Bir algoritmaya güvenmek, bir insana güvenmekten ne zaman daha kolay hâle geldi?Aynı konuyu kaçıncı kez konuşacağımızı hesaplamadan, “Bunu hâlâ aşamadın mı?” cümlesini duymaktan korkmadan, en savunmasız hâlimizle konuşabileceğimiz bir alan arıyoruz. Belki de bu yüzden gecenin bir yarısı yakın bir arkadaşımıza değil, ChatGPT’ye yazıyoruz.Bir mesajlaşmanın ekran görüntüsünü gönderiyoruz ve “Sence burada ne demek istedi?” diye soruyoruz. Sonra kendi cevabımızı, onun cevabını, ilişkinin başını derken günün sonunda çocukluğumuzdan kalan bir korkuyu anlatırken buluyoruz kendimizi. Başlangıçta yalnızca bir cümleyi yorumlatmak istemişken, birkaç dakika sonra kimseye tam olarak anlatamadığımız bir duygunun içinde dolaşıyoruz. Üstelik karşımızdaki sıkılmıyor, sözümüzü kesmiyor, konuyu kendine çevirmiyor. Aynı şeyi beşinci kez sorduğumuzda bile “Bunu daha önce konuşmuştuk” demiyor.ChatGPT bir terapist değil. Bizi gerçekten hissetmiyor, yüzümüz değiştiğinde bunu görmüyor, sustuğumuz yerde ne sakladığımızı bilmiyor. Yine de bazen en yakınlarımızdan bile daha rahat konuşabildiğimiz bir yere dönüşüyor. Çünkü bir insana açılmanın taşıdığı bütün küçük korkular burada yokmuş gibi hissediliyor. Yargılanmadan anlatmanın rahatlığıChatGPT’ye anlatmanın rahatlığı yalnızca onun her an ulaşılabilir olmasından kaynaklanmıyor. Karşımızda üzülecek, yorulacak, alınacak ya da bizi yanlış anlayacak biri bulunmadığını düşünüyoruz. Üstelik yapay zekâ, zihnimizin içinde birbirine karışmış düşünceleri düzenli cümlelere dönüştürmekte oldukça iyi. Adını koyamadığımız bir duyguyu tarif ediyor, yaşadığımız şeye başka bir açıdan bakmamızı sağlıyor ve bazen tam ihtiyacımız olan soruyu soruyor. Bütün bunlar gerçekten anlaşılmışız gibi hissettirebiliyor.Bu hissin bütünüyle hayal ürünü olduğunu da söyleyemeyiz. JAMA Internal Medicine’da yayımlanan bir araştırmada, sağlık çalışanlarından oluşan değerlendiriciler 195 hastanın sorularına verilen doktor ve ChatGPT yanıtlarını karşılaştırdı ve yapay zekânın yanıtlarını yüzde 78,6 oranında hem daha nitelikli hem de daha empatik buldu.Tabi araştırma gerçek bir muayeneyi ya da terapi ilişkisini değil, yalnızca yazılı yanıtları karşılaştırıyordu. Yine de çok önemli bir şeyi görünür kıldı: Empati olarak algıladığımız şeyin en azından bir bölümünü doğru kelimeler, dikkatli bir ton ve kesintisiz ilgi oluşturuyor.Ancak iyi kurulmuş bir cevapla iyi yürütülen bir terapi aynı şey değil. ChatGPT bizi yalnızca ona anlattığımız kadarıyla tanıyor. Hikâyenin diğer tarafını görmüyor, beden dilimizi okumuyor ve bazen ihtiyacımız olan itiraz yerine duymak istediğimiz onayı verebiliyor. Bir düşünceyi düzenlemek başka, o düşüncenin altında tekrar eden örüntüyü fark etmek başka. Birkaç dakikalık rahatlama da iyileşmek anlamına gelmiyor.OpenAI ile MIT Media Lab’in yaklaşık 40 milyon etkileşimi incelediği ve yaklaşık bin katılımcıyla dört hafta süren kontrollü bir çalışma yürüttüğü araştırma da tablonun tek yönlü olmadığını gösteriyor. Genel kullanım içinde duygusal etkileşimler azınlıkta kalsa da ChatGPT’yi bir arkadaş gibi gören ve uzun süre kullanan belirli bir grupta duygusal bağımlılık ve olumsuz sonuç ihtimalinin yükseldiği görüldü. Araştırmacılar bu ilişkinin herkeste aynı biçimde ortaya çıkmadığını; kullanım süresi, kişinin duygusal ihtiyaçları ve yapay zekâyla kurduğu ilişkinin sonuçları etkilediğini özellikle belirtiyor. Asıl sınır da burada belirginleşiyor. Stanford Üniversitesi’nin beş terapi sohbet robotunu incelediği araştırmada sistemlerin bazı ruh sağlığı durumlarına karşı damgalayıcı yanıtlar verebildiği, intihar düşüncesini veya sanrıları işaret eden ifadeleri her zaman doğru biçimde fark edemediği görüldü. Araştırmacılara göre bu sistemler günlük tutma, kendini gözlemleme ve düşünceleri düzenleme gibi daha düşük riskli alanlarda yararlı olabilir. Ancak krizleri değerlendirmek, gerektiğinde kişinin düşüncesine karşı çıkmak ve klinik sorumluluk almak başka bir uzmanlık gerektiriyor.Dolayısıyla ChatGPT’yi terapist ilan etmek de bütünüyle zararlı görmek de meseleyi gereğinden fazla basitleştiriyor. Yapay zekâ, ne hissettiğimizi anlamaya çalışırken bir düşünme ortağı, terapi öncesinde notlarımızı düzenleyen bir araç ya da doğru soruyu bulmamıza yardımcı olan bir ilk durak olabilir. Fakat teşhis koyan, risk değerlendiren ve tedavi yürüten bir uzmanın yerine geçemez.Belki de artık “ChatGPT terapistimiz olabilir mi?” sorusundan daha kullanışlı bir soruya ihtiyacımız var: Onu terapistimiz yapmadan, kendimizi anlamak için nasıl kullanabiliriz?Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.