Bazı cümleler vardır, kısa görünür ama içine koca bir hayat sığar.Bazı formüller de böyledir.e^{iπ} + 1 = 0Bu satır, matematik tarihinin en meşhur denklemlerinden biri olarak görülür. Beş temel işaret aynı yerde buluşur: e, i, π, 1 ve 0. İlk bakışta teknik bir ifade gibi durur. Fakat biraz yaklaşınca, insan sadece matematikle kalmaz. Bir düzen, bir dönüş, bir merkez fikri bu formül arasından bir disney açılışı gibi netleşir.Benim ilgimi çeken tarafı da tam burası.Çünkü Euler Denklemi, sadece sayıları bir araya getirmez. Büyümeyi, dönüşü, görünmeyeni, varlığı ve boşluğu aynı çizgiye getirir. Bu yüzden matematik bilmeyenlerin bile bu denklemin neden bu kadar büyüleyici bulunduğunu anlayabiliriz belki.e, doğadaki büyümenin sayısı. Bir şeyin zamanla artmasını, çoğalmasını, yayılmasını anlatır. “Plaza” hayatında da hep bunun peşindeyiz: büyümek, genişlemek, ilerlemek, çoğalmak.π, dairenin sayısı. Başladığı yere dönen hareketin, çemberin, ritmin işareti. İnsan hayatında da her şey düz bir çizgi halinde ilerlemez. Bazen büyüdüğümüzü sanırken aynı soruya geri döneriz, sil baştan ayni yolu yürümez miyiz? Bazen “uff ne yol aldım” diye düşünürken kendimizi yine aynı merkezin çevresinde bulmaz mıyız?i ise işin en ilginç kısmı. Gerçek sayıların içinde doğrudan gösteremediğimiz, ama matematiğin onsuz eksik kaldığı bir işaret. Bir bakıma görünmeyen eksen. Hayat gibi. Kararlarımızı sadece görünen nedenlerle almayız. Bir sezgi, bir korku, bir anı, bir kalp sıkışması, bir çocukluk izi, bir iç ses çoğu zaman hesabın içinde durur.Sonra 1 gelir. Birlik. Benlik. Varlık. Ayakta duran herşey.Ve 0 gelir. Boşluk. Başlangıç. Kaynak. Her şeyin sustuğu yer. En sevdiğim; HİÇ.Euler Denklemi bütün bunları tek satırda toplar. Büyüme daireye bağlanır. Görünmeyen eksen hesabın içine girer. Birlik, sıfıra dokunur. İnsan sanki bir pergelin ucunu merkeze koyup bütün hayatın etrafında döndüğünü hisseder.Bu yüzden bu denklem bana sadece matematiksel bir başarı gibi gelmiyor. Daha çok insanın anlam arayışının formülü gibi.Modern insan sürekli e gibi yaşamak istiyor. Daha fazla büyümek, daha fazla kazanmak, daha fazla görünmek, daha fazla üretmek. Şirketler de insanlar da aynı hızın içinde. Fakat sadece büyüme, tek başına anlam yaratmaz. Büyümenin bir merkeze bağlanması gerekir. Yoksa insan kendi kurduğu hızın içinde kaybolur.π burada bize eski bir şeyi hatırlatır: Her çizgi bir gün daireye yaklaşır. Her hareket bir merkezin etrafında döner. Her başarı, sonunda şu soruya gelir: “Eeee???” (hadi editörüm kızmasın net yazayım) “Bütün bunları niye yapıyorum?”Bu soru, iş dünyasının en dürüst sorusu.Çünkü strateji dediğimiz şey de aslında bu. Bir şirketin ne sattığından önce, hangi merkezin etrafında döndüğünü bilmesi gerekir. Bir insanın da kariyerinden önce, kendi iç odasında hangi sesin yankılandığını duyması gerekir. Yoksa dışarıda büyük bir yapı kurarız ama içeride kolonlar eksik kalır.Euler Denklemi’nin güzelliği burada ortaya çıkar. Çok farklı görünen parçaların aslında aynı sıraya ait olduğunu gösterir.Hayatımızdaki bilinmeyenler de böyledir. Başımıza gelen bazı şeylerin neden olduğunu ilk anda anlamayız. Bazı insanlar hayatımıza girer, çıkar. Bazı kayıplar bizi kırar. Bazı başarılar beklediğimiz sevinci vermez. Bazı geceler, bütün hesaplar tutsa bile içimizde bir eksik kalır.Sonra zaman geçer. Geriye dönüp bakarız. O dağınık parçaların arasında görünmeyen bir çizgi olduğunu fark ederiz.Bir kırılma bizi başka bir yola sokmuş.Bir kayıp, sahte fazlalıkları temizlemiş.Bir başarısızlık, egoyu törpülemiş.Bir sevgi, bizi kendimizden büyük bir şeye bağlamış… Ay neler olmuş…Ayni kafamın içi; Beyin, dağınıklığın içinde örüntü arar ya hani. Sesleri, görüntüleri, anıları ve duyguları birbirine bağlar. Hani o iyi bir müzikte, iyi bir mimaride, iyi bir hikayede, iyi kurulmuş bir denklemde aynı rahatlama hissi.Euler Denklemi bize yeni bir şey eklemez. Tam tersine, fazlalıkları alır.Bizi sadeleştirir.Nokta gibi mesela, çizgiden önce gelir ya o nokta. Harften de önce gelir ya. Dairenin merkezi de görünmez ama bütün şekli o taşır ya hani. İnsan da kendi merkezini kaybettiğinde dışarıda ne kadar büyük görünürse görünsün içeride dağılır. Fakat doğru merkez bulununca, her şey birbirine bağlanır.İnsanın kendi hayatında aradığı şey de bu değil mi?İş, aile, sevgi, para, başarı, korku, inanç, beden, zihin… Büyüme, dönüş, görünmeyen eksen, birlik ve boşluk…Hepsi sonunda aynı yere gelir…Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.