Fikir Yetmez, Gerçek Dünya Başka Kurallar KoyarLeonardo da Vinci günümüzde yaşayan bir girişimci olsaydı, hangi fikirler üzerine çalışırdı? Yapay zekâ tabanlı bir uygulama mı geliştirirdi, oyun sektörüne mi girerdi, yoksa sosyal sorumluluk projelerine mi yönelirdi? Belki de daha geleneksel bir ticaret alanında kendine yer bulurdu. Bu soruların cevabını hiçbir zaman bilemeyeceğiz ama bildiğimiz bir şey varsa o da hangi alana yönelirse yönelsin Da Vinci’nin başarılı bir girişimci olacağıydı. Bu konuda emin olmamın sebebi, onun çok yönlü zihninin, yalnızca fikir üretmekle kalmayıp, bu fikirleri gerçeğe dönüştürme kararlılığını da içinde barındırmasıydı. Birçok girişimci bu yolculuğa şu yanılgıyla başlar: “İyi bir fikir bulursam gerisi kendiliğinden gelir”. Oysa iyi bir fikir, onu hayata geçirecek beceri, araç ve vizyon olmadan yalnızca kâğıt üstünde kalır. Fikir ne kadar iyi olursa olsun, fikrin uygulanması birçok farklı meziyet gerektirir. İşte tam da bu nedenle multidisipliner bir yapıya sahip olmak artık lüks değil, kaçınılmaz bir gereklilik.Örneğin bir mobil uygulama geliştirdiğini düşünelim. Sorunsuz bir şekilde çalışan uygulamanı kullanıcılara sunduktan sonra, hepsinin daha ilk ekranda uygulamadan çıktığını görebilirsin. Peki neden? İlk ekranda kullanıcıdan uygulamaya kaydolmasını isteyip e-posta onayı talep etmiş olabilirsin ya da doğrudan ana sayfaya yönlendirip birçok aksiyon alabilecekleri butonlarla kafalarının karışmasına sebep olmuş olabilirsin. Ekibinde tasarımcı, tester veya yazılımcı olmayabilir. Hatta bu yolculukta tamamen tek başına da olabilirsin. Peki ortada ne ürün ne de bütçe varken bu alanlar için ekip kurmak mümkün mü? Ya da fikrine inanmalarını sağlayarak hisse karşılığında ekibe dahil olmalarını mümkün kılmak? İmkânsız değil; ancak çok şanslı değilsen, bu uzun zaman ve ciddi çaba gerektiren bir süreç olacaktır.Ekip Yoksa Öğrenerek Yola DevamTam da bu noktada işin başa düştüğünü söyleyebilirim. Bir tasarımcı veya yazılımcı olmayabilirsin, onların ürettiği kaliteye yaklaşamayacağını da kabul etmek gerekir. Ancak fikrinin ihtiyaç duyduğu her alanda kendini geliştirmek zorundasın. Eğer fikrinin bir potansiyeli olduğuna inanıyorsan, onu hayata geçirmenin tüm sorumluluğu senin üzerinde. Bugün kullandığımız birçok uygulamanın ilk versiyonlarına baktığımızda şaşkına döner, “zamanla ne kadar da gelişmiş” deriz. Çünkü başlangıçta çoğunun arkasında tam kapsamlı bir ekip yoktu. Fikir sahipleri ve ekip üyeleri, eksik kalan alanlarda sorumluluk alıp kendilerini geliştirmek zorundaydı. Bu sayede kullanıcıya ulaşarak fikirlerini kanıtladılar; aldıkları yatırımlar veya elde ettikleri gelir sayesinde de ekiplerini büyütüp profesyonelleri dahil ederek ürünlerini olması gereken seviyeye taşıdılar. Kimi zaman külfet gibi görünen, “Bunu da ben mi yapmak zorundayım?”, “Bunu da mı bilmeliyim?” sorularını akla getiren bu durumun, aslında büyük bir armağan olduğunu düşünüyorum. Çünkü inovasyon, farklı düşünce temellerinden ve farklı bakış açılarıyla yaklaşabilmekten doğar. Sürekli aynı işi tekrar eden kişilerin farklı düşünceler geliştirebilmesi ne kadar mümkün olabilir ki? Da Vinci’nin Gölgesinde ÜretmekBenim nezdimde “multidisipliner” kavramının en net karşılığı Leonardo da Vinci’dir – elbette sizin aklınıza başka birileri de geliyorsa duymaktan memnun olurum. Archimedes’in vidasından (döndükçe suyu yukarı taşıyan spiral bir yapı) ilham alan Da Vinci, “Su gibi hava da akışkansa, o halde hava da yukarı taşınamaz mı?” düşüncesiyle günümüz helikopterinin temellerini atan “hava vidasının” çizimlerini yaptı.Fizik kuralları ve maddenin kimyasal özelliği arasında kurduğu bu bağlantı, günümüzde iz bırakan buluşlardan biri olmuştur. Ancak sadece bu bağlantıyı kurmak yeterli değildi; Archimedes vidasında yükselen suya bakarak heliks biçimindeki rotor çizimini zihninde canlandırabilmesi de en az bunun kadar önemliydi. Genç yaşlarında ressam olarak yetişmesi onun üç boyutlu düşünebilme yeteneğini de geliştirmişti. Farklı alanlarda bilgi sahibi olması sayesinde, doğru noktada anlamlı bağlantılar kurabilmişti.Şekil 1 Archimedes ScrewŞekil 2 Aerial ScrewSaçma Fikirler Kıvılcımı TetiklerFarklı ya da alakasız görünen işleri denemekten kendinizi alıkoymayın; iyi bir fikrin nereden doğacağını asla bilemezsiniz. Bazen size saçma gelen bir fikir, başkasının zihninde yepyeni bir kıvılcımı tetikleyebilir. Ve o kıvılcım, bir ürünün, bir şirketin ya da bambaşka bir yaşam biçiminin ilk adımı olabilir. Ancak bu bağlantıların kurulabilmesi için kişinin farklı alanlarda biriktirdiği gözlemler, meraklar ve deneyimler gerekir. Çünkü fikir dediğin şey, bir kıvılcımdır. O kıvılcımın ateşe dönüşüp dönüşmeyeceği ise çok yönlü bakış, sabır ve cesarete bağlıdır.Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.