Girişimcilik denildiğinde akla genellikle bir fikir bulmak, ekip kurmak, yatırım almak ya da şirket kurmak geliyor. Oysa birçok genç kadının ilk girişimcilik deneyimi bunların çok daha öncesinde başlıyor: kendi hayatını kurarken.18 yaşında, daha önce hiç yaşamadığın bir şehre üniversite okumak için gittiğini düşün.Elinde sınırlı bir bütçe var. Nerede yaşayacağını, kimlerle arkadaşlık kuracağını, hangi fırsatların peşinden gideceğini, zamanını nasıl yöneteceğini ve hatta bazen kendi güvenliğini nasıl sağlayacağını öğrenmen gerekiyor.Bir anda finansından operasyonuna, insan ilişkilerinden kriz yönetimine kadar hayatının pek çok alanının sorumluluğunu üstleniyorsun.Aslında ilk küçük bir girişimini yönetiyorsun: kendini.Üniversite için başka bir şehre taşınan bir genç kadın, farkında olmadan her gün girişimcilikte ihtiyaç duyduğumuz pek çok kası geliştiriyor.Kısıtlı bütçesini ay sonuna kadar yönetirken kaynak yönetimini, hiç tanımadığı insanlarla ilişki kurarken network oluşturmayı, bir kulübü, stajı ya da bursu kendi çabasıyla bulurken fırsat araştırmayı öğreniyor. Yanlış bir karar verdiğinde sonucuyla karşılaşıyor, yeniden düşünüyor ve başka bir yol deniyor.Belki de en önemlisi, belirsizlik içinde hareket etmeyi öğreniyor.Çünkü kendi hayatını kurmanın hazır bir kullanım kılavuzu yok.Ben de üniversite için İstanbul’a geldiğimde bunu yaşadım. Bugün geriye dönüp baktığımda, o yıllarda yalnızca üniversite okumadığımı daha iyi görüyorum. Yeni bir şehirde kendime alan açmayı, insanlarla ilişki kurmayı, fırsatları aramayı, bazen yanlış kapıları çalmayı ve işler yolunda gitmediğinde yeniden başlamayı öğreniyordum.O zaman bunların hiçbirine “girişimcilik” demiyordum.Ama bugün girişimcilik yolculuğumda en çok ihtiyaç duyduğum becerilerin önemli bir kısmının tam da o dönemde gelişmeye başladığını görüyorum.Bu yüzden genç kadınları yalnızca “üniversite öğrencisi” olarak tanımlamanın eksik kaldığını düşünüyorum.Çünkü özellikle başka bir şehirde kendi düzenini kurmaya çalışan bir genç kadın, aynı zamanda kendi hayatının ilk kurucusu.Ve bence burada önemli bir soru ortaya çıkıyor: Bir genç kadın zaten bu kadar çok beceriyi günlük hayatında geliştiriyorsa, biz neden ona bunların birer yetkinlik olduğunu daha erken göstermiyoruz? Risk almak yalnızca şirket kurmak değildir.Yeni bir şehirde sıfırdan çevre kurmak da risktir. Kaynak yönetimi yalnızca şirket bütçesi yönetmek değildir.Kısıtlı öğrenci bütçesiyle ayı planlamak da kaynak yönetimidir. Networking yalnızca etkinliklerde kartvizit değiştirmek değildir.Hiç kimseyi tanımadığın bir şehirde kendine güvenli ve güçlü bir çevre oluşturabilmektir. Problem çözmek yalnızca iş hayatındaki krizleri çözmek değildir. Hayatın ilk kez tamamen senin sorumluluğundayken bir yol bulabilmektir. Belki genç kadınların girişimcilikle ilişkisini konuşurken başlangıç noktamızı da değiştirmeliyiz. Onlara yalnızca “Bir gün girişimci olabilirsin.” demek yerine:“Aslında sen çoktan başladın. Şimdi sahip olduğun becerileri fark etme ve onları büyütme zamanı.”Çünkü bazen bir genç kadının ilk girişimi bir şirket değildir. Bir bavulla başka bir şehre gidip, kendine ait bir hayat kurmaya başlamaktır.Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.