Bir çoğumuza “uyusun da büyüsün” dendi, ninni, ninni. Büyüme, zamana bırakılan bir süreçten hani. Doğal, yavaş, organik. Şimdi başka bir ninni dillendi, uyumayan, bekletmeyen. Repetetif tek cümle: “büyüsün de büyüsün.”Bu artık ekonomik bir hedef değil, psikolojik bir ihtiyaç.Ciro büyüsün.Kullanıcı büyüsün.Değerleme büyüsün.Grafik yukarı gitsin.Ekranlarda yeşil oklar yükseldikçe içimiz rahatlıyor. Çünkü beyin artışı ödül olarak kodlar. Hazzımızda zaten artışa tepki verir; dengeye değil. Yatay çizgi zaten ilgi de çekmez. Yükselen çizgi gaza getirir. Bu yüzden “istikrar” kimseyi heyecanlandırmaz ama “%300 büyüme” alkış alır.Büyüme bir noktadan sonra rasyonel hedef olmaktan çıkar, “kolektif transa” dönüşür.Fintech dünyasında bu trans daha görünür olabilir. Sebebi basit; 5G ile gecikme azalması, ödeme sistemleri hızlanması, sınırlar silikleşmesi. Para dolaşımın hızının artması, büyüme beklentisi de ivmeleniyor. Hız artık sadece teknik bir parametre değil; zihinsel eşik haline geliyor. Dün bir yılda olan artış, bugün bir çeyrekte bekleniyor. Yarın bir haftada istenecek. Sonrasını sen düşün işte. Sorun burada başlıyor.Çünkü büyüme hızlandıkça gerçeklik algısı yavaşlamıyor; tam tersine eğiliyor. Sayılar büyüdükçe ölçek duygusu kayboluyor. Milyon sıradanlaşıyor. Milyar normalleşiyor. Bu, ekonomiden çok bilinç mevzusu.Tarihte “büyü” de hep aynı yöntemle çalışır: Algıyı yönlendirir, dikkati belirli bir noktaya sabitler. El hareketi başka yerdeyken göz başka yere bakar. Modern büyücü şapka kullanmaz; grafik kullanır. Duman çıkarmaz; veri gösterir. Kalabalığı ikna etmek için söze değil, artışa yaslanır.Hokus pokus ve “Bak, yükseliyoruz.”Yükselmek her zaman ilerlemek olmasa bile yukarı doğru hareket, zihinde kutsal bir yön duygusu yaratıyor. Yukarı iyi, aşağı kötü kodlanıyor. Bu kodlama eski, çok eski. İnsanlık tarihinin katmanlarında saklı. Yüksek olan merkezdir, görünürdür, güçtür. Aşağı olan görünmezdir.Büyüsün de büyüsün derken, aslında o eski yön duygusunu besliyoruz.Üretim ekonomisinde de tablo benzer. Kapasite artsın, hat genişlesin, ihracat büyüsün. Robot sayısı çoğalsın. Verimlilik yükselsin. Endüstri 5.0 insanla makinenin uyumundan söz ediyor. Ama kimse şu soruyu yüksek sesle sormuyor: Büyüyen yapı, bilinci de büyütüyor mu?Çünkü her artış, beraberinde bir gerilim de üretiyor. Sinir sistemi hız arttıkça “alarm modu”na daha yatkın hale geliyor, unutma. Sürekli genişleyen hedefler, kronik bir eksiklik hissi doğuruyor. Bir eşik geçildiğinde rahatlama “ohh bee”leri yerine yeni eşik tanımlanıyor. Bu, dopamin döngüsünün temel mekanizması; Tatmin değil, Takip üretiyor.Büyümenin büyüsü tam da burada çalışıyor.Kalabalıklar aynı ritmi tekrar ediyor. Hep bir dimadan “Daha fazla. Daha hızlı. Daha yukarı.” Bu tekrar bir süre sonra teknik strateji olmaktan çıkıp, neredeyse ritüele dönüşüyor. Sunumlar birer ayin gibi yapılmaya başlıyor. Grafikler kutsal bir metin gibi okunup, izleyeni aynı yöne baktırıyor.Ve kimse şunu sormuyor: Nereye?Gerçek güç her zaman görünür olanın içinde değildir. Bazen genişlemek değil, sınır çizmek ustalıktır. Bazen artış değil, ölçü bilmek büyüktür. Ama ölçü sessizdir. Gürültü çıkarmaz. Alkış toplamaz.“Büyü”sünde büyüsün çağında en radikal hareket, büyümeyi sorgulamaktır.Çünkü büyü, ancak fark edilmediğinde etkilidir.Fark edildiği an, çözülmeye başlar.Ve her yükselen grafik, aynı zamanda bir gölge üretir.Gölgenin boyu uzadıkça, ışığın yönünü anlamak zorlaşır.Belki de asıl mesele büyümek değil.Büyünün farkında kalabilmek.Bu yazı, Inc. Türkiye Mart - Nisan 2026 sayısında yayınlanmıştır. Abonelere özel çok daha fazla içerik için şimdi size özel tekliflerimizi inceleyin!Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.