Bu köşe yazısına, yapay zekâ çağında bile yazmayı neden hâlâ öğrenmeniz gerektiğini anlatarak başlayabilirdim. Ama gerçekten iyi düşünebilmek istiyorsanız, hâlâ iyi yazmayı öğrenmeniz gerektiğini savunan sayısız yazıyı okuma işini size bırakıyorum. Yazı eğitmenlerinden sinirbilimcilere, CEO’lardan edebiyat dünyasının önemli isimlerine, hatta bana kadar pek çok kişi bu konuda zaten yeterince şey söyledi.Bu yazı, yapay zekâ çağında bile yazmanın hâlâ gerekli olduğuna inanan kişiler için. Kafanızdaki düşünceleri sayfada kelimelere dönüştürmenin zaman zaman çıldırtıcı olabilen emeğinin sizi daha zeki, daha sağduyulu bir çalışan ve yurttaş yaptığına inananlar için. Sıralama illa böyle olmak zorunda değil.Artık sıradaki önemli soruya geçmeye hazır olanlar için: Madem yazmak bu kadar önemli, iyi yazmayı öğrenmenin en iyi yolu ne?Elbette kurslara katılabilir, koçluk alabilirsiniz. Ama daha derin bir öz farkındalık, daha güçlü bir zihin ve giderek daha nadir ve değerli hâle gelen bir beceri kazanmak istiyorsanız, aslında ihtiyacınız olan tek öğretmen Ben Franklin.Yöntemi eski. Üstelik zor. Bunu yumuşatmanın pek yolu yok; Franklin’in yöntemini uygulamak gerçekten emek ve bağlılık istiyor. Ama bu yöntem, Amerika’nın kurucu babalarından birini, 200 yıldan uzun süre sonra hâlâ okunan cümleler kurabilen bir yazara dönüştürdü. Sizi de çok daha iyi bir yazar yapma ihtimali oldukça yüksek.Ben Franklin Kendini Nasıl Güçlü Bir Yazara Dönüştürdü?Ben Franklin’in parlak bir zihin olduğu tartışılmaz. Ancak çok iyi bir eğitim aldığı söylenemez; örgün eğitimini 10 yaşında bıraktı. Bu yüzden gençliğinde usta bir yazar değildi. Pek çok öğrencinin hemen tanıyacağı o klasik ebeveyn eleştirisi sahnesinde, babası onu “zarafet, ifade gücü, düzen ve açıklık” bakımından yetersiz bulmuştu.Franklin ise açık ve anlaşılır yazamadığı söylenince bunu sineye çekecek biri değildi. Otobiyografisinde, yazısını geliştirmek için uyguladığı kendi kendine çalışma yöntemini anlatır. Yöntem beş adımdan oluşuyordu:Sevdiği yerel dergiyi okuyor ve beğendiği bir yazıyı seçiyordu.Yazının içeriğine dair kısa notlar alıyordu.Okuduklarını büyük ölçüde unutana kadar bu notları bir kenara kaldırıyordu.Sonra yalnızca notlarına bakarak yazıyı yeniden kurmaya çalışıyordu.Kendi denemesini orijinal metinle karşılaştırıyor ve geliştirmesi gereken yerleri not ediyordu.Bu alıştırmayla belli bir beceri kazandığını hissettiğinde işi kendisi için daha da zorlaştırdı. Aynı fikirleri bu kez şiir formunda ifade etmeye çalıştı. Ona göre şiirin daha sıkı yapısı, kafiye ya da ölçüye uyabilmek için onu daha zengin bir kelime dağarcığı bulmaya ve kullanmaya zorluyordu.Bazen de notlarını sırayla takip etmek yerine karıştırıyor, böylece yalnızca yazının içeriğini ve üslubunu değil, yapısını da yeniden kurmaya çalışıyordu.Daha İyi Yazmak İçin Daha Çok OkuyunBu yazıyı okuyan neredeyse hiç kimsenin hayatından zaman ayırıp gazete yazılarını şiire dönüştürmeyeceğine oldukça eminim. Peki neden Ben Franklin’le ilgili bu küçük ayrıntıyı anlatıyorum? Çünkü onun yazmayı öğrenme biçiminin temel ilkeleri, bugün iyi yazmak üzerine verilen pek çok tavsiyeyle şaşırtıcı ölçüde örtüşüyor.Muhtemelen yerel okul yönetimi seçimleri üzerine soneler yazmayacaksınız. Yazarsanız lütfen bana gönderin. Ama Franklin’in çok doğru yakaladığı ilk nokta şu: İyi bir yazar olmak, iyi bir okur olmaktan geçer. Zihninizde ulaşmak istediğiniz yazıya dair çok sayıda örnek yoksa iyi yazmayı öğrenemezsiniz.Korku edebiyatının büyük ismi Stephen King’in söylediği gibi: “Yazar olmak istiyorsanız, her şeyden önce iki şey yapmalısınız: Çok okumak ve çok yazmak.”Harry Potter yazarı J.K. Rowling de aynı fikirde: “Sadık bir okur olmadan iyi bir yazar olamazsınız.”Fantastik edebiyat yazarı Terry Pratchett ise Franklin’in yöntemini neredeyse tek cümlede özetlemişti: “Ağaçlara bakan bir marangoz gibi okuyun.”Franklin, sevdiği yazılara odaklanmayı seçmişti. Siz de hedefinize en uygun örnekleri seçebilirsiniz; ister aşk romanları olsun ister akademik makaleler. Ama şu temel gerçekten kaçış yok: İyi yazının temeli, çok ama çok dikkatli okumaktan geçer.İnsan En İyi Yaparak Öğrenir, Çoğu Zaman Kötü Yaparakİnsan zihninin çalışma biçimini de yok sayamazsınız. Modern sinirbilimciler bu konuda oldukça net: İnsanlar, bir işi nasıl yapacaklarına dair teoriyi pasif biçimde incelemekten çok, o işi aktif olarak yapmaya çalıştıklarında daha iyi öğrenir.Harvard’dan Talia Konkle, yazı yazarken yapay zekâ kullanmanın sorunları sorulduğunda bunu şöyle açıklıyordu: “Bu konuda başvurulabilecek bilişsel bilim bulgularından bazıları aktif ve pasif öğrenme arasındaki farkla ilgilidir. Aktif öğrenme, yani içeriği sizin üretmeniz, akılda tutmayı kolaylaştırır. Örneğin öğrenme biliminin iyi bilinen ‘test etkisi’ güçlü bir bulgudur; test etme, yanıt üretmeye çalışma eylemi, bilginin kalıcılığını artırır.”İstediğiniz kadar yazma tavsiyesi okuyun. Ama bu teoriyi defalarca pratiğe döküp onunla boğuşmadan gerçekten iyi yazmayı öğrenemezsiniz. Nobel ödüllü Richard Feynman gibi isimlerin, öğrenmenin en iyi yolunun öğrendiğiniz şeyi 10 yaşındaki bir çocuğa anlatır gibi yazmaya çalışmak olduğunu söylemesinin nedeni de bu.Bilginizi yazıya dökmeye çalıştığınızda, neyi gerçekten anladığınızı ve neyi yalnızca anladığınızı sandığınızı fark edersiniz. Bu çoğu zaman egonuz için sert bir deneyimdir. Ama sürecin sonunda sahip olduğunuz beceriler konusunda daha sağlam bir zemine basar ve tam olarak neyin üzerinde çalışmanız gerektiğini görürsünüz. Ben Franklin’in yazmayı öğrenme yönteminin faydası da tam olarak budur.Zor, Ama İşe YarıyorBir Reddit yorumcusunun Ben Franklin’in yöntemi için söylediği gibi: “Denedim, gerçekten çok zor ve uzun süre sürdüremedim.”Yalan söylemeyeceğim. İyi yazmayı öğrenmek hiçbir zaman kolay değildir ve Franklin’in yaklaşımı bu gerçeği gizlemeye çalışmaz. Hatta yazıları şiire dönüştürmek gibi bazı ayrıntıları, işi özellikle daha da zorlaştırır.Muhtemelen bu kısımları bir kenara bırakabilirsiniz. Yöntemi kendi hedeflerinize göre uyarlamanız da mümkün. Belki dergiler yerine kendi alanınızdaki etkili metinleri inceler ve taklit edersiniz. Belki de öğle arasında yalnızca tek bir iyi paragrafı yeniden kurmaya çalışacak kadar vaktiniz vardır.Ama Franklin’in yazmayı öğrenme yönteminin temel dayanakları aradan geçen zamana olağanüstü iyi direnmiş durumda: Hayranlık duyduğunuz metinleri dikkatle okuyun. Onlarda sevdiğiniz şeyi taklit etmeye çalışın. Kendi denemelerinizi bu örneklerle eleştirel bir gözle karşılaştırın ve zor olsa bile devam edin.Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.