Bir süre önce çağın ritmi açıktı: kaçırma.Etkinlikleri kaçırma. Fırsatları kaçırma. Yeni platformları kaçırma. Yeni bağlantıları kaçırma. Aboooo…Her yerde olmak, her şeyi görmek, her şeye yetişmek… Modern profesyonelin refleksi haline geldi. Hatta bir süre sonra bu bir tür statü işareti oldu. Takvimi dolu olan önemli sayıldı. Sürekli meşgul olan değerli görüldü.Fakat garip bir şey oldu. İnsanlar daha fazla fırsat yakaladıkça daha fazla tatminsizlik hissetmeye başladı. Çünkü mesele fırsat eksikliği değildi. Mesele, zihnin sürekli açık kapıların önünde beklemesiydi.Tam burada yeni bir kavram sessizce yükseliyor: JOMO.Joy of Missing Out. Kaçırmanın huzuru.İlk bakışta bu, sosyal medya yorgunluğunun yeni adı gibi görünebilir. Biraz geri çekilmek, biraz yavaşlamak, biraz daha az görünmek… Ama hikaye bundan daha derin.Aslında JOMO bir geri çekilme değil.Bir ayıklama disiplini.Bir dönem başarı çok şey yapmak demekti. Şimdi daha farklı bir beceri öne çıkıyor: hangi şeyleri yapmayacağını bilmek. Bugünün en etkili liderleri her fırsata koşan kişiler değil. Gürültüyü ayıklayabilen, eleyen kişiler. Çünkü çağın gerçek kıtlığı zaman değil; dikkat.Zihin sürekli uyarıldığında, karar kalitesi neredeyse yerlere düşer. İnsan zihni her yeni çağrıya eşit enerji veremez. Bir noktadan sonra çok seçenek berraklık üretmez; bulanıklık üretir. Kreatif refleksler felç… O yüzden güçlü strateji çoğu zaman daha fazla şey eklemekle değil, gereksiz olanı sistemden çıkarmakla kurulur.Eski ustalar bunu başka bir dilde anlatırdı:Bir heykeltraş ham mermeri yontarken yeni bir şey eklemez. Fazlalıkları çıkarır. İş dünyasında da aynı kural geçerli. En iyi şirketler her fırsatı kovalamaz. En iyi liderler her davete gitmez. En iyi kreatif zihinler her fikri üretime sokmaz. Onlar önce bir sınır çizer. Çünkü odak dediğimiz şey aslında bir seçim değil, bir vazgeçiştir. Bu yüzden JOMO tembellik değildir. Bir tür zihinsel mimari kurma biçimidir. Hangi kapıların kapalı kalacağını bilmek, hangi kapıların açık olacağından daha belirleyici hale gelir.Dikkat çekici olan şu: eski dünyada yoğunluk prestijdi. Yeni dünyada seçicilik prestij haline geliyor.Eskiden “her yerde olmak” mavi tik gücünde görünürdü.Bugün “her yerde olmamak” daha güçlü görünebiliyor.Çünkü kalabalığın içindeki görünürlük kolaydır. Zor olan, kendi ritmini korumaktır.Modern iş hayatında pek konuşulmayan küçük bir sır var: en güçlü insanlar genellikle en sessiz takvimlere sahip olanlardır. Bu onların daha az çalıştığı anlamına gelmez. Aksine, enerjilerini dağılmadan kullanabildikleri anlamına gelir. Eski ticaret yollarında ustalar bir şey söylerdi: gerçek zenginlik, sahip olunan malların sayısıyla değil, taşınmayan yüklerin sayısıyla ölçülür. Bugünün profesyonel dünyasında da aynı şey geçerli.Başarı bazen yeni fırsatlar eklemekten değil, gereksiz olanları bırakmaktan doğar.Belki de bu yüzden JOMO bir trend değil. Bir denge arayışı. Gürültülü çağın içinde küçük bir iç disiplin.Ve çağın ironisi şu olabilir:Bir dönem insanlar hiçbir şeyi kaçırmamaya çalışıyordu. Şimdi en güçlü hamle bazen bir daveti, bir toplantıyı, bir fırsatı bilinçli şekilde kaçırmak.Çünkü her kapıdan geçmeye çalışan kişi yönünü kaybeder. Yönünü koruyan kişi ise hangi kapıların kapalı kalacağını bilir. Yeni başarı kodu belki de tam burada yazılıyor.Daha çok şey yapmakta değil.Daha çok şeyi eleme cesaretinde.Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.