Eylül ayıyla birlikte iletişim dünyasının temposu yeniden yükseliyor. Lansmanlar, basın buluşmaları, etkinlikler ve yeni dönem projeleri peş peşe gündeme geliyor. Takvimler doluyor, içerikler çoğalıyor, markalar kendi hikâyelerine kalabalığın içinde yer açmaya çalışıyor. Peki herkes aynı anda konuşurken hangi marka hatırlanacak?Bu sorunun yanıtı, yalnızca daha fazla görünür olmakta yatmıyor. İnsanların dikkatinin sayısız mecra ve içerik arasında bölündüğü bir dönemde önemli olan dikkatleri yakalamak kadar insanlarda anlamlı bir iz bırakabilmek.Her Yerde Olmak, Akılda Kalmak Anlamına GelmiyorBugün bir markayla haber sitelerinde, sosyal medyada, bir podcast’te, bir içerik üreticisinin paylaşımında ya da bir etkinlikte karşılaşabiliyoruz. Temas noktalarının ve iletişim mecralarının çeşitlenmesi, markalara yeni fırsatlar sunarken aynı zamanda anlatılan hikâyenin mecralar arasında dağılma riskini de büyütüyor.Bu nedenle iletişim planının başında şu soruyu sormamız gerekiyor: İnsanlar bu markayı hangi fikirle hatırlamalı? Fikir net olduğunda seçilen mecra, kurulan cümle ve yaratılan deneyim birbirini tamamlıyor. Böylelikle marka her yerde farklı bir şey söylemek yerine, farklı yerlerde aynı güçlü hikâyeyi geliştirebilir.Etkinlik Bittiğinde Hikâye Devam Ediyor mu?Yeni sezonda lansman ve basın buluşmaları da yoğunlaşıyor. Ancak bir ürünü anlatmak ya da şirketin gündemini aktarmak, tek başına güçlü bir etki yaratmıyor. Katılımcıya yeni bir bilgi, farklı bir bakış açısı veya doğrudan deneyim sunan etkinlikler daha kalıcı bir iz bırakıyor.Elbette katılımcı sayısını ve elde edilen yayınları ölçeceğiz. Ancak etkinliğin başarısını yalnızca bu rakamlarla değerlendirmek doğru değil. Bunun yanında, insanların buluşmadan hangi düşünceyle ayrıldığını ve anlatılan hikâyenin sonrasında nasıl yaşamaya devam ettiğini de değerlendirmeliyiz. Etkinliğin gerçek etkisi çoğu zaman salon boşaldıktan sonra ortaya çıkar.Bu yüzden “Ne yapacağız?” sorusunun yanına “Nasıl bir etki bırakacağız?” sorusunu koymalıyız. Mekân seçiminden davetli profiline, içerikten dijital yansımaya kadar her ayrıntı bu izin nasıl şekilleneceğini belirliyor.Hız Artarken Odaklanan KazanıyorYapay zekâ ve yeni teknolojiler araştırma, içerik geliştirme, veri analizi ve medya takibinde bize hız kazandırıyor. Daha fazla seçeneği daha kısa sürede görebiliyoruz. Ancak seçenekler çoğaldıkça markanın hangi konuya odaklanacağına karar vermek daha da önemli hale geliyor.Her gündeme yetişmeye çalışmak, markanın kendi sesini kalabalığın içinde kaybettirebilir. Hangi konuda konuşacağını, ne zaman geri planda kalacağını ve hangi hikâyeye yatırım yapacağını bilen markalar ise daha tutarlı bir iletişim kuruyor. Yeni sezonda farkı yalnızca hız değil, o hızın içinde doğru odağı koruyabilmek yaratacak.Önümüzdeki aylarda çok sayıda marka dikkat çekmek için yarışacak. Farkı, doğru zamanda anlatmaya değer bir hikayeyle ortaya çıkan ve insanlarla gerçek bir bağ kuranlar yaratacak. Çünkü iletişimde gerçek başarı, herkes konuşurken duyulmak değil, sesler kesildiğinde de hatırlanmaktır.Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.