Yapay zekâ artık sadece bir teknoloji haberi değil; iş dünyasının yeni gerçekliği. Verimliliği artırıyor, bazı sektörlerde insan gücünü sessizce devre dışı bırakıyor. Ve tüm bunlar, yıllardır “geliyor” denilen robot devrimiyle eşzamanlı yaşanıyor. Bu iki güç birleştiğinde, sadece iş yapma şeklimiz değil, işin kendisi de değişiyor.Kulağa abartılı gelebilir ama bazı uzmanlara göre çok yakında milyonlarca — hatta milyarlarca — robot, iş yerlerinde aktif rol alacak. Şüpheyle yaklaşıyorsanız, fikrinizi değiştirecek güncel bir gelişme var:Yeni ortaya çıkan bir girişim, 80 milyon dolarlık yatırımla sessizliğini bozdu ve robotik makineleri, bugüne kadar en “insani” alanlardan biri sayılan inşaat sahalarına taşımaya hazırlanıyor.San Francisco merkezli Bedrock Robotics, Alphabet’in otonom teknoloji biriminden ayrılan deneyimli bir ekibin liderliğinde kuruldu. Şirketin kurucusu Boris Sofman, Carnegie Mellon Üniversitesi’nde robotik alanında doktora yaptı ve Forbes tarafından Waymo’nun “yıldız mühendislerinden biri” olarak anıldı. Alphabet’te görev yaparken kamyon otomasyonu üzerine projeler geliştiren Sofman’a, Waymo’dan Ajay Gummalla, Kevin Peterson ve Tom Eliaz da katıldı. Şirketin operasyon direktörlüğünü ise, daha önce Uber Freight’te başkan yardımcılığı yapan Laurent Hautefeuille üstleniyor.Bedrock Robotics, işe şantiyelerin bel kemiği sayılan çok amaçlı ekskavatörlerle başlıyor. Şirketin yaklaşımı, Tesla’nın sıfırdan otonom araç üretmesinden çok, Waymo’nun mevcut araçlara otonom sistemler entegre etme modeline benziyor. Bedrock, hali hazırda üretilmiş iş makinelerine kamera, lidar gibi sensörler ve yapay zekâ yazılımı ekleyerek bu makineleri tam otonom hale getirmeyi hedefliyor — haftanın yedi günü, 24 saat kesintisiz çalışabilecek bir sistem kurma iddiasıyla.Forbes’a göre şirket, şimdilik gelir hedeflerini ya da değerlemesini paylaşmıyor. Ancak önümüzdeki yıl yeni bir yatırım turuna çıkması bekleniyor. Bedrock Robotics, Arizona, Teksas ve Arkansas’taki inşaat sahalarında testlerine başlamış durumda. Testler gelecek ay gerçek müşteri projelerine taşınacak; ticari lansman ise 2026’da planlanıyor.Öte yandan Wall Street Journal, otomasyonun dönüştürdüğü bir diğer sektöre — tarıma — odaklanıyor. Haberde, “yeni teknolojilerin, minimum insan müdahalesiyle kendi kendini yöneten çiftliklerin önünü açtığı” vurgulanıyor.Wall Street Journal’ın mercek altına aldığı örnek, Washington eyaletinin tarımsal açıdan zengin Palouse bölgesindeki bir çiftlik. Otomasyon teknolojilerinde öncü kabul edilen bu çiftlik, gıda üretiminde devrim yaratabilecek bir dönüşümün sinyalini veriyor.Son yıllarda çiftçiler, ürün verimini artırmak için yarı otomatik araçlara ve GPS gibi hassas yönlendirme sistemlerine daha fazla başvurmaya başlamıştı. Ancak haberde, bu sistemlerin bir üst neslinin artık sahaya indiği ve önceki teknolojilere kıyasla çok daha ileri düzeyde olduğu özellikle vurgulanıyor.Örneğin, tarlada ilerleyen bir traktör artık sadece sürülmüyor; üzerindeki sensörler ve yapay zekâ destekli yazılım sayesinde, ne zaman ve nerede gübre uygulayacağına, yabani otları nasıl temizleyeceğine ya da diğer işlemleri hangi sırayla yapacağına kendi başına karar verebiliyor.Artık dronlar tarlaları otomatik olarak gözlemleyebiliyor, hasat makineleri ise toprağın ve hava koşullarının durumuna göre kendini anlık olarak optimize ediyor. Bu dönüşümle birlikte, çiftçilerin uzun saatler boyunca traktör kabinlerinde çalıştığı günler geride kalacak. Yerine ise, stratejik kararları ofislerinden güvenli ve konforlu bir şekilde alabilen yeni nesil çiftçiler gelecek.Otonom çiftlik modelinin başka önemli avantajları da var. Örneğin, su gibi kritik kaynakların çok daha verimli kullanılmasını sağlıyor.McKinsey & Company’nin tarımsal inovasyon üzerine çalışan kıdemli ortağı David Fiocco’ya göre, bu teknolojiler şu anda “ticari uygulanabilirlik açısından bir dönüm noktasında.”McKinsey’nin 2022 verilerine göre ABD’deki çiftliklerin üçte ikisi dijital sistemler kullanıyor. Ancak küçük ölçekli çiftliklerin yalnızca yüzde 4’ü robotik veya otomasyona ciddi yatırım yapmış durumda. Fiocco’ya göre bu oran, önümüzdeki birkaç yıl içinde hızla artacak.Peki, şirketinizin inşaatla da tarımla da hiçbir ilgisi yoksa bu gelişmeleri neden önemsemelisiniz?Çünkü tarım ve inşaat, bugüne kadar insan emeğinin üstünlüğünü koruduğu nadir alanlardandı. Karmaşık, dağınık ve çoğu zaman öngörülemeyen koşulların hâkim olduğu bu sektörlerde, hem ince işçilik hem de ciddi fiziksel güç gerekir. Son yıllarda bu alanlarda yaşanan ilerlemenin temelinde ise, insan sezgisi ve uzmanlığını destekleyen hassas ölçüm teknolojileri vardı.Ancak artık yapay zekâ ve robotik teknolojiler, bu alanlarda sadece katma değer üretmiyor; aynı zamanda köklü bir dönüşümün kapılarını aralıyor. Teknoloji savunucularına göre, yapay zekâ sistemleri ve otonom makineler, bu kadar karmaşık iş ortamlarında bile sürdürülebilir çözümler sunabilecek olgunluğa ulaştı.Ve eğer bu dönüşüm tarlalarda ve şantiyelerde yaşanıyorsa, sırada fabrikalar, ofisler, evler ve hastaneler olabilir. Nitekim Elon Musk, Tesla’nın geleceğini insansı robotlara emanet etmiş durumda. Bu tablo, vizyoner düşünür Adam Dorr’un öngörüleriyle de örtüşüyor. Dorr’a göre, robotların iş dünyasındaki dengeleri sarsacağı yeni çağın henüz başındayız.Daha çarpıcı olan ise şu: Robotların insanların yerini tamamen alması için biçilen süre yalnızca 20 yıl.Orijinal yayın tarihi: 17.07.2025 Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun