“Hayat, ancak risk alındığında başlar.” – Anne DufourmantelleGirişimcilik, belirsizliğe atılan bir adımdır. Yeni bir fikir, yeni bir ürün, yeni bir pazar…Her biri bir bilinmezlik, bir sıçrayış. Fransız filozof ve psikanalist Anne Dufourmantelle, Riske Övgü kitabında riskin yalnızca ekonomik ya da stratejik bir hamle değil, insan olmanın temel koşulu olduğunu hatırlatır. Platon’un “Risk güzeldir.” cümlesi ile başlayan kitap, girişimciliğin en insani yönünü açığa çıkarır: yaşamı riske atmak değil, yaşam uğruna risk almak. Anne Dufourmantelle, kitabında bize riskin yalnızca ekonomik ya da stratejik bir hamle olmadığını; insan olmanın en temel koşulu olduğunu hatırlatıyor.Risk, Ölüm Değil: Yaşamın BaşlangıcıGirişimcilere hayatlarının dönüm noktasını sorsanız büyük ihtimalle çoğu “ilk risk aldığım an” diyecektir. Anne Dufourmantelle’nin Riske Övgü kitabının ilk bölümü, bu fikri yalın bir gerçekle açar: “Hayatı Riske Atmak.” Dufourmantelle’ye göre, yaşamın kendisi riskin ta kendisidir. Doğum anı, insanın ilk büyük riskidir; ölmeyi değil, yaşamayı seçtiğimiz o an. Filozofun dediği gibi, “Risk bir kairos’tur”; yani eylem için en uygun, en doğru zaman. O ilk nefes, aslında bir karar anıdır. Tıpkı travma gibi, başka bir zamanı başlatır.” Bir girişimci için de aynıdır bu. O ilk ürünü ortaya koymak, şirketini kurmak ya da yola tek başına çıkmak... Her biri bir doğum anıdır. Çoğu zaman huzursuzlukla, yalnızlıkla, hatta hayal kırıklıklarıyla gelir. Ama tam da o noktada, girişimci artık kendini değil, hayalini yaşatmayı seçmiştir. Dufourmantelle riskin romantik bir kavram olmadığını hatırlatır: Risk, ölümü göze almak değil, “ölmeme riskini almak”tır. Bu cümle, girişimciliğin özünü özetler. Çünkü her yeni fikir, her cesur adım, aslında gelecekle bağ kurma çabasıdır. Bir startup’ın ilk yatırım turunda, yeni bir pazarın belirsizliğinde ya da radikal bir stratejik kararda, hepsinde aynı ruh vardır; yaşamın kendisini riske koymak, ama yaşam uğruna. Riskin Kökü: Tutku Dufourmantelle’nin Riske Övgü’de söylediği gibi: “Tutku, riskin tözüdür.” Yani riskin özü tutkuda saklıdır; bizi eyleme geçiren, geceleri uyutmayan, aklımızı altüst eden o güçte. Bir girişimci için her şey o ilk adım atılmadan önce başlar. Henüz ortada ürün, ekip, yatırım yoktur; sadece tutku vardır.O tutku, geri dönülmez bir çağrıdır. Kimi zaman huzuru bozar, kimi zaman korku yaratır ama sonunda insanı harekete zorlar. Çünkü sıfır riskle yaşamak, aslında hiç yaşamamaktır.Tutkusu olan herkes bir noktada o yıkıcı düşmanla “kendisiyle” yüzleşir.Ve işte tam orada, girişimci olmanın asıl anlamı başlar:Korkuya rağmen ilerlemek, kaybetme ihtimaline rağmen yaratmaya devam etmek. Felsefeden İş Dünyasına: Riskin AhlakıDufourmantelle’ ye göre risk, yalnızca bir eylem biçimi değil, bir ahlak biçimidir. Psikanalitik bir bakışla, risk almak insanın dünyayla kurduğu en dürüst ilişkidir.. Çünkü risk anında maskeler düşer; insan kendini, ötekini ve geleceği olduğu gibi kabul eder. Yazarın ifadesiyle, “kontrolün kaybolduğu yerde hayat başlar.”Bugünün iş dünyasıysa çoğu zaman riskin bu yönünü unutur. Finansal tablolar, ölçülebilir veriler, performans göstergeleri… Hepsi riskin etik yönünü perdeleyebilir. Oysa gerçek girişimcilik, yalnızca kazanç ve büyüme hedefiyle değil, “neye inanıyoruz?” sorusuyla başlar. Bu soruya verilen samimi yanıt, her stratejinin, her yatırımın önündedir. Risk, yalnızca cesaret göstergesi değil; bir etik tercihtir. Belirsizlikte bile dürüst kalmayı, bir fikre sadık olmayı ve ötekine kulak vermeyi seçmektir. Ve tam da bu yüzden, risk almak aslında insan olmanın en etik eylemidir.Çocukluğun Riskini Almak Anne Dufourmantelle, Riske Övgü’de sade ama çarpıcı bir cümle kurar: “Ben hep uslu bir çocuktum.” Bu itiraf, konformizmin, uyumun ve itaatin simgesidir. Kaçımız hala “uslu çocuk”olmaya çalışıyoruz? Uslu çocuklar hata yapmaktan korkar; yanlış yapmamayı, dikkatli olmayı, sınırlar içinde kalmayı öğrenir. Oysa girişimcilik, uslu olmayı bırakma sanatıdır. Yaratıcı olmak, yanlış yapmak, hatta bazen kaybetmek gerekebilir. Güvenli tercihleri, toplumsal onayı ya da kurumsal konforu bir kenara bırakıp “başarısız olabilirim ama kendi sesimle konuşacağım” diyebilmek, işte bu çocukluğumuza verdiğimiz sözü tutmaktır. Çünkü risk almak, bir yönüyle o unutulmuş çocuğu yeniden uyandırmaktır.Sonuç: Cehennemin İçinden Geçmek Pahasına (Eurydike)Anne Dufourmantelle Riske Övgü’yü Yunan mitolojisinden bir figürle, Eurydike ile bitirir. Ona göre risk, Orfeus gibi hayatı tehlikeye atmak değildir; Evridike gibi hayata geri dönebilmek için ölümü riske almaktır. Bu ayrım girişimcilere büyük bir ders sunar: Risk, gösterişli cesaretin değil, sürdürülebilir inancın eylemidir. Bir girişimci, riskin cazibesine değil, onun öğretisine sadık kalır. Çünkü risk, yalnızca bir adrenalin değil; insanın yeniden doğma kapasitesidir. Dufourmantelle’nin kitabının sonunda fısıldadığı cümle, belki de tüm bu düşüncenin özüdür: “Bırakma kendini, çünkü o zaman kaybolur.”Girişimcilik de tam olarak budur: Cehennemin içinden geçmek pahasına bile, kendini bırakmamak.Bu yazı, Inc. Türkiye Kasım - Aralık 2025 sayısında yayınlanmıştır. Abonelere özel çok daha fazla içerik için şimdi size özel tekliflerimizi inceleyin!Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.