ÜçDörtBeş Yayınları, YKS hazırlık kampanyasının yüzü olarak Seda Sayan’ı seçti. Kağıt üzerinde tuhaf bir karardı; hedef kitle 17-18 yaşında gençlerdi, sanatçı ise 63 yaşındaydı. Ama fizik eksikliği olduğu söylendiğinde verdiği "Ne eksiği kız, taş gibiyim, kosinüs teoremi bebeğim" yanıtı haftalarca sosyal medyanın gündeminde kaldı, kampanya kısa sürede yılın en çok konuşulan reklamlarından birine dönüştü. Reklamın kendisi ÜçDörtBeş All Star adlı yapay zekâ destekli bir eğitim platformunu tanıtıyordu, yani teknoloji zaten anlatının içindeydi. Ama kampanyayı konuşulur kılan şey teknoloji değildi; beklenmedik bir yüzü, beklenmedik bir bağlamla eşleştirme kararıydı.Seda Sayan ve YKS yan yana geldiğinde doğal bir uyumsuzluk oluşuyor, iletişim açısından yaratıcı karar da tam burada başlıyor. Yapay zekâ içerik üretebilir; ama neyin yan yana getirildiğinde dikkat çekeceğine, neyin kültürel bir karşılığı olduğuna ve insanların neden güleceğine karar vermek hâlâ başka bir beceri gerektiriyor.Bu tek örnek, daha büyük bir tezin küçük bir kanıtı: yapay zekâ hikâye anlatıcılarını işsiz bırakmıyor, tam tersini yapıyor. Üstelik bunu en çok yapay zekâyı üreten şirketlerin kendisi kanıtlıyor.Veri ne söylüyor?Wall Street Journal muhabiri Katie Deighton’ın Aralık 2025’te yazdığı habere göre, LinkedIn’de ilan metninde “storyteller” ifadesi geçen pozisyonların oranı, 26 Kasım’da sona eren bir yıllık dönemde neredeyse iki katına çıktı. Bu artış yalnızca yaratıcı ajanslarda ya da medya şirketlerinde görülmüyor; teknoloji şirketleri de anlatı kurabilen insanları doğrudan işe almaya başladı.Microsoft, siber güvenlik biriminde anlatı ve storytelling’den sorumlu kıdemli bir direktör aradı. Uyumluluk yazılımı şirketi Vanta, yıllık ücreti $274 bine kadar çıkan bir Head of Storytelling -storytelling’den sorumlu birim başkanlığı- rolü açtı. Notion ise iletişim, sosyal medya ve influencer fonksiyonlarını bir araya getirip yaklaşık 10 kişilik bir "storytelling ekibi" kurdu.Kısacası teknoloji ilerledikçe anlatıya duyulan ihtiyaç azalmıyor, tam tersine artıyor.Asıl paradoks buradaİlk bakışta bu durum çelişkili görünebilir. Yapay zekâ bir metni saniyeler içinde yazabiliyor, bir sunumun iskeletini çıkarabiliyor, kampanya fikirleri üretebiliyor, bir CEO konuşması için on farklı açılış hazırlayabiliyor. İçerik üretimi ucuzluyor ve hızlanıyor. O zaman şirketler neden daha fazla hikâye anlatıcısına ihtiyaç duyuyor?Çünkü bir metni üretmek başka bir beceri, o metne anlam yüklemek başka bir beceri. Hangi bilginin öne çıkarılıp hangisinin es geçildiği, olayların hangi sırayla anlatıldığı, nerede gerilim yaratıldığı cümlelerin kalitesi kadar önemli.Ümit Alan’ın Aposto’da değindiği gibi, hesaplama gücünün yanına yeni bir değişken daha ekleniyor: Anlatı gücü. Yapay zekâ hesaplama ve üretim kapasitesini büyüttükçe, neyin anlatılmaya değer olduğunu seçebilmek daha kıymetli hale geliyor."Kosinüs teoremi bebeğim"Bu cümleyi yapay zekâ da yazabilir, hatta belki daha eğlencelisini de yazar.Fakat mesele sadece cümle değil. Bu cümleyi Seda Sayan’a söyletmek, onu YKS’nin ve fiziğin içine yerleştirmek ve insanların neden buna güleceğini sezmek.Bence yapay zekâ çağında hikâye anlatıcısının değeri tam da burada ortaya çıkıyor. İçerik çoğaldıkça, anlam kurabilen insan daha değerli hale geliyor. Teknoloji üretimi demokratikleştiriyor; ama neyin anlamlı, neyin özgün olduğuna karar verme sorumluluğu hâlâ bizde.Belki de önümüzdeki dönemde en değerli profesyoneller, yapay zekâyı en hızlı kullananlar değil; onun ürettikleri arasından insanlara gerçekten neyin anlatılmaya değer olduğunu seçebilenler olacak.Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir. Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.