Artık pek çok kimsenin yüksek sesle “istifa ettim” demediği ancak birçoğunun sadece ve sessizce “içinden” ayrıldığını fark etmeye başladığımız zamanlardayız..Günümüz iş dünyasında giderek daha görünür hale gelen ama hala yeterince konuşulmayan bir durum var: insanlar işten gitmiyor ama tam olarak da kalmıyor. Fiziksel olarak organizasyonun parçası olmaya devam ediyorlar; zihinsel ve duygusal olarak ise mesafe koyuyorlar.Bu durumu tanımlamak için son dönemde giderek daha fazla kullanılan bir kavram var: resenteeism.En basit haliyle resenteeism, işinden memnun olmayan fakat ekonomik, profesyonel ya da kişisel nedenlerle ayrılamayan çalışanların içeride kalarak biriken kırgınlık ve duygusal uzaklaşma geliştirmesi durumudur.Resenteeism, klasik organizasyonel davranış literatüründe doğmuş yerleşik bir akademik kategori değil; son yıllarda özellikle işyeri analizleri ve insan kaynakları yayınlarında görünürlük kazanan bir terimdir. Kelime, “resentment” (kırgınlık) ile “absenteeism/presenteeism” kavram ailesinin çağrışımını birleştirir. Ancak işaret ettiği durum yani duygusal geri çekilme, bağlılık erozyonu ve psikolojik sözleşme ihlali organizasyonel davranış literatüründe uzun süredir çalışılan teorik çerçevelerle güçlü biçimde açıklanabilmektedir.Bu bir kopuş değil, ama bir bağ da değil. Daha çok askıda kalmış bir ilişki.Araştırmalar bu durumun çoğu zaman toksik kültür, takdir eksikliği, gelişim tıkanması, kronik tükenmişlik ve ekonomik belirsizliğin birleşimiyle ortaya çıktığını gösteriyor. Tükenmişlik geçebilir. Ama her zaman enerji geri dönmez. Bazen geriye sadece sitem kalır. Ve o sitem organizasyonun içinde sessizce dolaşır.Resenteeism’i anlamak için performans tablolarına değil, ilişki dinamiklerine bakmak gerekir. Çünkü burada sorun iş yükü değil, psikolojik bağın aşınmasıdır.Sessiz İstifa Değil, Duygusal Geri ÇekilmeResenteeism çoğu zaman “sessiz istifa” ile karıştırılır. Oysa bu iki durum benzer görünse de kökenleri farklıdır.Sessiz istifa, çalışanın iş tanımının dışına çıkmaması, fazladan sorumluluk almaması ve sınırlarını korumasıdır. Çoğu zaman tükenmişliğe karşı geliştirilen bir öz-koruma davranışıdır. Çalışan işini yapar ama işin ötesine yatırım yapmaz.Resenteeism ise sınır koyma değil, bir kırılma sonucudur.Çalışan ayrılmak ister ama ayrılamaz, kalır ama bağlı hissetmez, işini yapar ama ilişkiyi sürdürmez.Sessiz istifa davranışsal bir geri çekilmedir.Resenteeism duygusal bir kopuştur.Bu fark küçük görünür ama organizasyonel etkisi büyüktür. Performans sınırlaması yönetilebilir. Güven kaybı ise çok daha derin ve sistemiktir.Görünmeyen Anlaşma: Psikolojik SözleşmeResenteeism’in merkezinde çoğu zaman görünmeyen bir anlaşmanın bozulması vardır: psikolojik sözleşme.Her çalışan organizasyona yalnızca zamanını ve emeğini değil, beklentilerini de getirir. Bu beklentiler yazılı değildir ama güçlüdür.Takdir görmek, adil muamele görmek, gelişmek, güvende hissetmek, katkısının anlamlı olduğunu bilmek.Bu beklentiler karşılandığında ilişki güçlenir. Karşılanmadığında çalışan çoğu zaman hemen ayrılmaz. Önce güven kaybı yaşar. Sonra duygusal geri çekilme başlar. Ardından yatırım azalır.Resenteeism tam olarak bu noktada ortaya çıkar.Bu bir memnuniyetsizlik değildir. Karşılıklılık ilkesinin kırılmasıdır. Çalışan zihinsel olarak şu değerlendirmeyi yapar:“Ben yatırım yaptım. Karşılığını alamadım.” Bu algı oluştuğunda organizasyonel ilişki devam eder ama anlamını kaybeder.Neden İnsanlar Çekilir Ama Gitmez?Çünkü ayrılmak farklı farklı sebeplerle her zaman mümkün değildir. Ve insan psikolojisi kayıp yaşadığında yatırımını azaltarak kendini korur.Enerji sürekli tüketiliyor ama yenilenmiyorsa, sistem doğal olarak tasarruf moduna geçer. Risk alınmaz. Fazladan çaba gösterilmez. Sadece gerekli olan yapılır.İnsan organizasyondan ayrılmaz çünkü maliyeti yüksektir.Ama organizasyona yatırım yapmaz çünkü getirisi düşüktür.Bu, iş ilişkisinin sürdüğü ama psikolojik bağın çözüldüğü bir ara bölgedir.Türkiye Bağlamı: Kalmanın Kültürel ve Ekonomik BoyutuTürkiye’de resenteeism olgusunu anlamak için ekonomik dalgalanmalar, iş güvencesi algısı ve kültürel faktörleri birlikte düşünmek gerekir. Yüksek enflasyon, belirsizlik ve sınırlı mobilite algısı çalışanların “ayrılma riskini” daha yüksek görmesine yol açabiliyor. Buna kültürel olarak sadakat, dayanma ve “idare etme” eğilimi eklendiğinde, birçok çalışan organizasyondan ayrılmak yerine içeride kalmayı tercih ediyor olabilir.Özellikle hiyerarşik yapıların güçlü olduğu ortamlarda sesini yükseltmenin riskli algılanması, duygusal geri çekilmeyi görünmez ama yaygın bir davranış haline getirebilir. Bu nedenle Türkiye bağlamında resenteeism sadece bireysel bir kırgınlık değil, ekonomik ve kültürel koşulların şekillendirdiği bir adaptasyon biçimi olarak da okunabilir.Resenteeism Nasıl Birikir?Çoğu zaman büyük bir kırılmayla değil, küçük deneyimlerin birikmesiyle.. Görünmeyen emek, tutulmayan sözler, açıklanmayan kararlar, ertelenen beklentiler, adil görünmeyen süreçler. Tek tek küçük görünen bu deneyimler zamanla birikir. Önce motivasyonu, sonra bağlılığı, en sonunda güveni aşındırır. Ve güven kaybı, organizasyonel ilişkilerin en zor onarılan hasarıdır.Sessiz Ama Sistemik Bir EtkiResenteeism’in en dikkat çekici özelliği görünmez olmasıdır. İnsanlar işe gelir, toplantılara katılır, görevlerini yerine getirir. Ama organizasyon içinde başka bir şey değişmeye başlar. İnisiyatif azalır, yaratıcılık düşer, risk alma ortadan kalkar, enerji düşer, öğrenme yavaşlar. Ve duygular bulaşıcıdır. Bir kişinin kırgınlığı zamanla takım iklimini etkileyebilir. Bu nedenle resenteeism bireysel bir duygu değil, kültürel bir süreçtir.Organizasyonlar çoğu zaman çalışanların ne yaptığına bakar. Oysa asıl değişim, artık yapmamayı seçtiklerinde başlar.Sonuç: Bu Bir İstifa Değil, Bir SinyalÇalışanlar artık sadece maaş için kalmıyor. Ama anlam bulamadıklarında hemen gitmiyorlar da. Önce içlerinden çekiliyorlar.Resenteeism modern iş dünyasının en sessiz ama en güçlü gerçeklerinden biri olabilir. Bu bir bağlılık sorunu değil, çoğu kez bir güven sorunudur. Ve güven kaybı çoğu zaman gürültüyle değil, sessizlikle başlar. Resenteeism bir istifa değil; sessiz bir çağrıdır.“Beni duy. Beni fark et.” diyen bir çağrı.Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.