1970’lerden bu yana Japonya’da her yıl on binlerce insan kendi isteğiyle hayattan çekiliyor. Polis kayıtlarında “kayıp” görünüyorlar ama çoğu zaman ortada suç yok. Kaçırılma yok. Zorlama yok.Sadece bir karar var:Mevcut hayatı bırakmak.İsimler değişiyor.Adresler siliniyor.Meslekler geride kalıyor.Bazıları şehir değiştiriyor, bazıları yüzünü bile.Bu insanlar kaçmıyor.Sessizce yeniden başlıyorlar.Johatsu’nun arkasındaki motivasyon çok net:Utanç. Baskı. Başaramama hissi. Toplumsal beklentilerin yarattığı ağırlık.Beyin, uzun süreli kontrolsüz stres altında kaldığında “yeniden kurulum” ister. Prefrontal korteks yorulur. Karar verme bulanıklaşır.Limbik sistem devreye girer ve çok eski bir refleksi hatırlatır: ortamdan çık.Kaç ya da dönüş.Johatsu, dönüşümün sosyal versiyonudur.Şimdi 2026’ya girmişken, aynı refleksin başka bir biçimini yaşıyoruz.Ama bu defa çok da fiziksel değil.Hem Versiyon 2 ve hem de Dijital.Belki kimse bir gecede ortadan kaybolmuyor.Ama birçok insan, isteyerek ve yavaş yavaş mevcut kimliğinden çekiliyor.İşinden değil belki, ama iş yapma biçiminden.Düşünce kalıplarından.Kreatif reflekslerinden.Heyecanlandığı şeylerden.İş değişmiyor ama işe bakış değişiyor.İsim kalıyor ama rol çözülüyor.Yapay zekâ burada bir araç olmanın ötesinde, bir eşik haline geliyor.Bugün bir yapay zekâyı anlamak için başka bir yapay zekâya soruyoruz.Birine fikri anlatıyor, “bunu diğerine sen anlat” diyoruz.Prompt yazdırıyoruz.Ajanlar kuruyoruz.Otomasyonlar diziyoruz.Bunlar artık teknik numaralar değil.Gündelik pratikler.Ve bu pratiklerin içinden yeni bir yapı çıktı:Yapay zekâ ajansları.Ajans mantığı var.Roller var.Modüller var.Ama insan sayısı minimumda en fazla 1 kişi. Bir yönetici var şimdilik.Yakında o da olmayabilir.Daha ilginci şu: Bu ajanslardan iş isteyen “müşteriler” de giderek “insan” olmaktan çıkıyor. (Somut anlamda insan) Markanın kendi yapay zekâsı, ajansın yapay zekâsıyla konuşuyor.Brief veriyor.Revize istiyor.Onaylıyor.Ürün ortaya çıkıyor.Kreatifi görmeden.İnsana dokunmadan.Bu noktada öz kreativite tabi ki kaybolmuyor. Ama bedenini kaybediyor.Operatif alan tamamen makinede.Zaman, hız, tekrar, üretim… hepsi orada.İnsanda kalan şey başka bir şeyler full spekülatif:Yön duygusu.Sezgi.Risk alma cesareti.Buna “niyet” diyebiliriz. Eylem değil, yön belirleyici olan.Yani: Taşı yontan el değil, taşın nereye konacağına karar veren akıl.Bugün yaşadığımız dijital Johatsu tam olarak burada duruyor. İnsan ortadan kaybolmuyor. Ama sahneden çekiliyor.Avatarlar öne çıkıyor.Rumuzlar çoğalıyor.Meta insanlarla dolu profiller görüyoruz.Bugüne kadar hiç müzik yapmamış insanlar albüm çıkarıyor.Hiç resim çizmemiş insanlar sergi açıyor.Hiç yazmamış insanlar kitap yayımlıyor.Bunlar sahte değil. Ama eski tanımlarla da açıklanamıyor.Bu bir “benlik delegasyonu”. Beyin, üretimin yükünü dışarıya veriyor.Kendisi daha yukarı bir kata çıkıyor.Bu kez bavulla değil.Kimlik kartını yakarak değil.Avatarla.Algoritmayla.Sessiz bir geri çekilmeyle.Buna Johatsu 2.0 mı deriz, başka bir isim mi buluruz bilmiyorum.Ama şunu net görüyorum:Bu bir kaçış değil.Bu bir yeniden konumlanma.E başladı da sanki…Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.