İş hayatında “aile” metaforu oldukça yaygın. “Ailemize hoş geldin!” “Sen benim için bir kız kardeş gibisin!” “Bu bizim ana şirketimiz…”Bir iletişim koçu olarak liderleri bu metaforu kullanırken dikkatli olmaları konusunda uyarıyorum. Çünkü kelimeler önemlidir.İş yerinde “aile” metaforunun sorunuDaha önce de yazdığım gibi, samimiyet ne söylediğiniz kadar, nasıl ve ne niyetle söylediğinizle ilgilidir. “Aile” metaforu tam da bu noktada devreye girer: İyi niyetle kurulan bir ifade, gerçek anlamıyla çarpışabilir.Harvard Business School’da öğrenciyken üzerinde çalıştığım bir vaka hâlâ aklımdadır. Bir moda perakendecisi, son derece sadık bir müşteri kitlesi oluşturmuştu ve bu müşterilerden birini özellikle öne çıkarıyordu. Bu kişi özel etkinliklere davet ediliyor, ayrıcalıklar tanınıyor ve markanın “ailesinin bir parçası” olarak anılıyordu.Söz konusu müşteri her ay binlerce dolarlık alışveriş yapıyor, ancak aldıklarının neredeyse yarısını iade ediyordu. Bir noktada iadeler sınırı aştı ve şirket sözleşme şartlarını uygulamaya karar verdi.Müşterinin tepkisi ise anında geldi: “Hani biz bir aileydik? Ailene bu şekilde davranmazsın!”Bu vaka yıllardır aklımda ve liderlik ekipleriyle yaptığım çalışmalarda sürekli yeniden karşıma çıkıyor. Liderlerin bunu ne kadar sık söylediğini tahmin edemezsiniz: “Biz burada kocaman, mutlu bir aileyiz.”Bu yaklaşımın neden cazip olduğunu anlıyorum. Amaç; sıcaklık yaratmak, aidiyet duygusunu güçlendirmek ve insanların sadece görev tanımlarıyla değil, bir bütün olarak değer gördüğünü hissettirmek. “Aile” kelimesi, “departman” ya da “iş birimi” gibi daha nötr ifadelerin asla yapamayacağı bir etki yaratıyor. Üstelik çoğu lider bu ifadeyi kullanırken gerçekten daha pozitif bir kültür inşa etmeye çalışıyor.Kullandığınız kelimelerin etkisini düşünün“Aile”nin gerçekten ne anlama geldiğini bir düşünün. Kan bağıyla bağlısınızdır, koşulsuz bir ilişki vardır. Bir aile üyesiyle konuşmayı kesseniz bile, o kişi hâlâ ailenizin parçasıdır. Kimse ailesinden “çıkarılmaz”, yeniden yapılanma nedeniyle dışarıda bırakılmaz ya da bayram yemeğine davet edilmeden önce performans değerlendirmesine tabi tutulmaz.Peki bu metafor nereye kadar gider? Siz benim babam mısınız, ben de sizin kızınız mıyım? Sanmıyorum. Dil kontrolsüz kullanıldığında; beklentiler, sınırlar ve kurum kültürü bulanıklaşmaya başlar.Her şey yolundayken “aile” dili kulağa hoş gelir. Sorun, olumsuz bir durum yaşandığında ortaya çıkar: işten çıkarmalar, yeniden yapılanmalar ya da bir çalışanın geleceğine dair zor konuşmalar… O anda sadık bir çalışan şöyle düşünür: “Bir dakika… Beni işten çıkardınız. Hani biz aileydik?”Ben metaforların güçlü bir araç olduğuna inanıyorum ve birlikte çalıştığım liderlere dili bilinçli ve cesurca kullanmalarını öneriyorum. Doğru seçilmiş bir metafor, tüm organizasyonu bir araya getirebilir. Ancak “aile” metaforu, hiçbir kurumun karşılayamayacağı beklentiler yaratır.Peki yerine ne söylenebilir? İşte üç öneri:1. “Topluluk” kelimesini kullanınAdam Grant bu noktayı oldukça iyi özetliyor. Ona göre işyerleri “aile” değil, “topluluk”tur. Bir topluluk; pozitif, üretken ve destekleyici olabilir. İnsanların katkı sunduğu, bağ kurduğu ve birlikte başarıları kutladığı bir alan yaratır. Ancak aynı zamanda bir topluluktan ayrılabilirsiniz ve topluluk da sizin artık uygun bir parça olmadığınıza karar verebilir.“Topluluk” kavramı; bakım, bağ ve aidiyet hissini taşır ama “aile”nin ima ettiği kalıcılık ve koşulsuz bağlılık beklentisini yüklemez. Ortak değerleri, anlamlı ilişkileri ve evet, ait olmanın belirli kuralları olduğunu kabul eder.2. “Takım”ı tercih edin“Takım” kavramı, işyeri bağlamında son derece işlevseldir çünkü organizasyonların ihtiyaç duyduğu yapıyı doğal olarak içinde barındırır. Takımların liderleri, kaptanları, koçları ve destek rolleri vardır. Bir hiyerarşi içerir ve bu, iş dünyasının gerçekliğiyle uyumludur.Ayrıca “takım”, işbirliği fikrini “aile”ye kıyasla çok daha net taşır. Takımlar dışarıya karşı birlikte rekabet ederken, içeride birbirlerine karşı sorumluluk taşır. Bu da hem dayanışmayı hem de hesap verebilirliği aynı anda mümkün kılar.3. Metaforlarınızı netleştirinSıcak ve ilişki odaklı bir dil kullanmayı seviyorsanız, elbette kullanın. Ancak ne demek istediğinizi mutlaka sınırlandırın ve açıkça ifade edin. Örneğin şöyle diyebilirsiniz: “Birçok açıdan aile gibiyiz ama her açıdan değil” ya da “Birbirimizi önemsiyoruz, ancak aynı zamanda profesyonel standartlarımız ve sorumluluklarımız var.” Bu yaklaşım hem daha dürüsttür hem de biri işten ayrıldığında anında çöken “biz bir aileyiz” söyleminden çok daha güven vericidir.Buradaki ders, tek bir metafordan daha geniştir. Liderler çoğu zaman kullandıkları kelimelerin gerçek anlamla örtüşüp örtüşmediğini sorgulamadan, alışkanlıkla konuşur. Örneğin bir cümlede “dürüst olmak gerekirse” dediğinizde, farkında olmadan o ana kadar dürüst olmadığınız izlenimini yaratabilirsiniz.Dil son derece hassas bir araçtır ve ekibiniz sizi düşündüğünüzden çok daha dikkatle dinler. Bu özellikle, sözler ile eylemler arasındaki uyumsuzluğu hızla fark eden ve sorgulayan yeni nesil çalışanlar için geçerlidir.Çalışanlarınızın sizden beklentisi net: Açık, tutarlı ve dürüst olun. İşyerinizin ne olduğunu doğru tanımlayın. Parçası olmaktan gurur duyacakları bir topluluk inşa edin. Katkı sunmak isteyecekleri bir takıma liderlik edin. “Aile” kelimesini ise, sizi evde bekleyen gerçek insanlar için saklayın.Orijinal Yayın Tarihi: 25 Mart Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.