11 yaşındaki torunumuz oldukça iyi bir gitarist. Aslında bu o kadar da şaşırtıcı değil: Açıkça bir yeteneği var (yani bir beceriyi öğrenme hızı yüksek) ve bu yeteneğini geliştirmek için zaman ve emek harcamaya istekli hatta bundan keyif alıyor.Gitar çalmayı çok seviyor. Büyüyünce ne olmak istediğini sorduğunuzda ise hiç düşünmeden “müzisyen” diyor.Harika ama geçen gün kendimi ona müzikle geçinmenin ne kadar zor olduğunu anlatmaya başlarken yakaladım. O anda fark ettim ki pek çok ebeveynin yaşadığı bir ikilemin içindeyim. Pew Research Center tarafından yayımlanan bir araştırmada ebeveynlere, çocuklarının yetişkin olduklarında iyi bir yaşam sürmeleri için en önemli gördükleri değerler sorulmuş. Katılımcıların yaklaşık yüzde 90’ı, finansal güvenceyi ya da “sevdikleri bir işi yapmayı” ilk sıraya koymuş.Bir çelişki var mı? Bir açıdan evet.Finansal bağımsızlık, başlı başına değerli bir hedef. Çünkü belirli bir ekonomik güvenlik, insana daha fazla seçenek ve daha güçlü bir kontrol hissi sağlar. Sevdiğin işi yapmak da öyle. Bu da son derece anlamlı bir hedef.Sonuçta mesele, herkes için anlamlı olacak dengeyi bulmak. Genel olarak çoğumuz, çok daha fazla para için biraz daha az tatmine razı olabiliriz; ya da daha fazla tatmin için biraz daha az kazancı kabul edebiliriz. İkisini birden yakalamaksa asıl zor olan.Torunum hayali Metallica’dan Kirk Hammett, Avenged Sevenfold’dan Synyster Gates ya da Jack White gibi olmak. Çünkü onlar hem sevdikleri işi yapıyor hem de iyi kazanıyor.Ama çoğu müzisyen için durum böyle değil. Aslında pek çok meslek için de geçerli olan bu. Örneğin girişimciler. İş dünyasında büyük başarı yakalayan startup kurucuları, çoğu zaman neredeyse sadece işlerine odaklanarak, imkânsız denecek kadar uzun saatler çalışıyor. Ve birçok durumda, hatta belki çoğunda, kişisel hayatları bunun bedelini ödüyor.Peki bu adil bir takas mı? Kendi çocuğun ya da torunun için bunu uygun bulur muydun?Aslında adil olup olmaması çok da önemli değil. Çünkü bu tür takaslar kaçınılmaz.Eğer çocuklarınız bir gün çok para kazanır ama yine de mutsuz olursa, bu büyük iş başarısının çoğu zaman ağır bir kişisel bedelle geldiğini kabul etmedikleri anlamına gelir. Demek ki onlar için aile, arkadaşlar ve hayatın diğer alanları, para kazanmaktan daha önemli.Ve bu tamamen normal.Öte yandan, çocuklarınız bir gün her gün saat 16.00’da işten çıkıp zengin bir kişisel hayat sürmeyi tercih eder ama maddi durumlarından memnun olmazlarsa, bu da yaptıkları seçimin onları zengin etmeyeceğini tam olarak kabullenmedikleri anlamına gelir. Arkadaşlar, aile ve diğer uğraşlar tek başına yeterli olmayabilir.Bu da tamamen normal.Hayatı bölmelere ayırmak uzun vadede işe yaramaz. İş başarısı, aile ve arkadaşlar, kişisel hedefler ve ilgi alanları… Hayatın hiçbir alanı diğerinden bağımsız değildir. Hepsi bir bütünün parçasıdır ve birine daha fazla odaklandığınızda, diğerine ayırdığınız dikkat otomatik olarak azalır.Daha fazla para kazanmak mı istiyorsunuz? Kısa vadede başka bir şeyden feragat etmeniz gerekir.Arkadaşlarınıza daha fazla zaman ayırmak, bir hobiye yönelmek, yan bir iş kurmak ya da daha fazla boş zaman yaratmak mı istiyorsunuz? Yine kısa vadede başka bir şeyden ödün vermeniz gerekir.Bu yüzden araştırmaya katılan ebeveynlerin çocukları için istedikleriyle, bizim çocuklarımız için istediklerimiz aslında çok da belirleyici olmayabilir. Çünkü herkesin başarı tanımı farklıdır. Çocuklarınızın davranışlarını şekillendirmeye çalışmak yerine — örneğin ankete katılan ebeveynlerin neredeyse yarısı, çocuklarının üniversiteye gitmesini istiyor; oysa çocuklarının hangi kariyer yolunu seçeceğini ve üniversitenin bu yolda gerçekten gerekli olup olmadığını bilmiyor olabilirler — onların kendi kararlarını verebilmelerine yardımcı olun.Onların hazır cevaplara ihtiyacı yok. Kendilerine sorabilecekleri, yönlendirmeyen sorulara ihtiyaçları var. Büyürken, kendi kararlarını nasıl alacaklarını öğrenme sürecinde desteklenmeleri gerekiyor. Araştırmalar da bunu doğruluyor: İnsanların kendi cevaplarını yapılandırılmış sorular üzerinden bulmalarına yardımcı olmak, doğrudan tavsiye vermekten çok daha etkili. Psikolog Anthony M. Grant’in çalışmaları, soru odaklı koçluk yaklaşımlarının performansı, öz yeterliliği ve hedeflere ulaşmayı artırdığını gösteriyor.İnsanlara ne yapmaları gerektiğini söylemek yerine doğru sorularla yönlendirmek, onların karar üzerinde sahiplik hissetmesini sağlar. Bu da daha güçlü bir bağlılık ve daha iyi sonuçlar getirir.Örneğin, yirmili yaşlardaki çocuğunuz iyi maaşlı bir işi bırakıp kendi işini kurmayı düşünüyorsa, bunun iyi ya da kötü bir fikir olduğunu söylemeyin. Onun, kendine doğru soruları sormasına yardımcı olun.Jeff Bezos’un sorusu şöyle olabilir: “Bir gün denememiş olmaktan mı yoksa deneyip başarısız olmaktan mı daha çok pişman olurum?”Oprah Winfrey’in sorusu: “Bu geçilmesi gereken bir köprü mü, yoksa yakılması gereken bir köprü mü?”Steve Jobs’un sorusu ise: “Noktaların ileride birleşeceğine inanıyor muyum?”Bir dahaki sefere çocuklarınız sizden tavsiye istediğinde ya da sizin içinizden onlara öneri vermek geldiğinde, ne yapmaları gerektiğini söylemeyin. Hele hele sizin ne yapacağınızı hiç söylemeyin. Onun yerine, kendilerine doğru soruları sormalarına yardımcı olun.Benim durumumda ise torunumun kendine hangi soruları sorması gerektiğini düşünmek için henüz erken. O şu an sadece eğleniyor. Sevdiği bir şeyi keşfediyor. Benim görevim onu desteklemek, takdir etmek ve onun için önemli olan bir şeye ilgi gösterdiğimi hissettirmek. İleride belki doğru soruları bulmasına yardımcı olmam gerekecek. Ama o köprüye gelince geçeriz.Ve eğer o gün gelirse? Ne kadar akıllı olduğumu düşünürsem düşüneyim, önemli olan tek şey onun bu sorulara vereceği cevaplar olacak.Çünkü önemli olan tek başarı tanımı, onun tanımı.Orijinal Yayın Tarihi: 9 Nisan Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.