The New York Times’ta Emi Nietfeld imzasıyla yakın zamanda yayımlanan bir görüş yazısı, Z Kuşağı’nın önemli bir bölümünün artık “çok çalış, yüksel” şeklindeki geleneksel iş hayatı denklemine inanmadığını savunuyordu.Sektörlerin değiştiğini, diplomaların değer kaybettiğini, işten çıkarmaların sıradanlaştığını ve kariyer yollarının giderek daha öngörülemez hâle geldiğini gören pek çok genç yetişkin, iş hayatının geleneksel vaadini sorguluyor. Çok çalışmanın hâlâ önceki kuşakların beklediği istikrar ve fırsatlara güvenilir biçimde götürüp götürmediğini merak ediyorlar.İşe ve Zanaata Dair Bir MirasThe New York Times’taki yazı, bana evimle garajım arasındaki kapının hemen yanında asılı duran, büyükbabamın kartvizitlerinden oluşan çerçeveyi düşündürdü.Çerçevenin içinde yedi kartvizit ve iki kibrit kutusu kapağı var. Her kart farklı: Yazı tipleri farklı, tasarımları farklı, sunulan hizmetler farklı. Hatta soyadımızın yazılışı bile bazı kartlarda farklı.Büyükbabam 90’lı yaşlarında evinden taşındığında eşyalarının çoğunu istemedim. Benim istediğim o çerçeveydi. Aslında istediğim kartvizitler değildi; onun yolculuğunun ve adanmışlığının somut bir iziydi.Çocukken büyükbabamın bodrumdaki atölyesi, benim hayalimde Noel Baba’nın atölyesi nasıl görünürdü diye düşündüğüm yere benzerdi. Raflarda, vidalar, çiviler ve irili ufaklı parçalarla dolu, özenle ayrılmış kavanozlar diziliydi. Evimizde bir şey bozulduğunda kimse onun çöpe gitmesi gerektiğini düşünmezdi. Kenara ayrılır ve Gramps’e bırakılırdı. O her şeyi tamir edebilirdi. Daha önemlisi, bir şeylerin tamir edilmeye değer olduğuna inanırdı. Tamir etmek bir zihniyettir. Yenisiyle değiştirmekten farklıdır.Çözümün zaman alabileceği ihtimali karşısında yılmadan bir problemi sabırla kurcalayacak kadar becerikli, yaratıcı, kararlı ve sabırlıydı. Büyükbabam yaptığı işle de gurur duyardı. Sadece işi bitirmek istemezdi. Sonucun insanları memnun etmesini isterdi. O kartvizitlerden birinde tek kelimelik bir arma bile vardı: Kalite.Kartvizitleri değişti; işleri ve sunduğu hizmetler de öyle. Hatta adının yazılışı bile değişti. Ama yaptığı iş, istikrarlı biçimde onun kim olduğunu anlatmaya devam etti. Emeğiyle değerlerini ve karakterini ortaya koydu.Kalıcı Bir Şey İnşa EdinBugün o çerçeveye baktığımda artık yalnızca bir kartvizit koleksiyonu görmüyorum. Deneye deneye ilerlemenin izlerini görüyorum. Her biri uyum sağlamanın, öğrenmenin, hizmet etmenin ve inşa etmeye devam etmenin başka bir dönemini temsil ediyor. O çerçevenin bende kalmasının nedeni, bugün şaşırtıcı derecede güncel hissettiren bir soru sorması:Kariyerler artık kalıcı hissettirmiyorsa, onun yerine ne inşa etmeliyiz?Bence bu yalnızca Z Kuşağı’nın sorduğu bir soru değil. Bir girişimcinin sorusu. Bir liderlik sorusu. Bir kariyer sorusu. Er ya da geç çoğumuz kurum, sektör, sorumluluk ya da unvan değiştireceğiz. Kartvizitler değişecek. LinkedIn’in güncellenmesi gerekecek.Kariyerle Kimliği AyırmakYaş aldıkça, meselenin hiç değişmeyen bir kariyer inşa etmek olmadığını daha iyi anlıyorum. Asıl mesele, diğer her şey değiştiğinde sizinle birlikte yol almaya devam edecek nitelikler inşa etmek.Büyürken, tamirci büyükbabamın kızı olan annem bana sık sık eğitimin kimsenin benden alamayacağı tek şey olduğunu söylerdi. Gençken bununla diplomaları kastettiğini sanırdım. Şimdi ise çok daha büyük bir şeyi kastettiğini düşünüyorum. Eğitim size dünyaya bakmanın bir yolunu verir. Size seçenekler sunar. Sırada ne varsa, ona taşıyabileceğiniz bir şeye dönüşür.Z Kuşağı’nın bakış açısında en çok değer verdiğim şeylerden biri, pek çoğunun artık iş unvanını kimlikle karıştırmaması. Bence haklılar. Ama önceki kuşaklardan korunmaya değer bir şey olduğunu da düşünüyorum. İş, kim olduğumuzun tamamına dönüşmek zorunda değil. Ama en iyi hâliyle, kim olduğumuzu ifade etmenin en net yollarından biri olabilir.Unvanın ÖtesindeGeçenlerde oğlumun okulundaki kariyer gününde, kendimi yedinci sınıf öğrencileriyle dolu bir sınıfa basit bir soru sorarken buldum: “Neyinizle tanınmak istersiniz?” Kariyerlerle ilgili yanıtlar bekliyordum. Oysa onlar iyi tavsiye veren biri olarak tanınmak istiyordu.Hayvanlar hakkında çok şey bilmek. Nazik olmak. Komik olmak. Hiçbiri bir iş unvanıyla yanıt vermedi. Niteliklerle yanıt verdiler.Çocuklar bile birçok yetişkinin unuttuğu bir şeyi anlıyor gibi görünüyor. Ne yaptığınızla, onu nasıl yaptığınız sayesinde insanların sizin hakkınızda ne öğrendiği arasında fark var.Belki de insanların kendilerine sorması gereken yatırım sorusu budur. Sadece “Hangi pozisyonun peşindeyim?” değil. “Kendimde hangi tarafı inşa ediyorum ki, üstleneceğim her role benimle birlikte gelsin?”Sizinle Kalan Ne?En değerli kariyer yatırımları çoğu zaman unvanlar değildir. Bağlılıklardır. Kaliteye, öğrenmeye, sahiciliğe ve yaptığı işle kim olduğunu tutarlı biçimde ifade eden biri olmaya duyulan bağlılık.Bu bağlılıklar zamanla itibarınıza, muhakemenize, ilişkilerinize ve gittiğiniz her yerde değer yaratma becerinize dönüşür. Kartvizitinizde ne yazarsa yazsın, insanların sizden bekleyebileceği şeyler hâline gelir.Kartvizitler değişir. Unvanlar değişir. Şirketler değişir. Mesele kariyerinizin değişip değişmeyeceği değil. Değişecek. Asıl soru, kariyeriniz değişirken sizin hakkınızda neyin tanınabilir kalacağı.Bir dahaki sefere özgeçmişinizi güncellediğinizde, LinkedIn başlığınızı değiştirdiğinizde ya da yeni bir kartvizit bastırdığınızda yalnızca sıradaki unvanın ne olduğunu sormayın. Kendinize daha zor bir soru sorun: Biri, çalışmalarınızın geride bıraktığı izlere baksa, sizin kim olduğunuz hakkında ne öğrenirdi?Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.