Daha mutlu olmak ister misiniz? Journal of Consumer Psychology’de yayımlanan bir araştırmanın yazarlarına göre:İnsanların büyük çoğunluğu mutluluğun ne olduğunu, onu neyin getirdiğini ve neyin sürdürülebilir kıldığını tam olarak bilmiyor. Bu yüzden de paralarını mutluluğu artıracak şekilde nasıl kullanacaklarını da bilemiyorlar.Görünüşe göre para, doğru şekilde harcandığında gerçekten daha mutlu hissetmenizi sağlayabiliyor.Araştırmacıların belirlediği üç yöntem ve başka bir çalışmadan eklenen bir öneriyle, paranızı mutluluğunuzu artıracak şekilde kullanmanın yolları şöyle:Zaman satın almak için para harcayınNational Bureau of Economic Research’te yayımlanan bir araştırma, zaman zaman yapmak istemedikleri işleri başkalarına yaptıran binlerce kişiyle yürütüldü. Ev temizliği, bahçe işleri, günlük angaryalar… Yapılması gereken ama kişinin bizzat yapmak istemediği işler.Sonuç oldukça net: Biraz para harcayarak kendine zaman kazandıran kişiler, bunu yapmayanlara kıyasla daha mutlu ve hayatlarından daha memnun.Elbette burada şu soru akla geliyor: Bu gerçekten zaman satın almaktan mı kaynaklanıyor, yoksa zaten daha fazla parası olan insanlar doğal olarak daha mı mutlu? Yani bu bir neden mi, yoksa sadece bir ilişki mi?Araştırma bunun sadece parayla ilgili olmadığını gösteriyor. Görece varlıklı kişiler arasında da zaman satın alanlar daha mutlu. Aynı şekilde gelir seviyesi düşük olanlar arasında da, küçük de olsa zaman kazandıran harcamalar yapanlar, yapmayanlara göre daha mutlu.Kısacası ne kadar kazandığınızdan bağımsız olarak, biraz zaman satın almak mutluluğu artırıyor.Buradaki kritik nokta şu: Kazandığınız zamanı nasıl kullanacağınıza bilinçli şekilde karar vermek. Zaman satın almak, ancak o zamanı gerçekten anlamlı ve isteyerek değerlendirdiğinizde mutluluk getirir.Örneğin çim biçmek yerine o zamanı ailenizle ya da arkadaşlarınızla geçirebilirsiniz. Uzun süredir ertelediğiniz bir yan projeye odaklanabilirsiniz. Kitap okuyabilir ya da spor yapabilirsiniz.Kısacası satın aldığınız zamanı keyif aldığınız, anlamlı bulduğunuz ve gerçekten yapmak istediğiniz bir şeyle değerlendirdiğinizde…İşte o zaman para, size gerçekten biraz daha mutluluk kazandırabilir.Ne kadar kazandığınızdan bağımsız olarak.Eşyalara değil, deneyimlere para harcayınDaha büyük bir ev aldığınızda, birkaç ay sonra (hatta daha kısa sürede) o artık sadece eviniz olur. Aynı durum yeni araba, yeni kıyafet ya da yeni alınan çoğu şey için geçerli. Maddi varlıklara alışma süreci oldukça hızlıdır.Ama deneyimler için aynı şey geçerli değil.Deneyimler yalnızca yaşandığı anda değil, sonrasında da mutluluk verir. Üstelik çok daha kalıcıdır. Araştırmalardan birinde katılımcıların beşte dördü, deneyimlere yaptıkları harcamaları zihinsel olarak maddi harcamalara kıyasla çok daha sık “yeniden yaşadıklarını” söylüyor. Bunun nedeni, deneyimlerin kimliğimizle daha güçlü bir bağ kurması. Bilim de bunu doğruluyor: İnsanların büyük çoğunluğu, deneyimlere yaptıkları harcamaları maddi harcamalara kıyasla kendilerini daha çok tanımlayan bir unsur olarak görüyor.Araştırma diliyle değil de daha sade söylemek gerekirse: Ben arabam olamam. Ama seyahat eden biri olabilirim.Bu durum gelir seviyesi yüksek kişiler için de geçerli. Review of General Psychology’de yayımlanan bir araştırma, gelir arttıkça insanların deneyimlere yapılan harcamaların onları daha mutlu ettiğini söyleme olasılığının da arttığını gösteriyor.Özetle: İhtiyacınız olan şeyleri alın. Ama asıl yatırımınızı deneyimlere yapın.Özellikle de küçük deneyimlere. (Birazdan buna geleceğiz.)Sadece kendiniz için değil, başkaları için de harcayınAraştırmalar, sosyal ilişkilerinizin kalitesinin mutluluğunuz üzerinde belirleyici bir etkisi olduğunu açıkça gösteriyor.Bu nedenle parayı nasıl harcadığınız da önemli. Kişisel harcamalar mutlulukla doğrudan ilişkili değilken, başkalarına fayda sağlamayı amaçlayan harcamalar yapan kişiler, gelir düzeylerinden bağımsız olarak daha mutlu olma eğiliminde.Ancak burada bir yanılgı var. Çoğu insan “duygusal tahmin hatası” yapıyor. Yani kendilerine para harcadıklarında daha mutlu olacaklarını düşünüyorlar. Oysa araştırmalar bunun tam tersini söylüyor: Başkaları için yapılan harcamalar, mutluluk üzerinde daha güçlü ve tutarlı bir etki yaratıyor.Peki ne yapmalı?Zaman zaman paranızı başkalarına fayda sağlayacak şekilde harcayın. Bu yalnızca bağış yapmak anlamına gelmez. Sevdiğiniz birine hediye almak, bir arkadaşınıza sürpriz yapmak ya da ailenizi yemeğe çıkarmak da buna dahil.Çünkü araştırmalar şunu gösteriyor: Veren kişi de en az alan kadar kazanır. Özellikle mutluluk ve kendini iyi hissetme açısından.Büyük harcamalar yerine küçük ama sık mutluluklara yatırım yapınJournal of Consumer Psychology’de yayımlanan bir araştırma, mutluluğun yoğunluktan çok sıklıkla daha güçlü bir şekilde ilişkili olduğunu gösteriyor. Yani büyük ve nadir keyifler yerine, küçük ama sık yaşanan olumlu deneyimler daha fazla mutluluk yaratıyor.Araştırmacıların ifadesiyle:En büyük keyiflere bile zamanla alıştığımız için, parayı spor arabalar ya da “hayal tatilleri” gibi büyük harcamalara yatırmak yerine; daha sık ve küçük mutluluklara ayırmak daha mantıklı olabilir. İyi bir kahve, küçük bir bakım rutini ya da kaliteli bir çift çorap gibi basit ama keyifli deneyimler bu yüzden daha etkili.Sonuçta para sınırsız değil. Bu yüzden elimizdeki kaynakları nadir ama büyük mutluluklar yerine, daha sık yaşanan küçük ama değerli anlara ayırmak, uzun vadede daha fazla tatmin sağlayabilir.Küçük mutlulukların bir diğer avantajı ise “azalan marjinal fayda” ilkesidir. Yani bir keyfin miktarı arttıkça, her ek artışın sağladığı mutluluk bir öncekine göre daha az olur. İlk kaşık dondurma harikadır. İkincisi çok güzeldir. Üçüncüsü hâlâ keyiflidir.Ama onuncu kaşık… artık pek de farklı hissettirmez.İlginç olan şu ki, çok büyük ve “zirve” deneyimler bazen küçük anlardan aldığınız keyfi de azaltabilir. (Örneğin kısa süre önce Yellowstone’da yürüyüş yaptıysanız, hafta sonu ormanda yapacağınız bir yürüyüş size aynı etkiyi vermeyebilir.)Bu, büyük deneyimlerden vazgeçmeniz gerektiği anlamına gelmez. Elbette zaman zaman böyle anlar yaşayın. Ama hayatınızı yalnızca bu anlara bağlamayın; araya bol bol küçük ve keyifli deneyimler serpiştirin.Çünkü hayat, yılda bir iki kez değil, her gün yaşanır.Orijinal Yayın Tarihi: 25 Mart Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.