Duygularımı nasıl kontrol edebilirim? Bu soruyu sıkça duyuyorum. Duygusal zekâ üzerine çalışan bir koç olarak, yıllar içinde binlerce kişiden benzer mesajlar aldım: “O an öfkeyle söyledim ama sonra pişman oldum.” Bu duygusal döngü, çoğu zaman hem özel hayatımıza hem de iş ilişkilerimize zarar veriyor. Ama unutmayın: Duygularımız düşmanımız değil, insan olmanın en temel parçalarından biridir. Buradaki mesele, duygularımızı bastırmak değil; onları mantıklı düşünceyle dengeleyebilmektir. Böylece geriye dönüp baktığınızda söylediklerinizden ve yaptıklarınızdan gurur duyarsınız. Bu noktada, size yardımcı olabilecek küçük ama etkili bir yöntem var: kendi kendine konuşma. Aşağıdaki beş kısa ifade, duygularınızı dengelemenizedaha sağlıklı kararlar almanıza ve duygusal zekânızı geliştirmenize yardımcı olabilir.“Bu durumda bir başkasına ne tavsiye ederdim?”Duygusal anlarda mantıklı düşünmek zordur. Ama kendinize bu soruyu sorduğunuzda, olayın içinden bir adım geri çekilip daha objektif bir bakış açısı kazanırsınız.Durumu bir kaç yıl sonra yaşamış gibi hayal etmeye çalışın. Olayın nasıl sonuçlandığı fark etmeksizin, bununla nasıl başa çıktığınızı ve bunun hangi sonuçlara yol açtığını düşünün. Kendinize dışarıdan bakmak sağlıklı kararlar almanızı kolaylaştırır.“Hatalar sürecin bir parçası.”Herkes hata yapar. Ama bu hataları bir başarısızlık değil, öğrenmenin doğal bir parçası olarak gördüğünüzde, hem kendinize karşı beklentilerinizi dengelersiniz hem de başkalarına daha yapıcı yaklaşabilirsiniz. Özellikle birini eğitirken ya da yönlendirirken bu bakış açısı, sabrınızı artırır ve psikolojik güveni destekler. Unutmayın, hatalar hem sizin hem de karşınızdakinin büyümesine katkı sağlar.“Değişim istiyorsan, değişimi sen başlat.”Sıklıkla Gandhi’ye atfedilen bu söz aslında Brooklyn’li bir lise öğretmenine ait:“Görmek istediğin değişimin kendisi ol.”Başkasını değiştiremezsiniz ama örnek olabilirsiniz. Araştırmalar, insanların ödül veya cezadan çok gözlem yoluyla öğrendiğini gösteriyor. Davranışınızı değiştirdiğinizde, çevrenizdeki kişilerin de zamanla değişme ihtimali artar. Ayrıca bu yaklaşım, kontrol edemeyeceğiniz şeylerden çok kendi tutumunuza odaklanmanızı sağlar.“Deneyim, eşyadan daha değerlidir.”Bir girişimci ve dört çocuk babası olarak şunu fark ettim: Deneyimlere öncelik vermek, insanı hem daha tecrübeli hem de daha mutlu kılıyor. Elbette eşyalar kötü değildir. Ama insan ne kadar çok şeye sahip olursa, o kadar daha fazlasını ister - bu da tatminsizliği beraberinde getirir. Ben buna “daha hastalığı” diyorum.Oysa deneyimler sizi dönüştürür. Anılar, davranışlarınızı, kararlarınızı ve hayata bakışınızı şekillendirir. İşinizde, ailenizde ya da kişisel zamanınızda bu mottoyu aklınızda tutun:“Daha fazla şey alma, daha fazla şey yap.”“Sorunu hedef al, kişiyi değil.”Kabul ediyorum, zaman zaman pasif-agresif tepkiler verebiliyorum. Hepimiz zaman zaman bunu yapmıyor muyuz? Belki siz de öylesiniz ya da etrafınızda böyle biri vardır. Bu gibi anlarda şu cümle bana kendimi hatırlatıyor: “Sorunu hedef al, kişiyi değil.”Bu ifade, duygusal bir tepki vermek yerine yapıcı çözümler aramaya yönlendiriyor. Karşınızdaki kişiye ne hissettiğinizi açıkça ifade etmek, hem çözümü kolaylaştırıyor hem de ilişkiyi güçlendiriyor.Duygularınıza sahip çıkın, onları yönetin.Unutmayın, duygular düşmanınız değil. Ama onları yönetmeyi öğrenmezseniz, gün gelir sizi yönetirler.Bu beş kısa cümleyle:Duygularınızı dengeleyebilir,Daha sağlıklı kararlar alabilir,Ve pişmanlık duymadan ilişkilerinizi güçlendirebilirsiniz.Orijinal yayın tarihi: 13.06.2025 Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.