Son teknolojiyle inovasyonun gerçekleştiği bir laboratuvar hayal edin. Gözünüzde, beyaz önlükleri içinde ciddi yüzlü bilim insanları mı canlandı? Yazı tahtalarında karmaşık formüller, arka planda sessiz ama yoğun bir tartışma mı var?Tüm bunlar inovasyonun bir parçası olabilir, elbette. Ama Thomas Edison’un New Jersey, Menlo Park’taki efsanevi “yenilik fabrikası” çok daha farklı bir ortama sahipti: Orada yaratıcılık; biraz dağınıklık, bol kahkaha ve zaman zaman oldukça çocukça şakaların arasında serpilip büyüyordu.Edison’un Sıra Dışı Yaratıcılık Sırrı Neydi? Eğlence.1989 yılında yayımlanan Working at Inventing adlı kitap, Edison’un Menlo Park’taki laboratuvar kültürünü tüm detaylarıyla anlatıyor.Kitapta yer alan ifadeye göre: “Edison’un laboratuvarı, dönemin fabrikalarındaki katı disiplin ve düzenden oldukça uzaktı. Ortam daha çok gayriresmî, demokratik ve samimiydi.”Edison’un laboratuvarları, Avrupa’daki usta-çırak modelinden esinlenen zanaatkâr atölyeleri örnek alınarak kurulmuştu. Bu ortamlar, ne kütüphanelerdeki sessizliğe sahipti ne de ağırbaşlı entelektüel atmosfere benziyordu. Aksine; gürültülü, kalabalık ve zaman zaman taşkınlık boyutuna varan bir neşeyle doluydu.Yoğun baskılar, uzun çalışma saatleri vardı ancak bu yoğunluğun yanında bahis oyunları, şakalar ve org eşliğinde yüksek sesle söylenen şarkılar da yer alıyordu. Zaman zaman gece yarısı eğlenceleri düzenleniyor, çalışanlar yakındaki derede yüzmek için işe ara verebiliyordu.Peki bu “haylazlık” ortamı ne mi doğurdu? Ampulü, fonografı, film kamerasını ve Edison’un imzasını taşıyan 1.000’den fazla patenti.150 Yıl Önce İşe Yarıyordu, Bugün de İşe YarıyorEdison’un laboratuvarındaki esnek ve eğlenceli düzenin ekip içi yaratıcılığı nasıl beslediği çok açık. Ama bu sadece geçmişte kalmış bir başarı hikâyesi mi? Yapılan araştırmalara göre: Kesinlikle hayır.Menlo Innovations adlı yazılım şirketinin CEO’su ve Chief Joy Officer kitabının yazarı Richard Sheridan’a göre, Edison’un kurduğu sistem yalnızca bir dâhinin tuhaflığı değil; her dönemde geçerli bir yaratıcı çalışma modeliydi.Sheridan şöyle diyor: “Yöneticiler elbette korkuyla kontrol sağlayabilir. Ama bu inovasyonun düşmanıdır.” Çünkü korku ortamında insanlar ya savaşır ya kaçar ve bu refleks, organizasyonun en çok ihtiyaç duyduğu beyin bölgelerini devre dışı bırakır.Bilimsel araştırmalar da Sheridan’ı destekliyor. Çünkü korku ortamında insanlar sadece hayatta kalmaya odaklanır, risk almaktan ve sorumluluk üstlenmekten kaçınır. Peki yaratıcı fikirlerin doğması ve bu fikirlerin hayata geçirilmesi nasıl sağlanır? “Takımları yönetmenin farklı yolları var,” diyor Sheridan. “Etraflarında ağırlık değil enerji yaratan; bürokrasi değil esneklik sunan sistemler kurmalıyız.”Kısacası: Eğlencenin, mizahın ve mutluluğun var olabildiği iş yerleri oluşturmalıyız.Bilim Diyor ki: Eğlence Ciddi Bir İştirRichard Sheridan’ın savunduğu eğlenceli çalışma kültürünün arkasında yalnızca kişisel gözlemler değil, bilimsel veriler de var. Pozitif psikolojinin öncüsü isimler tarafından, ABD ordusuyla birlikte yürütülen geniş kapsamlı bir araştırmada tam bir milyon asker incelendi. Sonuç: Daha mutlu insanlar kariyerlerinde daha başarılı oluyor ve terfi etme ihtimalleri ciddi şekilde artıyor.Stanford Üniversitesi’nden Jennifer Aaker ve Naomi Bagdonas ise bu konuyu daha da derinlemesine ele alarak, iş yerinde mizahın gücünü anlatan kapsamlı bir kitap yazdı.Araştırmalarına göre:• Mizah anlayışına sahip yöneticiler, çalışanlar tarafından yüzde 27 oranında daha motive edici bulunuyor.• Bu yöneticilerin ekipleri ise, yüzde 15 oranında daha fazla bağlılık gösteriyor.Ancak bu, yöneticilerin ofiste sürekli şaka yapması gerektiği anlamına gelmiyor. Asıl mesele, insanların kendilerini rahat ve doğal hissedebilecekleri bir ortam oluşturmak.Bagdonas şöyle diyor: “Eğlence yukarıdan aşağıya dayatılmaz. Bir liderin görevi, bu kültürün var olabileceğine dair sinyal vermektir.”İş yerinde oyuna ve eğlenceye alan tanımak, çok sayıda bilimsel veriye göre şu faydaları sağlıyor:• Zihinsel dayanıklılığı artırıyor• Tükenmişliği azaltıyor• Duygusal zekâyı geliştiriyor• Öğrenmeyi hızlandırıyorKısacası: Zihin kendini güvende ve neşeli hissettiğinde, yaratıcılık ve esneklik peşinden gelir.Daha Fazla İyi Fikir Mi İstiyorsunuz? Thomas Edison Gibi Düşünün.Etrafınıza bir bakın… Neler görüyorsunuz? Ciddi yüzler, bej duvarlar ve başını kaldırmadan çalışan insanlar mı?Böyle bir ortam, Excel tablolarını bitirmek için ideal olabilir.Ama Thomas Edison’un deneyimleri ve sayısız bilimsel araştırma gösteriyor ki: Büyük fikirler böyle ortamlarda doğmaz.Peki nerede doğar?• İnsanların rahatça şaka yapabildiği• İstediklerinde saçma bir dansla stres atabildiği• Mola verdiğinde suçluluk hissetmediği• Kendisini güvende ve özgür hissettiği yerlerde…Sonuç açık: Yaratıcılığı artırmanın formülü aslında çok basit ve zamansız.Ama en sık unutulan da bu: Daha fazla eğlence. Daha fazla insani alan. Daha fazla özgürlük.Orijinal Yayın Tarihi: 18 Ekim 2024Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.