Eğer kurumsal bir pozisyon arayan milyonlardan biriyseniz ve karşınızda giderek dikleşen bir yokuş olduğunu hissediyorsanız, bunun nedeni LinkedIn olabilir. Kurumsal iş dünyasının ana ağı olan LinkedIn, kısa süre önce iş bulmaya eskisi kadar odaklanmak istemediğini ve TikTok benzeri bir platforma evrilmeyi hedeflediğini açıkça ortaya koydu. Doğru okudunuz: TikTok.Kısa videolar, dramatik düşünceler, eğlenceli danslar, riskli ve “havalı” meydan okumalar… Tüm bunların yeni adresi artık LinkedIn.Tamam, biraz abartıyor olabilirim. Ama rakamlar ortada: LinkedIn’in gelir öncelikleri, sizin iş bulmanızla örtüşmüyor. Yaklaşık bir yıl önce, LinkedIn’in “düşünce liderleri için Facebook”a dönüşmesiyle birlikte bir iş arama aracı olarak çöküşünü dile getirmiştim.Bu tespit son derece isabetliydi. Bugün gelinen noktada, bazı işverenler binlerce bot başvurusu ve pozisyonla ilgisi olmayan özgeçmişlerle boğuşmak zorunda kalmadan doğru adaylara ulaşabilmek için, dünyanın en büyük iş dünyası platformundan bilinçli olarak uzaklaşmaya çalışıyor.Ayrıca ChatGPT tarafından üretilip sürekli olarak ortalığa saçılan, sayısı belirsiz “influencer” içeriklerinden de kaçınıyorlar.Peki LinkedIn neden böyle bir yön değişikliğine gitti? Dünyanın en büyük iş platformu, kurumsal iş piyasasındaki hâkimiyetini neden riske atarak, “işleri halletme”nin tam tersi gibi görünen ve size dedenizin bir anda TikTok çekmeye çalıştığını izliyormuş hissi veren bir etkileşim akışına yatırım yapmaya başladı?Nedeni bariz, çünkü paranın akışı bu yönde; yani daha da ileri gidecekler. Keşke uyduruyor olsaydım.Microsoft’un geçen hafta yayımladığı rapora göre, LinkedIn’in çeyreklik geliri yüzde 11 artmış durumda.Peki neden? Daha fazla iş mi? Daha çok kariyer gelişimi mi? Genişleyen bir iş ağı mı? Artan mesleki kaynaklar mı? Yoksa daha yüksek bir satış potansiyeli mi?GeekWire’da yayımlanan “LinkedIn’in çeyreklik geliri ilk kez 5 milyar doları aştı. TikTok stratejisi meyvelerini veriyor.” başlıklı makalede şu detay paylaşılıyor: Microsoft’un analistlerle yaptığı kazanç görüşmesinde CEO Satya Nadella, ücretli video reklam gelirlerinin yıllık bazda yüzde 30 arttığını belirtiyor. Bu artış, platformu TikTok’un öncülük ettiği kısa ve dikey video formatına daha da yaklaştırıyor. LinkedIn ise bu formata; kariyer tavsiyeleri, sektörel görüşler ve şirket duyuruları gibi “profesyonel” içerikleri entegre ederek uyum sağlamaya çalışıyor.Kısacası, gelir artışı daha fazla işten değil; daha çok “sektörde yankı uyandıran görüş”ten geliyor.Çok şükür. Zaten yeterince “görüşümüz” yoktu.Evet, farkındayım. Tencere dibin kara meselesi. Neyse. Hepimiz buradayız zaten.Kurumsal Influencerların Oyun PlanıŞaşırdım ama şok olmadım. Buyurun, perde arkasında neler dönüyor:Yirmi yılı aşkın bir süre önce, ilk girişimimde ciddi bir başarı yakaladım. O zamanlar platform, popüler kültürle ilgilenen influencerlar ve gerçekten iyi yazarlar için güçlü bir alandı. Zamanla şunu fark ettim: Okumak isteyenler vardı ama yazmak isteyenler de en az o kadar fazlaydı. Ben de doğal olarak bu ikisini bir araya getirdim. Sonuç mu? Gelirimiz tek bir ayda üç katına çıktı. 2000’li yıllarda büyümemiz olağanüstüydü. Ta ki sahneye Facebook ve Twitter çıkana kadar. O noktada tablo netleşti. Bu platformlar, yazarların aynı zamanda reklam satılabilecek ürünler olduğunu fark etmişti. O an her şeyi anladım.Benim için acemilik yıllarıydı.LinkedIn evreninde durum tam olarak bu. Yani ürün sizsiniz. Kariyer geliştirme araçları, ağ kurma fırsatları ya da mesleki kaynaklar değil. Siz. Ben.Yirmi yıl önce popüler kültürde yaptığım şeyin aynısı, bugün iş dünyasında yaşanıyor. SEO’nun önemini yitirmesiyle birlikte özgünlük arayışı alevlendi, ardından kitleye ulaşma yarışı başladı. Bir yıl önce de söylediğim gibi: “Bugün şirketler birer marka, liderler influencer, çalışanlar ve müşteriler ise takipçi.”Biliyorum, moral bozucu. Ama sorun değil. Bu işe yaramayacak. İşte benim “sektörde yankı uyandıran görüşlerim”! Özgünlüğün ÖlümüLinkedIn’de daha fazla etkileşim kurmanın, buna premium üyelik de dâhil, özgün ve sadık bir kitle oluşturduğuna dair hiçbir kanıt yok. Kendi tecrübeme dayanarak söyleyebilirim ki, bu iş için son derece kötü bir platform.Ama dijital pazarlama modellerinin cazibesi tam olarak bu. Ve şu anda meyvesini veriyor.Ancak Z kuşağından herhangi birine sorabilirsiniz: her zaman otantik olmak son derece zor. Bu yüzden içerik, hızla X, Instagram ve TikTok’ta zaten gördüğümüz şeylere doğru evriliyor. Aynı siyasi gerilimler, aynı dramatik kişisel hikâyeler.İnsanların başkasının ChatGPT çıktısını okumak istemediğini fark etmeden önce yaşanan bu dönem, benim “yapılandırılmış etkileşim” dediğim sürecin son aşaması.Ve unutmayın, insanlar yapay zekâ ürünü kelime salatalarını okuduklarının farkında.Bu ne zamana kadar böyle devam edecek? LinkedIn, iş bulmak, kariyer gelişimi, stratejik ağ kurmak, mesleki kaynaklara erişmek ya da satış potansiyeli yaratmak için değerli bir platform olmaktan çıkana kadar.Üstelik ilkini son derece vasat yapıyor. Bana kalırsa bu yaklaşım, iş bulma piyasasının teknoloji içindeki çöküşüne doğrudan katkı sağlıyor. Başka bir deyişle LinkedIn, günün sonunda kendisini batıracak sorunun büyük bir parçası hâline gelmiş durumda.Bu bir sır değil.Bir şirket yöneticisinin Altın Küre Ödülleri hakkındaki görüşlerinin, kimsenin yeni bir iş bulmasına en ufak bir katkı sağlamayacağını söylememe gerek yok sanırım.Ve bana kalırsa LinkedIn bunun nereye gittiğini biliyor. Nitekim GeekWire’ın iddiasına göre şirket, bir yıldan fazla bir süre önce üye verilerini davranışsal analiz ve hedefli reklamcılık amacıyla kullanırken yakalandı.LinkedIn bugün hâlâ ilgi çekiyor olabilir. Ancak başlığın da işaret ettiği gibi bu ilgi çöktüğü anda, platformu büyüten reklam algoritmaları baştan sona yeniden ele alınmak zorunda kalınabilir.İş imkânları değil. Kariyer ilerlemesi değil. Ağ kurma değil. Mesleki kaynaklar değil. Satış potansiyeli değil.Kullanıcı verisi. Davranışsal analiz. Hedefli reklamcılık. İşte “sektörde yankı uyandıranlar” bunlar.Ürün sensin. İş bulamamanın nedeni de bu.Orijinal Yayın Tarihi: 4 Şubat 2026Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.