Arın Özkula & Enis Hullie2vc'nin iki genel ortağı görünmez şeylere yatırım yapıyor: fikirlere, insanlara ve henüz var olmayan şirketlere.Neon ışıklı e2vc logosu, dağınık koltuklar, masanın üzerinde iki kahve. Ofis, bir girişim sermayesi fonundan çok birinin gerçekten çalışmak isteyeceği bir yer gibi duruyor. Enis Hulli ve Arın Özkula da zaten böyle bir his yaratmak için uğraşıyorlar; hem bu mekânda hem de yatırım yaptıkları şirketlerde.2016'da $10 milyon bir fonla başlayan bu yolculuk bugün $100 milyon hedefli üçüncü fona ulaştı. Bu süreçte Insider, fal, Carbon Health, BillionToOne, Loom Games gibi unicorn'lar çıktı portföylerinden. Türkiye ve Doğu Avrupa'dan global sahneye açılan şirketlerin arkasındaki isimler olarak e2vc, 'köprü' metaforunu hem strateji hem kimlik olarak benimsiyor. Ama Enis ve Arın'la konuşunca anlıyorsunuz: rakamlar hikâyenin en az ilginç kısmı.Bir Düşüncenin OlgunlaşmasıFon 1'den Fon 3'e geçiş yalnızca sermayenin büyümesi değil. Arın Özkula bunu şöyle özetliyor: "Tez olarak en çok şu değişti: 'birinci günden globale git' fikrini giderek daha da güçlendiriyoruz. Türkiye'den bir şirketi başlatıp sonra yavaş yavaş globale açılmak çok daha zor. Onun için artık herkesi oraya doğru hızlı taşıyıp, ilk öğrenecekleri yerin Amerika ya da Londra olmasını istiyoruz."Enis Hulli bu dönüşümü başarı hikâyelerinin şekillendirdiğini söylüyor: "Hem yatırım yaptığımız hem yatırım yapmadığımız başarı hikâyelerinden öğreniyoruz. Oradaki öğrenimlerle daha da San Francisco odağına gittik. Şimdi orada ofisimizi de açtık."Birinci günden globale gitmek bir hedef değil, bir kafa yapısı. Orada öğrenmeden, o müşterilerden geri bildirim almadan doğru ürünü çıkaramazsınız."İki Farklı Zihin, Bir Fone2vc'ye dışarıdan bakıldığında iki net karakter görünüyor: Enis'in kinetik enerjisi, Arın'ın yapısal disiplini. İçeriden bakıldığında ise tablo biraz daha renkli."Çatışmaları yönetmiyoruz, çatışıyoruz." diyor Arın. "Ben kulaklık takıyor, pasif agresif moda geçiyorum." Ardından ciddileşiyor: "Enis 'gets us into trouble', ben 'getting us out of trouble.' O çok daha risk alan, hızlı hareket eden biri. Ben biraz arkayı toplayan, 'ne olabilir' diye bakmaya çalışan insanım."Enis bunu bir metaforla pekiştiriyor: "Ben Zodiac gibi önden gidiyorum, Arın tekneyi yönetiyor. Asıl yönetilmesi gereken tanker orada." Psikoloji, Kök ve Duvarlare2vc'nin yatırım felsefesinin merkezinde tek bir soru var: Bu insan neden durmaz?"Yatırım kararlarımızın yüzde 99'u girişimcilerle alakalı." diyor Arın. "Ürün de değil, pazar da değil, rekabet de değil. Bunlara bakıyor muyuz? Yüzde yüz. Ama bakma sebebimiz girişimcinin bu konulardaki düşüncesini anlamak. Çok erken aşamada yatırım yapıyoruz, yatırım yaptığımız iyi giden şirketlerin çoğu, birinci gün bugün yaptıklarını yapmıyordu."Bu profili oluşturan vektörler var. Enis bunları teker teker sayıyor: Girdiği her sınıfta ilk yüzde 1'e oynamak. Zaman kaygısı; sürekli hızlandırma isteği. Konfor alanından çıkma dürtüsü. Internal locus of control; her şeyin kendi kontrolünde olduğu inancı. Ve belki en kritiği: "Sürekli bir mutsuzluk. Girişimci $50 milyon yatırım alır, mutsuz olur. $1 milyar olur, yine mutsuz. Borsaya açılır, değeri $3 milyar olur rakiplerine bakar, $100+ milyar. Durmadan bir savaş içinde olması gerekiyor.""Girişimcinin köküne inmeye çalışıyoruz. Babasıyla ilişkisi bir duvar, ailesiyle ilişkisi bir duvar, ilkokul arkadaşları bir duvar. Duvarlara çarpa çarpa yönümüzü bulmaya çalışıyoruz."Bu analizi yaparken kendilerinde ne görüyorlar? Enis beklenmedik bir dürüstlükle yanıtlıyor: "Çok çalışarak herkes başarır zaten, diyordum hep. Bu seni hiçbir zaman çok iyi olamayacağın bir yere itiyor. Arın çalışmaya tapan biri ama bende o yok. Bu farkı görmek zaman aldı."Global Zihniyet: Coğrafya Değil, Kafa Yapısı"Global-from-day-one" e2vc'nin en sık tekrarladığı ifade. Ama ne anlama geliyor?"Türkiye'ye yönelik bir şeyler çözmeye çalışırsanız, oradaki şirketlerin olduğu nokta ile San Francisco'daki nokta bambaşka." diyor Arın. "Buradan öğrenmeye çalışarak başladığınızda bir noktada sektörün gerisindesiniz. Globale gitmek illa taşınmak değil; üç ay San Francisco, iki ay İstanbul, gidip gelmek de bir alternatif. Ama doğru network'e girip doğru geri bildirim almak kritik."Enis erişim meselesini daha keskin bir çerçeveye oturtuyor: "Bizden çok daha iyi girişimleri analiz eden fonlar olabilir. Ama o en iyi girişime erişimleri yoksa, aslında pahalı bir hobi yapıyorlar. Konu erişim asimetrisi — ve bu asimetri girişimci özelinde yaşanıyor.""Birinci günden globale başlamak, globale büyümek değil. Bu önce bir düşünce yapısı, sonra bir strateji."Türkiye Ekosistemi: Potansiyel mi, Olgunlaşma mı?"Hâlâ potansiyel hikâyesi anlatıyoruz ve anlatmalıyız." diyor Arın. "En iyi farklılaştığı yer oyun sektörü. Peak Games'in Zynga'ya satılması sonrası içeriden bir sürü insan çıkıp başka stüdyolar kurdu, onlar da iyi gitti, daha da çok stüdyo kuruldu. Know-how'ın sektörde dağılmasıyla ekosistemler oluşuyor. Türkiye bunu gaming'de çok iyi yaptı."Enis 2019-2022 dönemini bir parantez olarak nitelendiriyor: "O yıllarda her yerden unicorn çıkabilir diye düşünüyorduk. Sıfır faiz, sınırsız likidite bunu sattı bize. Yapay zekâ ile birlikte tam tersine döndük. En iyi mühendisler birbirlerinin yanında olmak istiyor, bu San Francisco'ya bir Voltran etkisi yarattı. Köprü bu yüzden daha da önemli hale geldi."Türk kurucuların global sahnedeki farkına gelince, Enis bir kelimeyi öne çıkarıyor: göçmen kafası. "Buradan giden, hayatını değiştiren, risk alan insan doğal olarak çok daha dedike oluyor. Amerika'da milyar dolarlık girişim kurmuş Türklerin büyük çoğunluğunun Türkiye'de teknoloji ofisi var. Bu iki taraflı bir yol."Sıradaki Dalga Nereden Geliyor?Yapay zekânın her şeyi haftalar içinde yeniden yazdığı bir dönemde, gelecek on yılı öngörmek bugün anlamlı değil. Ama iki yıl sonrasına dair net bir tablo var.Arın oyun sektörüne işaret ediyor: "Her iki senede bir milyar dolarlık girişim çıkar artık. Yapay zekâda ise son kullanıcıya dokunan uygulamalarda büyük büyüme görüyoruz. 2023-2024-2025 mezunlarının en iyileri yapay zekâya nasıl yöneldiyse, bu neslin çıktıları yakında görünür olacak."Enis ise OpenAI ve Anthropic gibi frontier lab'lerde çalışan Türk araştırmacılara dikkat çekiyor: "Önemli araştırmalar yapıyorlar. Bunların bir kısmı önümüzdeki birkaç yıl içinde çok sağlam şirketler kuracak. Türkiye'nin en büyük ihracatı bundan sonra teknoloji olacak ve bu hikâye henüz başlıyor."Kendinize Yatırım Yapar mıydınız?Cevap ikisi için de hayır ama gerekçeler; e2vc'nin yatırım felsefesi hakkında belki en dürüst şeyleri söylüyor.Enis kendi portföy kriterlerini kendine uyguluyor: "Girdiği herhangi bir sınıfta ilk yüzde 1'e oynamak için kendini adayan insanlara yatırım yapıyoruz. Ben kesinlikle o değilim. İlk adımda zaten 'oldum' diye gezerdim. Kendime kredi veririm ama yatırım yapmazdım."Arın aynı soruyu farklı bir yerden yanıtlıyor: "Bugün herhangi bir alanda gerçek uzmanlığım yok. Çok generalistim. Bir iş kurmak istesem, yapay zekâ alanında bir şey yapmak istiyorum desem; o dünyanın çok dışındayım." Kısa bir duraklamadan sonra; "Girişim sermayesi kurabilirim. Ama onu zaten yapıyoruz." Enis, e2vc'nin yapısını anlatırken bir noktada konuyu ekibine getiriyor. Fonun büyüklüğüyle değil, içindeki insanlarla farklılaştığını düşünüyor:"e2vc'yi farklı kılan şey: çok yatayız. Ekibimizin en genci de kendi yatırım kararını verebiliyor. Başak, başka bir fondaki genel ortaktan daha hızlı inanır ve daha hızlı o 1 milyon doları yatırır." Enis HulliBu İşin En Zor Tarafı"Yüzde 99 hayır diyoruz." diyor Arın. "O biraz depresif bir taraf. Sürekli karşı tarafın hayallerini yıkan bir pozisyondasınız."Enis ise uzunluğu soruyor: "Bir şirketin iyi gittiğini görmek yedi, sekiz, on sene sürebiliyor. Ömür dar. Bir araba kullanıyoruz ve her on dakikada bir yolun beş kilometre arkasını gösteriyorlar bize. Sağa mı döneceğiz, sola mı bilmiyoruz.""Ofisten çıkarken neon logo hâlâ yanıyor. Sanki hiç söndürülmüyor. Enis ve Arın için de durum farklı değil. Fon 1'den Fon 3'e, $10 milyondan $100 milyona, Akatlar'dan San Francisco'ya uzanan bu yolculuk hâlâ devam ediyor. Portföydeki unicorn'lar bir bitiş noktası değil, yeni bir başlangıç çizgisi. Çünkü bu ikili için asıl soru hiçbir zaman 'ne kadar büyüdük' olmadı — 'ne kadar daha büyüyebiliriz' oldu."Bu yazı, Inc. Türkiye Mayıs - Haziran 2026 sayısında yayınlanmıştır. Abonelere özel çok daha fazla içerik için şimdi size özel tekliflerimizi inceleyin!Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.