Bir yönetici düşünün…Her zaman sakin, herkese güleryüzlü, çatışmalardan uzak duran biri. Herkesi dinliyor, kimseyi kırmıyor, nezaketini hiç kaybetmiyor.Pek çoğumuzun aklında bu profil, “duygusal zekâ” ile eşleşiyor.Ancak ya bu tanım bizi yanıltıyorsa?Wharton Üniversitesi’nden Adam Grant ve Harvard’lı araştırmacılar, bu yaklaşımın duygusal zekâyı yanlış anlamamıza neden olduğunu söylüyor. Üstelik bu yanlış anlama, liderlik gelişiminin de önünü tıkıyor olabilir.Nazik Olmak Başka, Duygusal Zekâ BaşkaElbette nazik olmak değerlidir. Araştırmalar, kibirli ve kırıcı yöneticilerin ekipleri üzerindeki olumsuz etkisini yıllardır kanıtlıyor.Ama mesele şu:Duygusal zekâ, insanları sadece iyi hissettirmek değil; doğru olanı doğru zamanda söyleyebilmektir.Gerçek duygusal zekâ; – Zor konuşmaları ertelememek, – Geri bildirimi yapıcı biçimde verebilmek, – Rahatsız edici konularla yüzleşebilmek demektir.Psikolojik Güvenlik, Rahatlık Değil Açıklık DemektirGoogle ve Harvard araştırmalarına göre, yüksek performanslı ekiplerde ortak bir özellik var: psikolojik güvenlik. Yani ekip üyeleri, hata yapmaktan ya da fikirlerini dile getirmekten korkmadan konuşabiliyorlar.Ancak Harvard’lı akademisyenler Amy Edmondson ve Michaela Kerrissey, bu kavramın sıkça yanlış yorumlandığını söylüyor: “Psikolojik güvenlik, ortamın herkes için rahat olduğu anlamına gelmez. Konforsuz konuşmalardan kaçındıkça, açıklık ve öğrenme ortamı ortadan kalkar.”Yani yalnızca “nazik” bir atmosfer yaratmak, uzun vadede ekipleri sessizliğe sürükleyebilir.Adam Grant: Konuşulabilir Her Şey Gelişim AlanıdırAdam Grant de bu noktada çok net konuşuyor. WorkLife adlı podcast’inde psikolojik güvenliği şöyle tanımlıyor: “Psikolojik güvenlik demek, zor da olsa gerekli konuşmaların yapılabildiği bir ortam demektir. Asıl amaç, her şeyin konuşulabilir olmasıdır.”Grant’a göre bir liderin duygusal zekâsı şuradan belli olur: “Sana dürüst geri bildirim vereceğim. Sen de bunu kişisel algılamadan bir gelişim fırsatına çevireceksin.”Bu yaklaşım, hem açıklık kültürünü hem de karşılıklı güveni inşa eder.Nazik Değil, Nazikçe DavranmakBurada kritik bir ayrım var: – Nazik olmak, kırmamaya çalışmaktır. – Nazikçe davranmak, gelişimi gözeterek samimi davranmaktır.Bir örnekle anlatmak gerekirse: – “Üşümene üzüldüm.” demek naziktir. – “Ceketimi al, giy.” demek nazikçedir.İş yerinde de aynı şey geçerlidir. Bir fikrin eksik olduğunu bilip de sessiz kalmak sizi sempatik gösterebilir. Ama zamanında ve açık bir uyarı yapmak, ekip başarısını korur. İşte bu, duygusal zekânın pratiğe dönüşmüş hâlidir.Duygusal Zekâ, Zor Olanı Konuşabilme CesaretidirStanford araştırmalarına göre, zor geri bildirimleri vermek bir beceri setidir ve geliştirilebilir. Ama ilk adım, şu yanlış inancı bırakmaktır: “Duygusal zekâ, kimseyi kırmamak demektir.”Hayır. Duygusal zekâ; – Gelişim için konuşulması gerekeni konuşabilmek, – Eleştiriyi empatiyle dile getirebilmek, – İletişimi konfor değil açıklık temelli kurabilmektir.Ve gerçek liderlik, işte tam da burada başlar.Orijinal yayın tarihi: 5 AğustosKöşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.