“Benim işim gerçeği söylemek.”Mel Robbins, yıllarca bambaşka bir alandaki çalışmalarıyla tanındıktan sonra kurucu ortağı olduğu tüketici markası Pure Genius Protein’deki rolünü anlatırken bana bunu söyledi. Dikkatimi çekti çünkü bu işi yüz farklı şekilde tarif edebilirdi.Robbins, insanların değişmesine yardımcı olma fikri üzerine büyük bir iş kurdu. The 5 Second Rule, The High 5 Habit ve 66 dile çevrilen The Let Them Theory gibi kitapları, davranış biliminden beslenen fikirleri insanların gündelik hayatlarında kullanabilecekleri ifadelere dönüştürüyor. Podcast’i dünyanın en çok dinlenen yayınları arasında. 40 milyondan fazla kişiden oluşan topluluğunda verdiği tavsiyeler ise çoğu zaman platformların dışına taşıyor; arkadaşlar arasındaki mesajlaşmalara, akşam yemeği sohbetlerine ve insanların kendi hayatlarını anlamlandırırken kullandığı dile karışıyor.Şimdi ise insanlardan çok daha somut bir şeyi değerlendirmelerini istiyor: Cep boyutunda, içime hazır bir protein shot’ı. Üstelik bu ay itibarıyla ürünün protein ve lif içeren yeni bir versiyonu da var. Benim asıl ilgimi çeken, Robbins’in böylesi bir geçişle birlikte gelen sorumluluğu nasıl taşıdığı ve kendini dürüstlük standardına nasıl bağlı tuttuğu oldu.Sizi tek bir yönünüzle tanıyan milyonlarca insanı bambaşka bir alana nasıl taşırsınız?Buradaki kilit kelime “davet.” Kimseden bir şey yapmasını beklemiyorum. Ama kendi hayatımı ya da sevdiğim birinin hayatını gerçekten iyileştiren bir tavsiye, pratik bir yöntem ya da ürün bulduğumda bunu paylaşmayı seviyorum. Pure Genius Protein ile insanlara sunduğum şey de aslında bundan ibaret: Bir davet.Davet ile beklenti arasındaki farkı korumak için, insanlardan sizi hangi alanlara kadar takip etmelerini istemeyeceğinize de karar vermek gerekiyor sanırım. Bu işin özellikle neye dönüşmemesi gerektiğine nasıl karar verdiniz?Podcast’im sayesinde kitleme ulaşmak isteyen pek çok wellness şirketinden teklif alıyorum. Ama gerçekten başarılı ve faydalı olan şeye “evet” diyebilmek için bazı şeylere “hayır” demeniz gerekiyor.Bu ürün farklıydı çünkü benim kendi hayatımda çözmeye çalıştığım bir probleme yanıt veriyordu.Podcast’i sunduğum son dört yılda, dinleyicilerimle birlikte çok şey öğrendim. Hayatımda, düşünce biçimimde, alışkanlıklarımda ve günlük iyi oluş rutinlerimde sayısız değişiklik yaptım. Kadın sağlığı alanındaki uzmanlardan en sık duyduğum önerilerden biri, protein alımını artırmanın önemiydi.Ama sağlıklı seçimleri yoğun bir hayatın içine yerleştirmenin ne kadar zor olduğunu bizzat biliyorum. Kendine daha iyi bakmaya çalışan 57 yaşında, üç çocuk annesi ve bir iş sahibi olarak ben de bu konuda sürekli zorlandım. İşin dürüst hikâyesi bu.Bu yüzden en baştan bazı şeylere “hayır” dedik. Bunun bir kilo verme markasına dönüşmesine hayır dedik. Benim bir fitness influencer’ı ya da tıp uzmanı gibi konumlandırılmama hayır dedik; çünkü ikisi de değilim. İnsanlara bedenleri ya da tercihleri yüzünden suçluluk hissettiren bir dil kurmaya da hayır dedik.Bir ürünün insanların hayatına gerçekten uyup uymaması, pazarlamada ilk keşif ya da satış anından bile daha zor bir sınav gibi geliyor. Sizi de düşünürsek, bir ürün geliştirmek ve piyasaya sürmek ne kadar alışkanlık değiştirmekle ilgili?Tamamen. Yüzde 100 alışkanlık değiştirmekle ilgili.Bir alışkanlığı karmaşıklaştırdığınız anda insanlar bunalır ve vazgeçer. Kimsenin daha fazla bilgiye, karmaşık rutinlere ya da kullanmayacağı pahalı ürünlere ihtiyacı yok. En iyi alışkanlık, düzenli biçimde sürdürülebilen alışkanlıktır. Özellikle de geç kaldığınız, aç olduğunuz, yorgun hissettiğiniz, herkesle ilgilenmeye çalıştığınız ve aynı anda kapıdan çıkmanız gereken o kaotik salı gününde bile hayatınıza uyabiliyorsa.Bu yüzden ürünün kendisi de aynı ölçüde basit olmalı. İnsanlar bir ürünün ne olduğunu ve hayatlarına nasıl dahil olacağını beş saniyeden kısa sürede anlayamıyorsa, o ürünün değer yaratması çok zor.Çoğumuzun her gün üç sağlıklı öğün hazırlayacak, herkese yetişecek, tam zamanlı çalışacak ve bir de egzersiz yapacak zamanı ya da enerjisi yok. İşte yetersiz kaldığımız o günlerde, bir ürünün asıl “dâhiyane” tarafı basitliğinde ortaya çıkar.Kullanışlı ve basit olmasının ötesinde, kendi yarattığınız bir ürünü kitlenizin karşısına çıkarmadan önce başka neleri düşündünüz?Kurucu ortak olduğum için çıta benim için daha düşük değil, daha yüksek.Bu ürünü olabilecek en iyi hâline getirmek için bir yılı aşkın süre test yaptık ve üzerinde çalıştık. Bilimsel danışma kurulumuzda yer alan dünyaca tanınmış tıp uzmanlarının her birini özenle ben seçtim. Birlikte kendimize sürekli şu soruları sorduk: Bunu sevdiğimiz insanlara önerir miydik? Kendi hayatımızda kullanır mıydık? Ne olduğu ve ne olmadığı konusunda dürüst müyüz?Tıbbi, bilimsel ve beslenme alanındaki uzmanlarımız; ürünün bilimsel temellerinden ve formülasyon konusunda bize rehberlik etmekten sorumlu. Benim işim ise gerçeği söylemek: Neden kullandığımı ve neden benim hayatımda işe yaradığını anlatmak. Aynı zamanda müşterilerimizin geri bildirimlerini dinlemek ve ürünü geliştirmeye ya da yeni ürünler çıkarmaya devam ederken buna göre hareket etmek de benim sorumluluğum.Hangi alanda konuştuğunuzu bilmek önemli. Güven böyle inşa edilir.Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.