Uzun yıllardır iş dünyası gazeteciliği yapıyorum. Ancak bir işletmeyi bizzat yönetmeye başlayalı henüz birkaç ay oldu.Sözünü ettiğim işletme, benim için çok değerli bir amaç üzerine kurulan Life Story Magic: İnsanların yaşam öykülerini, kaybolup gitmeden önce kayıt altına alıp gelecek kuşaklara aktarmalarına yardımcı olmak.Bu süreç, şimdiye kadar dışarıdan gözlemleyip üzerine çokça yazdığım pek çok işi artık bizzat yapmam anlamına geliyor. Marka oluşturmak, fiyatlandırma yapmak, potansiyel müşterileri ve mevcut müşterileri nasıl takip edeceğimi belirlemek ve herkesin memnun kaldığından emin olmak bunlardan yalnızca birkaçı.Ve uzun bir aradan sonra ilk kez yeniden çalışan bulma ve işe alma sürecindeyim.İlk olmak gerçekten en iyi olmak mı?Geçtiğimiz günlerde gelen başvuruları incelerken, farkında olmadığım bazı duygusal tepkiler verdiğimi gördüm. Sürecin başında hiç başvuru alıp alamayacağım konusunda kaygılanıyor, daha sonra ise çok sayıda güçlü adayın arasından seçim yapmaya çalışırken bunalmış hissediyordum.Bir şeyi daha fark ettim: Farkında olmadan biraz daha avantaj tanıdığım adaylar, ilana en erken başvuranlardı. Yani ihtiyacı çevrimiçi ortamda ve çeşitli profesyonel gruplarda duyurduktan hemen sonra başvuranlar.11 milyondan fazla etkileşimGeorge Mason, Vanderbilt, Cornell ve Kaliforniya Üniversitesi San Diego Kampüsü’nden araştırmacılar, bazı iş arayanların doğru olduğuna inandığı bir varsayımı test etmek istedi: Daha geç ve ölçülü verilen bir yanıtın özgüven göstergesi, anında verilen yanıtın ise çaresizlik işareti olarak algılanması.Bunun için serbest çalışanlarla müşterileri buluşturan Fiverr platformundaki, 11,66 milyon müşteri ve freelancer etkileşimini kapsayan işlem verilerini incelediler.Ardından Fiverr’ın sıra dışı bir örnek olmadığından emin olmak için üç ayrı çalışmada 3 bin 603, beş ek çalışmada ise 5 bin 39 katılımcıyla aynı varsayımı test ettiler. Bu kez yemek hizmeti sağlayıcıları, doktorlar ve fotoğrafçılar üzerinden ilerlediler.Sonuç her alanda aynıydı.Başvuru sahipleri yanıtlarını yalnızca beş ya da 10 dakika geciktirdiğinde bile işi alma olasılıkları ölçülebilir biçimde düşüyordu. Yanıt vermek için bir günden fazla beklediklerinde ise yıldız puanları ya da geçmiş performansları ne kadar güçlü olursa olsun, bu olasılık yaklaşık yüzde 90 azalıyor.Fark edilmeyen bir gösterge mi?Üstelik işe alım kararını veren kişiler, bu önyargılarının tamamen farkında değilmiş gibi görünüyordu.Nitekim ilk pilot çalışmalardan birinde katılımcılar, aynı gün içinde verilen bir yanıtın kendileri için yeterli olacağını açıkça söyledi. Ancak gerçekten kimi işe alacaklarına karar verme aşamasına geldiklerinde, her seferinde en hızlı yanıt veren kişiyi seçtiler.Kimse geç yanıt verenleri cezalandırdığını düşünmüyor. Ama görünüşe göre herkes bunu yapıyor. Ben de dâhil.Araştırmacılara göre işverenler, yanıt hızını kişinin gelecekte nasıl davranacağına dair bir gösterge olarak kullanıyor.George Mason Üniversitesi’nden araştırmanın ortak yazarı Einav Hart, “Hız başlı başına bir sinyal. İnsanlar hızlı yanıtı, yalnızca o anda değil, gelecekte de ihtiyaçlarına karşı ilgili ve duyarlı olacağınızın işareti olarak görüyor” diyor.Yapay zekâ üretimi başvurulara geçit yokBurada önemli bir not düşmek gerekiyor: Deneylerde verilen yanıt otomatik ya da yapay zekâ tarafından üretilmiş gibi hissedildiğinde, hızın sağladığı avantaj tamamen ortadan kalktı.Yani gerçek ve doğal bir hız avantaj sağlarken, yapay biçimde oluşturulmuş hız ters etki yarattı.Benim durumumda işe alım yaptığım pozisyonlar oldukça özgün olduğu için bunun büyük bir sorun olacağını düşünmüyorum.Ancak kötü yazılmış yapay zekâ metinlerinden artık gerçekten rahatsız olduğumu da biliyorum. Bu nedenle aynı önyargının bende de geçerli olacağından şüpheleniyorum.20 yıl ve tek bir araştırmaHer şeye rağmen yanıt hızını tamamen göz ardı etmeyeceğim.Örneğin beş yeni mülakat uzmanı işe almam gerekiyorsa, aynı ölçüde nitelikli 25’inci aday olmanın pek kimseye faydası olmayabilir.Sonuçta hayattaki pek çok fırsat, başvurular geldikçe değerlendirilen bir sistemle ilerlemiyor mu?Yine de bu araştırma, işe alım sürecinin başındaki heyecanımı biraz dizginlemem ve sürecin ilerleyen aşamalarında adaylara daha taze bir gözle bakmak için bilinçli bir çaba göstermem gerektiğine beni ikna etti.Tam 20 yıldır “araştırmalar ne diyor?” diye yazıyorum. Ama kendi davranışlarımı başkasının verileriyle değil, kendi işe alım dosyamla karşılaştırmam gerektiğini bana ancak bu süreç gösterdi.Orijinal Yayın Tarihi: 3 Temmuz Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.