İlkokulda kaygıyla, odaklanamamakla ve düzensiz uyku kalıplarıyla mücadele ediyordum. Lisede yazma konusunda doğal bir yeteneğim olduğunu keşfettim. Üniversitede gazetecilik kariyeri yapmaya karar verdim. 23 yaşımda medyadaki ilk işimden ayrılıp serbest çalışan bir gazeteci oldum. 33 yaşımda DEHB teşhisi aldım. Ve sadece birkaç hafta önce, 34 yaşımdayken, tüm bu deneyimlerin aslında ne kadar derin biçimde birbiriyle bağlantılı olduğunu fark ettim.Bu konuda yayımlanan son araştırmaları incelediğimde ve bazı araştırmacılarla doğrudan konuştuğumda şunu fark ettim: DEHB’li bireyler geleneksel akademik ve kurumsal ortamlarda zorlanma eğiliminde, ancak daha yaratıcı, daha dürtüsel, çoklu görevlerde daha başarılı ve kendi işini kurmaya daha yatkın olma eğilimi gösteriyor. Üstelik koşullara bağlı olarak, diğer girişimcilere kıyasla daha iyi sonuçlar elde edebildikleri de görülüyor.Aynı tanıyı paylaşan başarılı girişimcilerin listesi oldukça uzun ancak bu liste yalnızca teşhis almış ve bunu kamuoyuyla paylaşmış isimleri kapsıyor. Bunlar arasında Virgin’in kurucusu ve CEO’su Sir Richard Branson, Ikea’nın kurucusu Ingvar Kamprad ve JetBlue’nun kurucusu David Neeleman gibi isimler yer alıyor. Listeye Paris Hilton, Adam Levine, Dave Grohl ve Howie Mandel gibi ünlüler ile Simone Biles, Michael Phelps, Terry Bradshaw, Pete Rose ve Michael Jordan gibi profesyonel sporcular da eklendiğinde daha da uzuyor.ABD Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü’ne göre, DEHB yetişkin nüfusun yüzde 4,4’ünü etkiliyor ve ortaya çıkan yeni araştırmalar, bu oranın serbest çalışanlar ve girişimciler arasında daha yüksek olabileceğini gösteriyor.Hiper odak ve hiper sıkılmaDEHB ile yaşamak, bitmeyen bir huzursuzluk hâli gibi; gerçek dünyadaki faaliyetlerle dikkat için yarışan, durmaksızın akan düşünce ve fikirler zinciri. İçsel düşünceler ile dışsal eylemler hizalandığında, sınırsız enerji, yaratıcılık ve inovasyon ortaya çıkıyor; hizalanmadığında ise acı verici ve zaman zaman felç edici bir gerilim oluşuyor.DEHB’li kişiler, tutkulu oldukları bir konuya odaklandıklarında transa benzer bir yoğunlaşma yaşayabiliyor; buna karşılık vergi işleri ya da çamaşır katlamak gibi kaçınılmaz ama nesnel olarak sıkıcı görevlerle karşılaştıklarında neredeyse tamamen çökmüş gibi hissedebiliyorlar. Bu durum, okulda ve resmi iş ortamlarında yönlendirme almayı neden bu kadar zor bulduğumu ve kendi hesabıma çalışmanın neden bana ve sayısız DEHB’li bireye doğal ve özgürleştirici geldiğini özetliyor.Rotterdam School of Management’te girişimcilik alanında doçent olan Ingrid Verheul şöyle diyor:“DEHB’li insanlar çabuk sıkılma eğilimindedir, motive olabilmek için uyarana ve heyecana ihtiyaç duyarlar ve bence girişimcilik bu risk hissini sunar. DEHB’li girişimcilerde sık gördüğüm bir diğer şey ise, yaşamlarının erken dönemlerindeki zorluklar nedeniyle kendilerini kanıtlama arzuları. Bunu yapmanın en iyi yolu da bağımsız olmaktır.”Huzursuzluk, düzenli bir programı sürdürmeyi zorlaştırıyorHollandalı üniversite öğrencileri arasında DEHB benzeri semptomlar ile girişimcilik niyeti arasında bir ilişki olduğunu gösteren akademik çalışmalar yayımlayan Verheul, bu tanıya sahip kişilerin programları üzerinde daha fazla kontrol sahibi oldukları ortamlarda daha iyi performans gösterme eğiliminde olduğunu söylüyor. Bu noktada kendimi de çarpıcı bir örnek olarak sunabilirim.Çocuklukta yaşadığım düzensiz uyku kalıpları bugün de devam ediyor ve araştırmalar, bunun DEHB’li bireyler arasında oldukça yaygın olduğunu gösteriyor. Bir öğrenci ya da çalışan olarak uykusuz bir geceden sonra başlangıç saatimi ertelemek gibi bir lüksüm yoktu; ancak bir girişimci olarak, uykusuzluğumu daha iyi yönetebilmek için programımı esnetebiliyorum.Syracuse Üniversitesi’nde girişimcilik profesörü olan Johan Wiklund durumu şöyle açıklıyor:“DEHB’li kişiler için en temel mesele, sirkadiyen ritimlerinin oldukça sıra dışı olmasıdır. Sabah 5’te uyanıp o anda son derece enerjik olabilir ve çalışmak isteyebilir, ardından saat 10’da uykuya ihtiyaç duyabilirsiniz; bu, bir ofis işiyle gerçekten çok zor uyum sağlar.”Dürtü kontrolü eksikliği ne zaman bir avantaja dönüşür?Wiklund, DEHB’li bireylerin neden kendi işlerini kurmaya daha yatkın olduğunu üç temel gerekçeyle açıklıyor:“Normun dışında hissedersiniz, belirsizliği seversiniz ve önce atlayıp sonra düşünürsünüz.”Wiklund, 11 yıl önce kendisine DEHB teşhisi konduktan sonra bu alanda araştırma yapmaya başlamış. O dönemde çalışmaların büyük ölçüde durumun olumsuz yönlerine odaklandığını söylüyor; bu nedenle gözden kaçan güçlü yönleri incelemeye karar vermiş.“Araştırmalarımda gördüğüm şey, DEHB’li ve kendi işini yöneten insanların daha yenilikçi olduğu” diyor.Ancak Wiklund’un araştırmasına göre bu ve diğer avantajlar yalnızca doğru koşullar altında ortaya çıkıyor. Örneğin, yalnızca alternatif seçeneklerin yokluğu nedeniyle okulu bırakıp girişimciliğe yönelen kişiler, ortalama bir girişimciye kıyasla daha kötü performans gösterme eğiliminde. Buna karşılık, yüksek öğrenim derecesi alanlar, diğer girişimcilere göre daha iyi sonuçlar elde ediyor.Wiklund ayrıca, DEHB’li girişimcilerin, evli olduklarında ya da DEHB’si olmayan bir iş ortağına sahip olduklarında, DEHB’si olmayan girişimcilere kıyasla daha iyi performans gösterdiğini bulmuş; bunun nedenine dair ise yalnızca varsayımda bulunabiliyor.“DEHB’niz varsa öz-düzenleme zorlayıcıdır,” diyor. “(İş ortakları) her gün gece yarısına kadar çalışmamanızı, düzenli beslenmenizi, uyumanızı ve üretken olabilmeniz için gereken diğer şeyleri yapmanızı sağlayabilir.”Her DEHB teşhisi aynı değilWiklund’un tanımladığı avantajlar evrensel değil, çünkü DEHB birçok farklı şekillerde ortaya çıkabiliyor.ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’ne (CDC) göre DEHB’nin üç farklı tipi bulunuyor.“Ağırlıklı olarak dikkat eksikliği”: Detaylara dikkat edememe, unutkanlık, talimatları takip etmekte zorlanma ve görevleri tamamlayamama ile karakterize.“Ağırlıklı olarak hiperaktif-dürtüsel”: Huzursuzluk ve dürtüsellik ile öne çıkıyor.“Kombine sunum”: Her iki özelliği de içeriyor.Wiklund’a göre girişimcilikte olumlu etki yaratan asıl faktör, hiperaktivite ve dürtüsellik:“Bunlar risk almaya istekli olmakla, belirsizlikten keyif almakla, önce harekete geçip sonra düşünmekle ve serbest çalışan biri için gerekli olan olağanüstü bir çalışma kapasitesine sahip olmakla ilişkili. Dikkat eksikliği ağırlıklı DEHB’nin girişimcilik açısından olumlu bir etkisi olduğunu gösteren bir bulgu yok.”Psikiyatrist Dr. Dale Archer ise bu sınıflandırmanın yetişkinler için çok işlevsel olmadığını düşünüyor; belirli bir yaştan sonra bu iki sunumun iç içe geçtiğini savunuyor.Better Than Normal: How What Makes You Different Can Make You Exceptional adlı kitabını yazarken nöroçeşitlilik üzerine çalışan Archer, DEHB bölümünde tanımladığı birçok özelliği kendinde de fark etmiş ve kısa süre sonra bir meslektaşı tarafından resmî teşhis almış. Devam kitabı The ADHD Advantage: What You Thought Was a Diagnosis May Be Your Greatest Strength’te DEHB’nin bir spektrum olduğunu öne sürüyor ve şiddetini ölçmek için 10 puanlık bir ölçek öneriyor.“Beşin altında DEHB özellikleri o kadar önemsiz olur ki fark edilmesi zorlaşır; beş ile sekiz arası, avantajların ortaya çıktığı tatlı noktadır. Sekiz, dokuz, 10 ya da 10+ seviyesine çıktığınızda ise şiddetli aralıktasınızdır ve DEHB’nin olası avantajları durumun olumsuz sonuçları tarafından bastırılır” diyor.Archer, kitabı için görüştüğü başarılı girişimcilerin tamamının bu beş ile sekiz aralığında yer aldığını söylüyor; bu seviyenin üzerindekilerin ise genellikle semptomlarını yönetmek için ilaç kullandığını ekliyor.Archer ve diğer araştırmacılar, DEHB’li bireyler için mevcut kariyer seçenekleri arasında girişimciliğin güçlü yönleri en iyi şekilde kullanmaya olanak tanıyan yol olduğunu düşünüyor ancak yalnızca doğru koşullar altında.Orijinal Yayın Tarihi: 28 Ocak 2026Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.