Ofis dedikodusunun iyi bir şey olmadığını düşünüyor olabilirsiniz. En iyi ihtimalle bu durum, çalışanların işe odaklanmak yerine su sebilinin başında vakit geçirip başkalarının arkasından konuştuğu anlamına gelir. En kötü ihtimalle ise dedikodunun sınırı aşması ve taciz ya da ayrımcılık boyutuna ulaşması durumunda hukuki sorunlara bile yol açabilir.Ancak yeni bir araştırma dedikoduya bambaşka bir açıdan bakıyor: Aslında dedikodu kötü değil, tam tersine iyi bir şey olabilir. Çünkü çalışanların birbirleriyle bağ kurmasına yardımcı olarak ekip çalışmasını ve verimliliği güçlendirebilir.İlginçtir ki en azından çalışanlar açısından bakıldığında ofis dedikodusunun faydaları, sohbetin konusu patron olduğunda daha da belirginleşiyor. Rutgers Üniversitesi öncülüğünde yürütülen ve farklı üniversitelerden araştırmacıların da katkı sağladığı bir çalışma tam olarak bunu ortaya koyuyor.Araştırmacılar uzun bir dönem boyunca yüzlerce ofis çalışanıyla görüşerek veri topladı. Amaç, çalışanların işleri ve yöneticileri hakkında dedikodu yaptıktan sonra kendilerini nasıl hissettiklerini ve iş yerinde nasıl davrandıklarını anlamaktı. Aynı şekilde, dedikodu yapmayan çalışanların davranışları da incelendi. Rutgers’ın yayımladığı rapora göre sonuçlar oldukça çarpıcıydı.Öncelikle yöneticileri hakkında olumsuz konuşan çalışanların, sonrasında bir süre patronlarından uzak durma eğilimi gösterdiği görüldü. Rapora göre bunun nedeni çoğu zaman “suçluluk duygusu, utanç ya da söylediklerinin ortaya çıkmasından duyulan endişe”ydi. Bu bulgu ofis dedikodusuna izin vermenin açık bir riskini de gösteriyor: Dedikodu, üretkenliği olumsuz etkileyebilir.İkinci olarak, çalışanların dedikodu yaptıktan sonra kendilerini ekip arkadaşlarına daha yakın hissettikleri görüldü. Bu tür gayriresmî sohbetler çalışanlar arasında bir tür yoldaşlık duygusu yaratıyor ve ekip ruhunu güçlendiriyor. Araştırmacılar bunun sonucunda çalışanların “o gün daha işbirlikçi davrandığını” belirtiyor.Veriler ayrıca dedikodunun olumlu etkisinin özellikle çalışanlar duygusal ya da sözlü olarak incitici davranan bir yöneticiden söz ettiğinde daha güçlü olduğunu gösteriyor. Bu tür durumlarda dedikodu, lideri adeta “ortak bir rakip” konumuna getiriyor. Bu da çalışanların birbirine daha sıkı bağlanmasına ve karşılıklı destek geliştirmesine zemin hazırlıyor.Çalışmanın yazarlarından biri olan Rutgers Üniversitesi Yönetim ve Çalışma İlişkileri Okulu profesörü Rebecca Greenbaum ise yaptığı açıklamada araştırmanın “dedikodunun neden bizde karmaşık duygular yarattığını ve günün geri kalanında çalışma biçimimizi nasıl etkileyebildiğini” ortaya koyduğunu söylüyor. Greenbaum’a göre dedikodu, çalışanların bağ kurması için “tek yol ya da en iyi yol” değil. Ayrıca araştırma çalışanların özellikle zorba yöneticiler hakkında konuşmayı bilinçli biçimde bir sosyal destek yöntemi olarak kullanmasını da önermiyor.Asıl önemli olan, çalışmanın dedikodunun iş hayatında tamamen göz ardı edilemeyecek bir rolü olduğunu göstermesi. Olumsuz yönleri olsa bile dedikodunun sosyal işlevi var. Greenbaum’un ifadesiyle “dedikodu ve duygularımız, sosyal olarak hayatta kalma ihtiyacımızın bir parçası.” Bazen kendi olumsuz davranışlarımızdan doğan rahatsızlık nedeniyle, hakkında konuştuğumuz kişilerden uzak durarak kendimizi koruruz. Bazen de yaşadıklarımızı anlayan insanlara yakın hissetmek için dedikodu yaparız.İşyerinde dedikodunun rolü uzun süredir tartışılıyor. 2019’da bazı uzmanlar dedikoduyu şirket kültürünün olumlu yönleri için “sürekli var olan zehirli bir tehdit” olarak nitelendirmişti. Onlara göre kontrolsüz biçimde yayılmasına izin verilirse dedikodu, iş yerinde bağlantı ve uyum yaratması beklenen kültürel yapıyı tamamen zayıflatabilir.Yine 2019’da yapılan başka bir araştırma ise farklı bir tablo ortaya koydu. Kuzey Amerika’da beyaz yakalı çalışanlar arasında yapılan ankete göre çalışanların yaklaşık dörtte üçü ofiste iş yeri meseleleri ya da iş arkadaşları hakkında dedikodu yaptığını kabul ediyor. Araştırma ayrıca kadınların erkeklere kıyasla dedikodu yaptıklarını daha fazla kabul ettiğini gösteriyor; yüzde 79’a karşı yüzde 55. Ancak ilginç bir şekilde erkeklerin dedikoduya ayırdığı süre daha fazla. Erkekler haftada ortalama yaklaşık bir saat bu tür sohbetler yaptığını söylerken, kadınlar bunun yarısı kadar zaman harcadıklarını belirtiyor.Geçen yıl ise bazı uzmanlar, iyi liderlerin iş yerinde “pozitif dedikodu” olarak adlandırılan yaklaşımı bilinçli biçimde kullanabileceğini öne sürdü. Bu yaklaşım, Rutgers araştırmasının ortaya koyduğu bulgularla da büyük ölçüde örtüşüyor.Peki bu şirketiniz için neden önemli?Bir lider olarak bu veriler, işyeri kültürünü nasıl yönettiğinizi yeniden düşünmenize neden olabilir. Hatta çalışanların arkanızdan konuştuğunu öğrendiğinizde nasıl tepki verdiğinizi de gözden geçirmenizi gerektirebilir.Çalışanlarınızın dedikodu konusunda bazı kırmızı çizgeleri bildiğinden emin olduğunuz sürece, yani bir iş arkadaşını bilinçli olarak incitmeye yönelik konuşmaların kabul edilemez olduğunu açıkça belirlediğiniz sürece, çalışanların zaman zaman sizi eleştirmesine ya da zorlu bir görev hakkında yakınmasına izin vermek üretkenliği bile artırabilir.İş yerinde arkadaşlıkların giderek azaldığı bir dönemde, ekip çalışmasını güçlendirecek her unsur üzerinde düşünmeye değer.Orijinal Yayın Tarihi: 5 Mart Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.