Düşünün… Şirketiniz bir gemi.Kimi zaman sakin sularda süzülüyor, kimi zaman fırtınalarla boğuşuyor.Bir limandan diğerine yol alıyor, bazen sığınacak bir koy arıyor.Peki, bu geminin kaptanı kim?Ve o kaptan, her suda aynı ustalıkla yüzebiliyor mu?Çalıştığım şirketten ayrılıp danışmanlığa başladığım dönemin başında, ilk kez bir otomotiv firmasının kapısından danışman olarak içeri girmiştim. Beni çağırmışlardı çünkü “bir şeyler ters gidiyordu.” Şirketin satışları düşmüş, ekipte huzursuzluk artmış, müşteri memnuniyeti gerilemişti. Herkes bir şeylerin farkındaydı ama kimse ne yapacağını bilmiyordu.İlk görüşmemi şirketin kurucusuyla yaptım. Gururlu, mücadeleci ve tecrübeli biriydi. Bu işletmeyi sıfırdan kurmuş, büyütmüş, her zorluğun üstesinden gelmişti. Ancak fark ettiğim önemli bir şey vardı: Bu geminin kaptanı hiç dümeni bırakmamıştı. Ne zaman bir değişiklik gerekse, tek başına karar vermiş, bizzat uygulamıştı. Kimseye yetki vermemişti. Bu yüzden de gemi artık yönünü kaybetmişti.O gün dedim ki: “Burası fırtınalı bir boğaz… Ne kadar tecrübeli olursanız olun, bu sulardan bir kılavuz kaptan olmadan geçmek risklidir.”Bilirsiniz, denizcilikte kılavuz kaptanlar vardır.Limanlar, boğazlar, dar geçitler... Buralarda seyir her zaman kolay değildir.Denizin görünmeyen akıntılarını, kayalıklarını, ani manevraları bilen biri gerekir.Bu kişi bazen sadece yön gösterir, bazen de geçici olarak dümene geçer. Ama esas görevi, gemiyi güvenle limana ulaştırmaktır.İşte biz de iş dünyasında bu görevi üstleniyoruz.Bizi “Yönetim Danışmanı” olarak bilirler.Ama aslında biz, fırtınada yolunu arayan gemilere geçici kılavuzluk yapan insanlarız.Bugüne dek birçok şirkette benzer manzaralar gördüm.Bazısı dev bir transatlantik gibiydi, bazıları ise küçük bir balıkçı teknesi.Ama ortak noktaları şuydu: Yeni rotalara çıkarken, bilmedikleri sularda yardım almaya ihtiyaç duyuyorlardı.Ne kadar iyi bir kaptan olursa olsun işletme sahibi:Her denizi bilemez.Her fırtınaya karşı koyamaz.Her zaman yol haritasını tek başına çizemez.Hatta bazı sularda, kılavuz kaptan olmadan seyretmek yasaktır.Tıpkı Türk boğazlarında olduğu gibi…150 metre üzerindeki gemiler, kılavuz kaptan ve römorkör eşliğinde geçiş yapmak zorundadır.Aksi halde küçük bir hata, büyük bir kazaya neden olabilir.Bugün iş dünyası köklü bir dönüşüm sürecinden geçiyor.1930’lardaki sanayi devrimi neyse,dijital devrim de günümüzde benzer ölçüde sarsıcı bir deneyim yaratıyor. Rüzgâr yön değiştirdi.Dalgalar büyüdü.Boğaz daraldı.Üstelik tayfalar da değişti.Yeni nesil çalışanlar uzun yolculuklar değil, kısa ama anlamlı seyirler istiyor.Sabır, sadakat, alışkanlık gibi kavramların yerini; esneklik, ilham ve çeşitlilik aldı.Bugün hâlâ danışmanlık yapıyorum.Her girdiğim şirkette önce dinliyor, sonra haritayı çıkarıyorum.Liman belli mi?Rota çizilmiş mi?Gemideki tayfalar hazır mı?Ve en önemlisi: Kaptan gerçekten yardıma açık mı?Kimi zaman sadece tavsiyelerle yol gösteriyorum.Kimi zaman geçici olarak dümene geçiyorum.Ama ne olursa olsun, hedef belliyse – limana varılır.Yeter ki yön kaybolmasın, pusula çalışsın.Ve Son Söz: Rotanız Neta OlsunDenizcilikte “neta” demek, her şeyin muntazam, düzenli ve güvenli olduğu anlamına gelir.Tıpkı bir şirketin huzur içinde, hedefe doğru yol alması gibi.Kaptan köşkünde huzurla oturun.Kayalara çarpmadan geçin boğazları.Büyük okyanuslara açılın.Rotanızı belirleyin.Tayfalarınızı hazırlayın.Ve gerektiğinde bir kılavuz kaptandan yardım istemekten çekinmeyin.Her gemi limana varır.Yeter ki rotası net, kaptanı açık görüşlü ve pusulası sağlam olsun.Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.