Bugünlerde dünya pek de kahkahalarla anılacak bir yer değil. Siyasi gerilimler, savaşlar, ekonomik sıkıntılar ve yapay zekânın yarattığı belirsizlikler derken hayat çoğu zaman oldukça ağır hissedilebiliyor. Böyle bir ortamda yapılması gerekenin daha da ciddileşmek ve sıkı sıkıya işe odaklanmak olduğunu düşünmek de oldukça anlaşılır.Oysa bilimsel araştırmalar başka bir şeye işaret ediyor: Karmaşık ve zor problemleri çözebilmek için duygusal zekâyaihtiyaç var. Ve EQ’yu güçlendirmenin en etkili yollarından biri de gülmek.Zor Zamanlarda Mizahın Gücü: Vaclav HavelZor dönemlerde mizahın daha da önemli hâle geldiği fikri aslında yeni değil. Çek oyun yazarı, muhalif ve daha sonra özgürlüğüne kavuşan ülkesinin ilk cumhurbaşkanı olan Vaclav Havel, mizahı kayıtsızlığa, acımasızlığa ve umutsuzluğa karşı güçlü bir panzehir olarak görüyordu.Bir konuşmasında bunu şöyle ifade etmişti:“Bu aşamada önerebileceğim tek şey mizah duygusu. Olayların gülünç ve absürt yanlarını görebilmek, başkalarına da kendimize de gülebilmek ve dünyada parodiyi hak eden her şeye biraz ironiyle yaklaşabilmek.”“Başka bir deyişle, önerdiğim şey biraz mesafe ve perspektif kazanmak. Hem başkalarında hem de kendimizde ortaya çıkabilen en tehlikeli kibir türlerinin farkında olmak.”Havel’e göre kahkaha insanı dürüstlüğe ve tevazuya yaklaştırır. Dünyada yolumuzu bulabilmek için mizah duygusunun sağladığı o daha sakin bir ego ve daha berrak bir bakışa ihtiyacımız var. Bilimsel araştırmalar da giderek daha fazla Havel’in bu konuda haklı olabileceğini gösteriyor.Daha Fazla Mizah = Daha Yüksek Duygusal ZekâJennifer Aaker ve Naomi Bagdonas, Humor, Seriously adlı kitaplarında mizah duygusunun insanın hayatında nasıl avantaj sağladığını gösteren pek çok araştırmayı bir araya getiriyor. Çalışmalar, gülmenin sizi daha iyi bir yönetici ve daha başarılı bir profesyonel hâline getirebildiğini ortaya koyuyor. Hatta Norveç’te 15 yıl süren bir araştırma, güçlü mizah duygusuna sahip insanların ortalama olarak diğerlerinden sekiz yıl daha uzun yaşadığını gösteriyor.Peki mizah neden bu kadar faydalı? Son yıllarda yapılan yeni çalışmalar bu sorunun cevabını daha net ortaya koymaya başladı. Özetle: Gülmek duygusal zekâyı güçlendiriyor.Örneğin yakın zamanda Cornell University’den çıkan ve Journal of Personality and Social Psychology dergisinde yayımlanan dikkat çekici bir araştırma şunu gösteriyor: Cam bir kapıya çarpmak ya da birinin adını yanlış hatırlamak gibi küçük ve zararsız hatalardan sonra kendinize gülebilmek, ortamı yumuşatıyor ve sizi daha sıcak, daha özgüvenli ve daha samimi biri olarak gösteriyor.Araştırmanın yazarlarından Övül Sezer bunu şöyle açıklıyor:“Zararsız ve küçük hatalar söz konusu olduğunda, kişinin kendine gülebilmesi sosyal özgüvenin bir göstergesi olabilir. Aynı zamanda ortamda oluşabilecek gerilimi azaltır ve hatanın kasıtlı değil, basit bir yanlışlık olduğunu gösterir.”Başka bir yakın tarihli araştırma ise kendinizi övmek zorunda kaldığınız durumlarda mizahın işi çok daha kolaylaştırdığını ortaya koyuyor. İnsanlar genellikle övünmeyi sevmez. Ancak kendinizden bahsederken araya küçük bir espri sıkıştırırsanız, bu durum başkaları için çok daha kabul edilebilir hâle geliyor. Stanford’daki araştırmayı yürüten profesör bu tekniğe “humorbragging” adını veriyor.Diğer çalışmalar da “affiliative humor” olarak adlandırılan, yani insanları utandırmak yerine bir araya getiren ve destekleyen mizahın depresyonla mücadeleye yardımcı olduğunu, özsaygıyı artırdığını ve ilişkileri güçlendirdiğini gösteriyor.Kendimize Gülmeyi Öğrendiğimizde Ne Olur?Bu bulguları bir araya getirdiğinizde ortaya daha net bir tablo çıkıyor. Kendinize gülebilmeyi öğrenmek, garip ya da rahatsız edici sosyal anları yumuşatır, insanlarla daha kolay bağ kurmanıza yardımcı olur ve ironik bir şekilde özgüvenli görünmenizi sağlar.Charles Harper Webb, Psychology Today’de yayımlanan bir yazısında bunu şöyle açıklıyor:“Kendini aşağılamak değil, kendinle hafifçe dalga geçebilen bir mizah anlayışı, çoğumuzun omuzlarında taşıdığı o görünmez kırgınlık ve savunma duygusunu küçültmekte son derece etkilidir. İlk bakışta ters gibi görünse de insanın kendine gülebilmesi özgüvenini de artırabilir. Zayıf yanlarını saklamadan, oldukları gibi ortaya koyabilen insanlar başkalarının da fark ettiği ve saygı duyduğu bir güç sergiler.”Psikolog ve çok satan yazar Adam Grant ise bunu daha da net ifade ediyor. LinkedIn’de yakın zamanda şöyle yazdı:“Duygusal zekânın önemli göstergelerinden biri kendinize gülebilme becerisidir. Sorumluluklarınızı ciddiye almak ama kendinizi fazla ciddiye almamak, hayatın temel becerilerinden biridir.”Duygusal Zekâdan Güçlü Bir HamleBir dahaki sefere dünyanın ağırlığı yüzünden mizah duygunuzu kaybetmiş gibi hissettiğinizde, tüm bu araştırmaları hatırlayın. Zor durumların içinden gülerek geçmek ciddiyetsizlik anlamına gelmez. Aksine, insanlarla bağ kurmanın, egoları yumuşatmanın ve özgüven yansıtmanın bilimsel olarak da desteklenen bir yoludur.Başka bir deyişle, zorlukların ortasında mizahı koruyabilmek duygusal zekânın en güçlü hamlelerinden biridir.Orijinal Yayın Tarihi: 6 Mart Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.