Zaman zaman bana şu soru yöneltiliyor:“Gençlerle çalışmak sana ne hissettiriyor?”Cevabım net:İlham, umut ve cesaret.Zamanla yarışan bir dünyada aslında durup bakmamız gereken en kıymetli pusula, gençlerin gözlerindeki ışıltı. Onların hayalleri, planları, tutkuları ve soruları bana her defasında şunu sorduruyor: “Biz onlara mentorluk yaparken, gerçekten kime daha çok şey katıyoruz?”25 yılı aşan mesleki yolculuğumda birçok profesyonelle çalıştım. Ama son yıllarda üniversitelerde, STK’larda ve gençlik platformlarında mentorluk yaptığım gençlerle kurduğum bağ beni bir profesyonel olarak değil, bir insan olarak da dönüştürdü.Gençlerle yol arkadaşlığı yapmak, sadece onlara bir şeyler aktarmak değil, onlardan öğrenmek, dönüşmek ve geleceğe başka bir gözle bakabilmek demek. Onlarla geçirdiğim her an, bana sadece mesleki değil, insani olarak da ne kadar besleyici bir yolculukta olduğumu hatırlatıyor.Gençler kararlılıkla hayal kuruyorlar. Gündemi takip ediyor, teknolojiyi özümsüyor, toplumsal meselelere duyarlılık gösteriyor, girişimcilikten sanata kadar her alanda fikir geliştiriyorlar. Yalnızca öğrenmek değil; katkı sunmak, sorumluluk almak ve fark yaratmak istiyorlar. Ve ben mentorluk yaptığım her bir gençte geleceğe tutunan güçlü bir parıltı görüyorum.Yolculuğun Bana Açtığı PencereGençlerle birlikteyken sadece rehberlik etmiyorum, aynı zamanda yeniden şekilleniyorum. Çünkü onların sorduğu sorular, hayata dair yaklaşımları, beni de kendimle yeniden tanıştırıyor.Ayrıca mentorluk sürecinde sıkça karşılaştığım birkaç ortak eğilim var:• Aynı anda çok şeye yetişmeye çalışma• Mükemmel olmadan yola çıkamama• Zamanla yarışma hâliBu üç davranış biçimi bugünün hızlı ve rekabetçi düzeninde hepimizi içine çekiyor. Fakat gençlerin en ilham verici yanı şu: Bunların içinden geçerken bile üretmeye, düşünmeye, paylaşmaya devam etmeleri.Böyle durumlarda onlara verdiğim en temel mesajsa şu oluyor: “Hayat bir yarış değil, bir yolculuk. Kendine ait olan yolda, kendi ritminde yürümek en kıymetlisi.”Gençlerden ÖğrendiklerimGençlerle çalışmak bana sabırlı olmayı, cesur düşünmeyi ve bazen bilmediğimi kabul edebilmeyi hatırlatıyor.Onlardan öğrendim ki:Cesaret sadece risk almak değil, kırılganlıkla yürümeyi göze almak.Soru sormak, bilgiden daha güçlü bir eylem, doğru zamanda gelen bir “Neden?” her şeyi değiştirebilir.Esneklik yalnızca değişime uyum sağlamak değil, değişimi birlikte şekillendirmeye açık olmak.Ve belki de en önemlisi birlikte yürümek, yargılamadan, yön çizmeden, alan açarak var olmak.Bu sebeple onlara rehberlik ederken, aslında ben de kendi yolumu aydınlatıyorum.Umudun ve Mücadelenin Günü: 19 MayısGençlerle birlikte çalışmak ve onlarla zaman geçirmek beni her zaman besliyor. Ve bugün, 19 Mayıs’ta bu satırları yazmak beni ayrıca çok heyecanlandırıyor. Çünkü 19 Mayıs bir bayram olmaktan çok daha öte; bir fikrin cesarete, cesaretin eyleme dönüştüğü gündür.Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Bütün ümidim gençliktedir.” diyerek emanet ettiği bu eşsiz miras, bugün gençlerin fikirlerinde, yaratıcılığında ve cesaretinde yaşıyor.Bugün, yalnızca bir bayram değil. Özgürlüğü hatırladığımız, yenilenmeye cesaret ettiğimiz, geleceğe birlikte yürümeye söz verdiğimiz gündür.Gençler kendi yollarını cesaretle çizsin, hayalleri birer birer gerçeğe dönüşsün. Ve biz yalnızca onları izleyen değil, yanlarında yürüyen, onlara yol açan ve güç veren olalım. Çünkü gelecek sadece onlarla değil, onlarla birlikte kurulur.19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’mız kutlu olsun.Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.