlik duygusu yaratabilir. Bir veri talebi bugünün ekranında belirir. Ona verilen cevap bazen dünün rejim hafızasından gelir.Özgüvenli Yanılmalarİş hayatında bu hata çoğu zaman yakınlıkla büyüyor. Kurucu, ortağının da kalıcı bir kurum inşa etmek istediğini varsayarken diğeri şirketi iyi bir çıkışa hazırlıyor olabilir. Yatırımcı yönetişim konuştuğunu sanırken girişimcide bu kontrol olarak duyuluyor. Danışman ortak akıl ürettiğini düşünüyor, müşteri uygulanacak hazır bir cevap satın aldığını varsayıyor. Aynı masada oturmak, aynı geleceğe baktığımız anlamına gelmiyor.Peki çözüm başkasının gözlüğünü takmak mı?Tal Eyal, Mary Steffel ve Nicholas Epley’nin perspektif alma üzerine yayımladığı 25 deneyde, başka insanların perspektifini almaya çalışmak doğruluğu düzenli biçimde artırmadı. Hatta genel olarak doğruluğu azaltırken bazı durumlarda insanların tahminlerine duyduğu güveni yükseltti. İşe yarayan, karşı tarafın zihnini daha kuvvetli hayal etmek değil; onunla konuşup yeni bilgi edinmekti. Başkasının gözlüğünü taktığımızı sanmak yetmiyor. Numarasını yine kendimiz uyduruyorsak, bu kez yalnızca daha özgüvenli yanılıyoruz.LÂL Project | Anlam Eşdeğerliği GörüşmesiBu yanılmayı küçük bir araştırmayla görünür kılmak mümkün. Anket sorularının insanlar tarafından nasıl anlaşıldığını sınamak için kullanılan CDC/NCHS bilişsel görüşme yöntemini bir iş kararına uyarlayabilirsiniz.“Size güveniyoruz”, “Verilerinizi deneyiminizi geliştirmek için kullanıyoruz” ya da “Bu konuda özgürsünüz” gibi gerçek bir cümle seçin. Önce ekibiniz bu cümlenin karşı tarafta ne anlama geleceğini yazsın. Sonra hedef gruptaki insanlara sorun:Bu cümle size bizim hakkımızda ne anlatıyor?Bundan sonra ne olmasını bekliyorsunuz ve hangi küçük değişiklik anlamı tersine çevirir?Küçük bir pilot elbette bir toplumu temsil etmez. Fakat daha büyük araştırmanın nereden başlaması gerektiğini gösterebilir.Başka coğrafyalarda büyümek isteyen bir şirketin ihtiyacı kültürel özellikler listesi değil; kendi davranışlarının karşı tarafta nasıl anlamlandırıldığını gösteren bir anlam haritası. Pazara girişten çalışan deneyimine, yatırımcı ilişkisinden kriz iletişimine kadar araştırılacak asıl alan burada açılıyor.Coğrafya bize cevap vermiyor. Daha iyi bir araştırma sorusu veriyor.Normal dediğimiz şey de belki herkesin üzerinde uzlaştığı şey değil; yeterince uzun süre maruz kaldığımız için açıklama gerektirmediğini düşündüğümüz şey.Aynı eşek. Aynı su. Başka normal.Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.