Göbeklitepe bugün insanlık tarihini yeniden yazdıran bir keşif olarak anılıyor. Ancak bu hikâye çoğu zaman tek bir ana, o "büyülü keşif anına" indirgeniyor. Oysa arka planda, yalnızca arkeoloji için değil, bugünün dünyası için de öğretici bir ders var: Ezberlerin Yarattığı Körlüğü. Göbeklitepe’nin bulunduğu alan, uzun yıllar boyunca tarım yapılan ve bölge halkı tarafından kutsal kabul edilen bir araziydi. Bu arazide karşılaşılan heykel parçaları ve işlenmiş taşlar, bölgeyi kullanan aile tarafından müzeye ulaştırıldı. 1980’lerin ortasında, Urfa sıcağında, battaniyelere sarılarak ve at sırtında taşınan bu parçalar müze kapısından içeri girdi.Ama o temas, bir keşfe dönüşmedi.Taşlar, dönemin bilgi çerçevesine sığmadığı için envantere alınmadı ve müze deposunun karanlığına kaldırıldı. Tıpkı profesyonel hayatta sıkça yaşadığımız o tanıdık senaryo gibi: Mevcut prosedürlere uymayan, "bizim iş yapış şeklimize uygun değil" denilen ya da o anki KPI'ların dışında kaldığı için "sümen altı edilen" fikirler gibi...Depoda bekleyen sadece taşlar değildi; tanımlanamadığı için rafa kaldırılan devasa bir potansiyeldi.Sorun ilgisizlik ya da kötü niyet değildi. Asıl mesele, bilinmeyenle karşılaşıldığında devreye girecek zihinsel çerçevenin henüz oluşmamış olmasıydı. Taşlar oradaydı ama onları gerçekten “görecek” bakış açısı yoktu. Bu yüzden Göbeklitepe, yıllar sonra gecikmiş bir keşif olarak karşımıza çıkar. Müze deposunda bekleyen parçalar, merak eden ve soru sormaktan çekinmeyen bir yaklaşımla tekrar değerlendirildi ve insanlık tarihine bakışı kökten değiştiren bir keşfe dönüştü.Bu hikâyenin sessiz kahramanları ise akademik unvanları olmayan ama bulduklarını ciddiye alıp uzmanına ulaştıran bir aileydi. Çünkü burada belirleyici olan, sahip olunan bilgi değil; sorumluluk duygusu ve sezgidir. Göbeklitepe bize kurumlarda, karar mekanizmalarında ve gündelik hayatta sıkça unuttuğumuz bir gerçeği hatırlatıyor: Bazen en büyük kayıplar, bilmemekten değil; bilmediğini fark edememekten kaynaklanır. Bu noktada Selçuk Şirin’in şu tespiti anlam kazanır: “Bu çağda bilgelik, ‘bilmiyorum ama araştırayım’ demekten geçiyor.”Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.