İki dost, bir tutku, bir fincan kahve. Erdinç ve Eray'ın CABS Coffee hikayesi, antrenörlük ilişkisinden doğan bir dostlukla başlıyor ve Türkiye'nin kahve kültürünü dönüştürme hedefine uzanıyor.Bir Antrenörlükten Doğan OrtaklıkHer iş ortaklığının bir başlangıç noktası vardır. Erdinç ve Eray'ınki alışılmadık bir yerden geliyor: antrenör-sporcu ilişkisi. Erdinç, Eray'ın antrenörüydü. Kısa sürede aralarında güçlü bir dostluk kuruldu ve girişimcilik bakış açılarının örtüştüğünü fark ettiler. "Her şey doğal bir şekilde gelişti ve bir anda kendimizi bu yolculuğun içinde bulduk" diyor Eray.Ancak dostlukla ortaklığı bir arada yürütmek kolay değil. İkisi de bunu biliyor. "Özel alanlara saygı göstermek ve iş-arkadaşlık dengesini koruyabilmek en kritik konu" diyorlar. CABS'ı kurmadan önce bunu defalarca konuştular, geçmiş iş deneyimlerinden çıkardıkları dersleri masaya yatırdılar. Doğru sınırlar ve güven kurulduğunda dostunuzla ortaklık kurmak hayatınızdaki en doğru kararlardan biri olabilir. "Bizim için de öyle oldu" diyorlar.Peki CABS adı nereden geliyor? "Coffee and Bean Supply" yani Kahve ve Çekirdek Tedarikçisi ifadesinin kısaltması. Kısa, akılda kalıcı, kolay telaffuz edilebilen ve uluslararası bir kimliğe sahip; tam aradıkları şey.İş bölümü de doğal bir şekilde şekillenmiş. Erdinç'in kahve ve kahve barı tarafında altı-yedi yıllık deneyimi; saha operasyonları onun sorumluluğuna geçmiş. Eray ise tedarikçi ilişkileri, muhasebe ve kurumsal işbirliklerini yürütüyor. Kararları mümkün olduğunca birlikte alıyorlar ama her ikisi de kendi alanında inisiyatif kullanma özgürlüğüne sahip. "Bu güven ve alan paylaşımı bizi daha güçlü kılıyor" diyorlar."Doğru sınırları ve güveni oluşturduğunuzda, dostunuzla ortaklık kurmak hayatınızdaki en doğru kararlardan biri olabiliyor."Kahve Sadece İçecek DeğilCABS için kahve bir ürün değil, bir deneyim. "Sadece iyi kahve sunmayı değil, her temas noktasında samimiyeti, kaliteyi ve güveni hissettirmeyi önemsiyoruz" diyorlar. Kahvenin etrafında oluşan kültürün bir parçası olmak istiyorlar.Türkiye'deki kahve kültürü dönüşümünü sahadaki gözlemciler olarak yakından takip ediyorlar. "Özellikle yeni nesil için kahve çayın önüne geçmiş durumda" diyor Erdinç. Ama bir tehlike de görüyorlar: pek çok işletme dekorasyona büyük yatırımlar yaparken kahvenin kalitesine aynı özeni göstermiyor. Uzun vadede fark yaratacak olanlar görselliğin yanında üründen de ödün vermeyenler olacak."Her fincan bir hikaye anlatır" sloganının kökeni de bu düşünceden geliyor. Kahve çekirdeğinin bir içecek olarak önümüze gelmesindeki yolculuk başlı başına büyük bir hikaye. Dünyanın en büyük tarımsal faaliyetlerinden biri olan kahve, inanılmaz bir yolculuktan geçip gelir. "Ve biz ilk yudumlarımızı aldıktan sonra karşımızdakine, belki de yalnızca kendimize, yaşadığımız hikayeler anlatıyoruz" diyorlar. Sloganın özü buradan geliyor."Kahvenin etrafında oluşan kültürün bir parçası olmayı hedefliyoruz."Sahadaki Gerçekİlk müşteri her girişimcinin unutamadığı andır. Erdinç ve Eray için bu yol beklendik yerden başlamadı. "Önce yakın çevremizden başladık; bir o kadar da kesin çalışırız dediğimiz insanlarla çalışamadık" diyorlar. Bu bir tokat gibiydi ama büyük bir ders oldu. Ekiple sahaya çıktılar, toplantılar ve demolar yaptılar. Bir süre sonra ilk müşteri geldi. "Emeklerimizin karşılığını aldığımız ilk andı, o yüzden biraz özeldi."Sektördeki en büyük sorun da gayet net görünüyor onlara: işletmeciler mekânlarına ciddi yatırımlar yaparken barın arkasına yeterli ilgiyi göstermiyor. Yetkin baristalar yetişmiyor, kahve kalitesine özen gösterilmiyor. CABS burada devreye giriyor; işbirliği yaptıkları firmaların bu sorunlarını çözüyor, personel eğitimlerini üstleniyor, çıkan ürünleri düzenli aralıklarla kontrol ediyor.En zor kararları mı? Düzenli kariyerlerini geride bırakıp tüm odaklarını CABS'a vermekti. Daha düşük maliyetli ürünlerle çok daha hızlı büyüyebilirlerdi ama kaliteden ödün vermemeyi seçtiler. "Bugün CABS'ın ve müşterilerimizin bize duyduğu güvenin temelinde bu kararların yattığını görüyoruz.""CABS dendiğinde ne yaptığımızı anlatmak zorunda kalmayacağımız kadar güçlü bir marka inşa etmek istiyoruz."Prag'daki O KahveKahve işinin içindeyken tadı gerçekten ayırt etmek daha zor hale geliyor. İkisi de keyif için günde bir fincan içiyor artık işin mutfağına girdikten sonra tüketim artıyor ama bilinçli bir sınır koyuyorlar.En iyi kahve nerede içildi diye sorulduğunda cevap şaşırtıyor: Prag. "Sabahın çok erken saatlerinde açık olan, sadece kruvasan ve kahve servis eden küçük bir işletmede içtiğimiz kahveyi hâlâ unutamıyoruz" diyorlar. Belki Prag'ın atmosferinden, belki de o an gerçekten iyi bir kahveye ihtiyaç duymalarından kaynaklanıyordu. Ama o tadı ikisi de taşıyor.Kahvenin hayatlarındaki yeri iş boyutunun çok ötesine geçiyor. "İnsanları bir araya getirmek, bir topluluk ruhu oluşturmak, birlikte bir şeyler üretmek ve paylaşmak" asıl amaçları. Kahve bu amaç için bir araç. "Share What Matters" sözünü sıkça kullanmalarının arkasında da bu duruyor.Ve bir detay: ikisi de Airbus A320 kullanabiliyor. Kahve girişimciliğinden pilot lisansına; Erdinç ve Eray'ı tek bir tanımla anlatmak mümkün değil."Sabahın çok erken saatlerinde açık olan küçük bir işletmede içtiğimiz Prag kahvesini hâlâ unutamıyoruz."Beş Yıl SonraHedef net: Türkiye'nin en güçlü kurumsal kahve markalarından biri olmak ve Avrupa'da da aktif faaliyet göstermek. Sadece kahve sunan değil, kalite, güven ve deneyim denince akla gelen; spor, sanat ve kurumsal dünyada güçlü işbirlikleriyle varlık gösteren bir marka.Birbirlerine her şeyi söylüyorlar, bu konuda biraz acımasız olduklarını kabul ediyorlar. "Bu da ortaklığımızı ve arkadaşlığımızı pekiştiren bir özelliğimiz" diyorlar. Şartlar ne olursa olsun şikâyet etmiyorlar, yapmaları gereken neyse onu yapıyorlar.Ve hâlâ birlikte antrenman yapıyorlar. Bir spor yarışmasında boy gösterme planları da var. Kahve, uçuş, spor; CABS'ın kurucuları tam da bu enerjiden besleniyor.Bu yazı, Inc. Türkiye Temmuz - Ağustos 2026 sayısında yayınlanmıştır. Abonelere özel çok daha fazla içerik için şimdi size özel tekliflerimizi inceleyin!Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.