Sara Blakely, Spanx'i 5.000 dolarlık birikimle kurdu; o dönemde faks makinesi satıyordu ve üreticilerden defalarca ret aldı. Daymond John, FUBU için Queens'teki evinde şapka dikti. Annesinin evini ipotek ettirdi ve LL Cool J ile yaptığı anlaşmadan önce iflasın eşiğine geldi. Oprah Winfrey, Mississippi'nin kırsal kesiminde yoksulluk içinde büyüdü. İlk TV işinden "ekrana uygun değil" gerekçesiyle kovuldu.Tüm bu erken başarısızlıklara karşın Blakely, Spanx'i milyar dolarlık bir markaya dönüştürdü ve tarihe geçti: En genç sıfırdan yükselen kadın milyarder unvanını alan isim oldu. John, FUBU'yu 350 milyon dolar üzeri cirosuyla küresel bir moda markasına taşıdı ve bugün en tanınan yatırımcılar arasına girdi. The Oprah Winfrey Show ise 8 Eylül 1986'daki ulusal prömiyerinin ardından modern tarihin en büyük medya imparatorluklarından biri hâline geldi.Bunların hepsi, uzaktan hayranlıkla izlediğimiz klasik "sıfırdan zirveye" girişimcilik hikâyeleri. Ama bu hikâyelerin "sıfır" kısmını genellikle ancak "zirve" yaşandıktan sonra duyuyoruz. Ve zirveye ulaşamayanlar, anlatıya hiç dahil olmuyor.ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu verilerine göre yeni işletmelerin yüzde 20'si ilk yılında kapanıyor; yaklaşık yarısı ise beş yılı göremeden sona eriyor. Buna rağmen pek çok kişi girişimciliğin kolay, özgür ya da huzurlu bir tercih olduğunu varsayıyor.Ben de bu varsayımlarla sık sık yüzleşiyorum. Biri medya danışmanlığı, diğeri bir medya yayını olmak üzere iki işletme yürütüyor olmak, çevremden bolca yorum almamı sağlıyor. Birkaç yanılgıyı düzeltme vakti geldi."Kendi İşinin Patronu Olmak Harika Olmalı"Öyle, çoğunlukla.Büyük ölçüde kiminle çalışacağıma ve ne üzerinde yoğunlaşacağıma kendim karar verebiliyorum. Ama her zaman böyle değil. İş dünyasında ritim tutturmak zor: Kimi zaman nefes alamayacak kadar yoğunsunuz, kimi zaman ise işin gelmesini beklerken saatler geçiyor.Kollarımı iki yana açıp Titanic'teki o ünlü sahneyi canlandırdığım günler var; yataktan kalkamadığım günler de. Sevinçten korkuya, coşkudan hayal kırıklığına saniyeler içinde geçiş yapabiliyorum. $20 bin geliri kazandığım kadar hızlı kaybedebiliyorum.Kurumsal bütçeler nasıl kısılıyorsa, danışman bütçeleri de öyle kısılıyor. Farkı şu: Bordrodan değilsiniz. Yani sadece bir müşteriyi ya da yeni bir işi kaybetmiyorsunuz, o ayı kaybediyorsunuz. Hatta bazen ertesi ayı da. Kredi kartına yaptığınız "ihtiyatlı" erken ödeme, çocuğunuzun yaz kampı masrafını karşılamanız gereken $5 bin yuttuğunda birden sorumsuzluk gibi görünmeye başlıyor.Eşim bu süreçte hep benimle birlikte. Kemeri bağlıyor, gözyaşlarımı siliyor ve "Keyfini çıkarmaya çalış" diyor. İyi yanı: o da bir girişimci. Kötü yanı: ikimiz de serbest çalıştığımız için sağlık sigortası meselesi başlı başına bir dram.Upstarts Media'nın kurucusu Alex Konrad ile geçen kasım konuştum. Forbes ve Fortune gibi köklü markalarda çalıştıktan sonra bağımsız bir medya yayını kurmanın zorluklarını sordum. Şunu söyledi:"Zaman yönetimi ve her şapkayı aynı anda takmak zorunda kalmak en zor tarafı. Bootstrapped bir startup'ın tek kurucusuyum; kolayca harcayabileceğim büyük bir yatırımım yok. Kendi iş geliştirmemi, sosyal medyamı, müşteri desteğimi kendim yürütüyorum. Haftanın yedi günü, o anda yapabileceğim en önemli şeyi bilmek süregelen bir meydan okuma ama farkında olarak seçtiğim bir meydan okuma.""Daha Fazla Vaktiniz Olmalı"Ben de öyle ummuştum açıkçası. Walmart ve Pinterest gibi büyük markalarda çalıştım, Jet.com'da startup temposunu yaşadım; ağır iş yükü benim için yeni bir şey değil. Ama girişimcilik bunların hepsinden daha ağır.Girişimcilik daha zor.Bu makaleyi gece 23.30'da yazdım; 14 saatlik bir günün sonunda, yapılacaklar listemi tamamlayamadan. Bazen yazmak şaraptan daha iyi geliyor.İki işletme yürütmek demek sürekli açık olmak demek. Sabah kalkıyor, çocukların öğle yemeklerini hazırlıyor, onları okul servisine bindiriyorum; ardından pijamamla evdeki ofisime geçiyorum ve çocukları almam gereken saate kadar o odadan çıkmıyorum. Üstlendiğim roller saymakla bitmiyor.Öğleden çıkış saatine kadar pijama ve peluş terlikle geçen bu "9'dan 5'e" shift'in ardından gerçek bir yetişkin olmak, üstelik anne olmak gerekiyor. Ödev, spor, akşam yemeği ve uyku ritüeliyle dolu bir "5'ten 9'a" vardiyası başlıyor. Çocukların başları yastığa değer değmez, sessizce odadan sıvışıp "9'dan geceye" vardiyama geçiyorum: Substack'teki düzenli içerik akışını korumaktan birinci sınıf röportajlara uzanan bir tempo. Bana dizi tavsiyesi sormayın lütfen. Kendi belgeselimde yaşıyorum şu an.KTLA 5 Los Angeles teknoloji muhabiri ve Rich on Tech Radio Show sunucusu Rich DeMuro ile Substack, podcast veya bağımsız medya girişimi kurmak isteyenlere tavsiyelerini sormak için görüştüm. Dedi ki:"Tutarlılık, tutarlılık, tutarlılık. Haftam ne kadar zor geçmiş olursa olsun, ne kadar meşgul olursam olayım, her hafta oturur ve bültenimi yazarım. İnsanların sizi takip etmesini istiyorsanız onlar için orada olmanız gerekiyor. Bir bülten ya da podcast’e başladığınızda, bunu sadece canınız istediğinde yapamazsınız. İnsanlar sizden düzenli olarak haber almak ister.""Konferanslarda Görüşürüz""Şu konferansa geliyor musun?" sorusu hem övücü hem de şaşırtıcı. Bir yandan elimden geldiğince fazlasına katılıyorum; "Görünmeyenin aklında yeri olmaz" ilkesi iş dünyasında geçerliliğini koruyor. Başlangıçta tüm masrafları kendim karşılıyor, sürekli zarar ediyordum. Ama "Gülümse, XYZ Zirvesi'ndesin!"Meğer kredi kartı ekstrelerini içerikle ödeyemiyorsunuz. Geciken ödememi açıklamaya çalışırken müşteri temsilcisine söylediklerimi düşününce hâlâ utanıyorum.Bir davet geldiğinde "Sponsorluk ayarlarsanız gelebilirim" diye yanıt verince havayı nasıl da değiştirdiğinizi görüyorsunuz. "Bu etkinlik için pek bütçemiz yok" diyorlar. Tamam. Ama o "kısıtlı bütçe" ile kurulan görkemli standları uzaktan izlemek de cabası.Zen Media'nın ortağı ve PR direktörü Sarah Evans, LinkedIn'de dürüst bir yazı yayımladı: Konuşmalar için ücret talep ettiğini anlattı."Konuşmalarım için ücret alıyorum. Ayda en az 3-4 kez ücretsiz konuşma teklifi geliyor. Bir keynote hazırlamamı, hedef kitlenize özel sunum oluşturmamı, kaynaklar üretmemi, etkinliğinize gelip 30-90 dakika boyunca rehberlik etmemi istediğinizde bu bir üründür. Hazırlığı günler alır. Müşterilerimi arka plana iter. Misyonunuzu önemsemediğim için ücret almıyorum. Aksine, yeterince ciddiye aldığım için hazırlanıyorum.""30 dakikalık bir webinar için bu kadar mı istiyorsunuz?"Değerimin karşılığını istiyorum."Senden Bir Şeyler Öğrenebilir miyim?"Çoğu girişimci doğası gereği meraklı ve işbirliğine açık olsa da "senden bir şeyler öğreneebilir miyim" mesajı, e-postası ya da DM'i içgüdüsel bir rahatsızlık yaratıyor. Zira arkasında şu varsayım yatıyor: "Dostuz, 30 dakikandan fazla almaz" ve "Hem sohbet etmiş oluruz."Bu "sohbet"in girişimcilere maliyetine bir bakalım.30 dakikalık görüşme için asgari $100 değer biçildiğinde rakamlar hızla büyüyor: Her iş günü bir görüşme, haftada yaklaşık $500, ayda yaklaşık $2.165 ve yılda yaklaşık $26 bin kayıp demek.Kişinin iletişim kanallarında öne çıkardığı randevu bağlantısını tıklamak sizi ürkütüyorsa, bir hediye kartı göndermek "zamanını değerliyorum" mesajı vermenin zarif bir yolu olabilir.Hediye kartıyla fatura ödenmiyor; ama pahalı kahve alışkanlığımı birkaç günlüğüne finanse ediyor en azından.Ve sanırım büyük çoğunluğun beklentisi olan o "bir şeyler öğrenme" ifadesini artık gündemden kaldırabilir miyiz? Cesaret Olmadan Zafer OlmazRisk almadan ödül yok. Sözün özü bu: Gerçekten büyük bir şey başarmak istiyorsanız, her şeyi riske atmaya razı olmanız gerekiyor.Yatırımcı, girişimci ve Contrarian Thinking'in kurucusu Codie Sanchez, bir röportajında tüm girişimcilerin neredeyse her birini kıracak anlar yaşadığından söz etti. O dönemde parası bitmek üzereyken ve işini kapatmak zorunda kalacağı düşüncesiyle boğuşurken babasına döndüğünü anlattı: "Nereye gideceğini bilmediğinde, ne yapacağını bilmediğinde, kiminle konuşacağını bilmediğinde ne yapıyorsun?"Babası buna "başını ellerine gömdüğün an" diyor."Başarıya ulaşmak için her şeyi kaybedecekmiş gibi hissetmiş olman gerekiyor. Başarısız olabileceğin fikrinden tamamen dehşete düşmüş olman gerekiyor. Bunu yaşadıysan oyundasın. Yaşamadıysan yeterince büyük riskler almıyorsun demektir."Teşekkürler Baba. Demek ki oyundayım.Upstarts Media kurucusu Konrad'a göre bu belirsizliğin bir de özgürleştirici tarafı var: "Tek kişilik bir şirkette yaptığınız her şey bir risk. Ama hızlı denemeler yapabilmek ve kendi üstünüze yatırım yapmanın meyvesini kendiniz toplamak son derece tatmin edici.ABD Ticaret Odası verilerine göre 2024 yılında Amerikalı girişimciler 5,2 milyon yeni iş kurma başvurusu yaptı; bu rakam 2019'a kıyasla yüzde 49 artış anlamına geliyor. Türkiye'de de tablo benzer bir seyir izliyor: TÜİK verilerine göre 2023 yılında kurulan şirket sayısı 103.000'i aştı; genç girişimcilerin payı ise her geçen yıl büyüyor.Ben de bu dalganın bir parçasıydım; 2024'te LLC'mi kurdum; üstelik tarihin en zorlu iş piyasalarından birinin ortasında. Yalnız değildim elbette.Girişimcilik çirkin ve yıpratıcı olabilir. Ama aynı zamanda güzel de olabilir. Ve şimdiye kadar yaptığım en iyi iş bu.Kaos içinde güzeli bulabiliyorsanız ve gerçekten inandığınız bir şey uğruna yorulmadan çalışmaya kararlıysanız, girişimcilik size göre olabilir.Orijinal Yayın Tarihi: 7 Mayıs Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.