Yapay zekânın bize öğrettiği en güçlü reflekslerden biri şu: Olmadı mı? Bir daha üret.Görseli beğenmedin, yeniden üret. Metnin tonu olmadı, başka versiyon yazdır. Müzik fazla karanlık geldi, daha neşelisini dene. Karakter genç olsun, fon değişsin, ışık artsın, kamera yaklaşsın. Birkaç saniye içinde onlarca alternatif önümüzde. Bu ilk bakışta şahane bir şey. Kreatif üretimde teknik sınırlar çözülüyor, seçenekler artıyor, zihindeki fikir çok daha hızlı görünür hale geliyor.Ama beynin sınırları biraz karışık malum. Aynı refleksi geçmişe de uygulamaya başlıyoruz;O mesajı göndermeseydim?Başka bir şehirde yaşasaydım?O insanla tanışmasaydım?Başka bir meslek seçseydim?Bunun psikolojide gerçek bir adı var: karşıolgusal düşünme.İnsan zihninin yaşanmış bir olayın alternatif versiyonlarını üretme yeteneği. Olanı alıyor, içindeki bir parçayı değiştiriyor ve sonucu tekrar hesaplıyor. Aslında faydalı bir sistem. Beyin böyle öğreniyor. Bir hatayı inceliyor, başka türlü ne yapılabileceğini hesaplıyor ve gelecekteki davranışı buna göre ayarlıyor.Sorun, sistemin kapanmaması. Bir olayı bir kez düşünürsen ders çıkabilir. Yüz kez düşünürsen geçmişin içinde yaşamaya başlayabilirsin. Yapay zekâ bu davranışı daha da büyütüyor. Çünkü artık yaşanmamış ihtimalleri yalnızca zihnimizde kurmuyoruz. Görüntüsünü oluşturabiliyor, sesini duyabiliyor, hikayesini yazdırabiliyoruz.“Başka bir hayat seçseydim nasıl görünürdüm?” sorusu artık soyut değil.Makine sana gösterebilir. İnsanlık belki de ilk kez keşkelerini yüksek çözünürlükte görecek.Kreatif kültürde bunun karşılığı şimdiden ortaya çıktı. Bir yönetmen bir sahnenin yirmi farklı versiyonunu görebiliyor. Bir tasarımcı yüzlerce görsel rota oluşturabiliyor. Bir müzisyen aynı melodiyi farklı dönemlerin, türlerin ve enstrümanların içinden geçirebiliyor.Eskiden bir fikri üretmek zordu. Şimdi bir fikri bitirmek zor. Çünkü seçtiğin her versiyonun arkasında daha iyi olabileceğini düşündüğün yüzlerce görünmez versiyon duruyor. İhtimal bolluğu bazen kreativiteyi açmıyor, felç ediyor.Bir plağı düşün. Üzerinde kırk dakikalık bir kayıt var. İlk dakikadaki hafif keman, ortadaki yükseliş ve son bölümdeki sessizlik aynı siyah yüzeyin üzerindeki kanallara işlenmiş.Biz müziği sırayla duyuyoruz. Çünkü iğne çizginin üzerinde ilerliyor. İğneyi geriye koyabilirsin. Aynı bölümü yeniden dinleyebilirsin. Sesin nerede bozulduğunu, ritmin nerede düştüğünü anlayabilirsin.Ama eski kaydı tekrar dinleyerek değiştiremezsin. Karşıolgusal düşünmenin sağlıklı hali budur. İğneyi kısa süreliğine geriye koymak. Hatayı duymak. Sonra parçaya devam etmek.Sağlıksız hali ise aynı dört saniyenin içinde dönüp durmak. Yapay zekâ bize plağın başka türlü nasıl çalabileceğini gösterebilir. Davul daha erken girseydi, solist başka biri olsaydı, melodi minör yerine majör yazılsaydı ortaya ne çıkacağını üretebilir. Fakat üretilen alternatif, yaşanmış gerçeğin yerine geçmez. Sadece başka bir ihtimaldir. Burada ince bir zihinsel tuzak var. Seçmediğimiz yolun çukurlarını görmeyiz. Bu yüzden uzaktan hep asfalt sanırız.Başka mesleği seçseydik daha mutlu olacağımızı, başka şehirde yaşasaydık daha başarılı olacağımızı, başka ilişkiyi sürdürseydik daha huzurlu olacağımızı düşünürüz. O hayatı yaşamadığımız için bedellerini de bilmiyoruz. Zihin boşlukları genelde güzel şeylerle dolduruyor. Yapay zekâ ise o boşluklara görüntü ekliyor. Bu nedenle yeni çağın önemli zihinsel becerilerinden biri daha fazla alternatif üretmek olmayabilir. Alternatiflerden ayrılabilmek olabilir.Eski düşünürlerin amor fati dediği şey, başına gelen her şeyi güzel bulmak değildi. Yaşanmış olanla sonsuz bir pazarlık yürütmemekti. Bir tür iç kabul. Olayı doğru ilan etmek değil. Kaydı duymak, veriyi almak ve iğneyi bir sonraki kanala taşımak.Çünkü geçmişten öğrenmek başka şey. Geçmişin farklı versiyonlarını üretip onların içinde yaşamak başka. Yapay zekâ alternatif üretmekte giderek daha iyi olacak. Binlerce görsel, yüzlerce metin, onlarca hayat ihtimali önümüze gelecek. Ama seçim hala bize ait.Belki de insanla makine arasındaki asıl fark burada kalacak.Makine bütün ihtimalleri üretir.İnsan bir tanesini yaşar.Olgunluk ise yaşanmayanların yasını ne zaman bitireceğini bilmektir.Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.