Meta CEO’su Mark Zuckerberg, teknoloji ve iş dünyası söz konusu olduğunda her zaman güçlü ve zaman zaman tartışmalı görüşleriyle öne çıktı. Son iletişim hamlesinde ise yapay zekâ gücünün, kapalı kod modelleriyle çalışan şirketlerin elinde toplanmasını sert biçimde eleştiriyor. Zuckerberg’in hedefinde, Meta’nın yapay zekâ alanındaki en güçlü rakipleri arasında yer alan OpenAI ve Anthropic gibi şirketler var. Peki bu eleştiride haklılık payı olabilir mi? Daha önemlisi, bu tartışma sizin şirketiniz için ne anlama geliyor?En gelişmiş yapay zekâ modellerini geliştirmek için şirketler bilgisayar kaynaklarına devasa yatırımlar yapıyor. Pahalı çipler üzerinde çalışan güçlü yazılımları geliştirmeleri için araştırmacılara yüksek ücretler ödüyorlar. Tüm bunlar, değerli elektrik ve su kaynaklarını tüketen, yakın çevrede yaşayanları da rahatsız eden devasa veri merkezlerinde barındırılıyor. Hem bu altyapı hem de yapay zekâ kodundaki dijital yenilikler ciddi maliyet gerektiriyor. OpenAI ve Anthropic gibi şirketler de altyapı ve kod yatırımlarını korumak için yapay zekâ modellerini kapalı tutuyor. Bu, Apple gibi bir teknoloji devinin iPhone devre tasarımlarını ve yazılımını gizli tutmasına benziyor.Ancak Zuckerberg’e göre yapay zekâ işini bu şekilde yürütmek temelde Amerikan değerleriyle bağdaşmıyor. The New York Times’a yaptığı açıklamada bunun aslında “değerlerimizi terk etmek” anlamına geldiğini söylüyor. Meta CEO’suna göre kapalı yapay zekâ şirketleri, inovasyonun önünü kesiyor. Bu yorumun zamanlaması da dikkat çekici. Çünkü Çin’de geliştirilen güçlü yapay zekâ modellerinin yükselişi kamuoyunda yoğun biçimde tartışılıyor. Bunların en yenisi olan Kimi K3’ün Batı’nın en gelişmiş yapay zekâ modelleriyle rekabet edebildiği ve esasen açık bir model olduğu belirtiliyor. Bazı siyasetçilere göre Çin yapay zekâ sistemleri, ABD’nin hızla büyüyen bu alandaki üstünlüğüne doğrudan tehdit oluşturuyor.Zuckerberg, ABD’de yapay zekâ geliştiren “diğer laboratuvarların çoğundan gelen söylemlerin” büyük ölçüde “felaket senaryolarıyla dolu” olduğunu söylüyor. Ona göre bu tartışmada her şeyi bir ya da iki baskın şirkete bırakmak yerine “gerçekçiliği savunan bir sesin ya da birkaç sesin” olması gerekiyor. Times’ın aktardığına göre Zuckerberg, OpenAI ya da Anthropic’in adını doğrudan anmadı. Bu konuda yalnız da değil: Elon Musk da yıllardır OpenAI yönetimiyle, şirketin adına bile yansıyan “açık” ilkelerden uzaklaştığını savunarak hukuki bir mücadele yürütüyor.Zuckerberg, bu argümanını Financial Times’a verdiği ayrı bir röportajda daha da açtı ve Trump yönetiminin yasaklar ve benzeri cezai adımlarla Çin’in yapay zekâ gelişimini sınırlama çabalarını hedef aldı. Ona göre Çin yapay zekâ sistemlerinin ABD’de kullanımını yasaklamak “etkili bir çözüm” değil. Bunun yerine Amerikan yapay zekâ şirketlerinin kendi araştırmalarını “sistematik” biçimde geliştirmesi ve Çin’le rekabet edebilmek için yeni nesil yapay zekâ alanındaki ilerlemelerini güçlendirmesi daha doğru olur.Zuckerberg, bu kez Wall Street Journal’a verdiği bir başka röportajda, yapay zekâyı tehdit olarak görenleri de eleştirdi. Ona göre bu tutum, ABD’li şirketlerin yurt dışında yaşanan yapay zekâ gelişmelerine ayak uydurma kapasitesini de sınırlayabilir. Zuckerberg, bunun yerine iyimserliğin “bu sürecin nasıl ilerleyeceğine dair varsayılan yaklaşım olarak ampirik biçimde kabul edilmesi” gerektiğini söylüyor. Bu bakış açısı, yapay zekâ karşıtı pek çok anlatıyla ters düşüyor. Bunlar arasında önde gelen araştırmacılar ve yapay zekâ şirketlerinin, insanlığın bazılarına göre yapay zekânın en büyük tehdidinden kaçınabilmesi için ABD’nin yapay zekâ gelişmelerini dikkatli ve “ölçülü” bir tempoyla kontrol etmesi gerektiğine dair yeni çağrısı da var. OpenAI CEO’su Sam Altman ise hafta sonu, tekillik adı verilen tarihsel dönüm noktasına zaten girdiğimizi öne sürerek bu tartışmayı daha da alevlendirdi.Zuckerberg’in bu iletişim atağıyla ilgili akılda tutulması gereken bir nokta var: Bu çıkış, kendi yapay zekâ şirketini gündeme taşıma çabasının yanı sıra, Meta’nın kendi yapay zekâ modellerini ne kadar açık tutacağı konusunda Zuckerberg’in zaman içinde kararsız davrandığını da gösteriyor. Times’ın belirttiğine göre teknoloji devi yıllarca bu felsefeyi izledi, hatta yapay zekâyı ücretsiz olarak sundu. Ancak 2025’in başlarından itibaren Meta, yapay zekâ araştırmacıları için verilen sert ve pahalı mücadeleye, yani yapay zekâ yetenek savaşlarına, dahil oldu ve Meta içinde yeni nesil “süper zekâ” modelleri geliştirmek üzere özel bir yapay zekâ birimi kurdu. Bu modeller ise aslında kapalı.Açık yapay zekâ sistemleriyle ilgili tartışmanın merkezinde önemli bir nüans var: Zuckerberg, bu röportajlarda farklı zamanlarda hem “açık ağırlıklı” yapay zekâ modellerini hem de gerçekten “açık kaynak” modelleri savunuyor gibi görünüyor. Açık ağırlıklı modeller, araştırmacılara bir yapay zekâ modelinin eğitim veri tabanını oluşturan devasa sayı dizilerine erişim sağlar. Tam anlamıyla açık kaynaklı bir yapay zekâ modeli ise herkesin modelin çalışmasını sağlayan koda ve algoritmalara da erişebilmesi anlamına gelir. Anthropic gibi bir şirketin yapay zekâsını açık kaynak hâline getirmesini hayal etmek zor. Ancak açık ağırlıklı bir model daha olası görünüyor.Nitekim OpenAI’ın eski CTO’su Mira Murati de kendi yapay zekâ girişiminde kısa süre önce bu tasarıma sahip bir yapay zekâ modeli yayımladı.Bütün Bunlar Sizin İçin Neden Önemli?Mark Zuckerberg’in neye inanıp inanmadığı, işinizi ya da yapay zekâ uygulamalarınızı doğrudan etkilemeyecek. Yapay zekânın hem güçlü hem de tartışmalı olduğunu zaten biliyorsunuz. Bugünün yapay zekâ teknolojisini de kullansanız, beş yıl sonra piyasada olacak araçları da kullansanız, şirketiniz adına karar alırken hiçbir yapay zekâ aracına yüzde 100 güvenmemeniz gerektiğini de.Öte yandan burada Zuckerberg’i şeffaflık konusunda ikiyüzlü davranmakla suçlamak da mümkün. Avrupa Birliği, 2024’te Meta’nın araştırmacılara kamuya açık verilere “yeterli erişim” sağlamayarak bloğun veri şeffaflığı kurallarını ihlal ettiğini söylemişti. AB ayrıca Meta’nın, kullanıcıların yasa dışı içerikleri kolayca bildirebileceği mekanizmalar sunma ve içerik moderasyonu kararlarına etkili biçimde itiraz edebilmelerini sağlama yükümlülüklerini de ihlal ettiğini belirtmişti. Aynı dönemde ABD’li yasa koyucular, Meta’dan CrowdTangle sistemini kapatmamasını talep etmişti. Onlara göre bu sistem, araştırmacıların “sosyal medya platformlarının toplumu nasıl etkilediğini anlamasına” yardımcı oluyordu. Bu iki gelişme de Meta’nın şeffaf iş yapma anlayışını göz ardı ettiği örnekler olarak görülebilir. Dolayısıyla Zuckerberg’in son iletişim atağında ikiyüzlü davranıp davranmadığı hâlâ tartışmaya açık.Yine de Zuckerberg, yapay zekâ sektörünün nabzını tutan isimlerden biri. Söyledikleri, ABD’li siyasetçilerin ve düzenleyicilerin alacağı kararlara etki edebilir. Siz de onun sözlerini, şirketinizin yabancı sahipli yapay zekâ araçlarını kullanımı üzerine liderlik ekibinizde bir tartışma başlatmak için kullanabilirsiniz. Bu tartışmada iddia edilen riskleri finansal faydalarla, kapalı ya da açık yapay zekâ modellerini kullanmanın etik boyutlarıyla birlikte değerlendirmek önemli olacaktır.Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.