Alışkanlıkların ha deyince değişmediği malum. Hele de icra ettiğiniz işe ya da sanata dair rayına oturmuş yöntemler varsa. Müzikle ilişkisi kendince iyi bir dinleyicilikten ibaret biri olarak, Shark Guitars’ın Antalya’daki fabrikasını dolaşırken müzisyenlerin geleneklerine ne kadar bağlı olduğunu fark ettim. Fabrikadan cebime bu farkındalığı koyarak ayrıldım. Bu sebeple, Shark Guitars’ın hikâyesini anlatmaya başlamadan elektro gitarın tarihine dalacağım.Elektro gitarın geçmişine bakınca sadece bir enstrüman değil, aynı zamanda bir dönemin ruhunu ifade eden bir araç görmek mümkün. Peki bu ruhu oluşturan ellerin, ustalığın ve üretim süreçlerinin zaman içinde ne kadar değiştiğini hiç düşündünüz mü? İşte Shark Guitars fabrikasında dolaşırken zihnimde beliren soru tam olarak buydu: Elektro gitar üretimi geçmişten bugüne nasıl evrildi?1930’ların başında Amerikan gitar üreticisi Rickenbacker’ın Frying Pan adını verdiği alüminyum gövdeli gitar âdeta okyanusların derinliklerinden yükselen bir dalga gibi tüm dünyaya kendini duyurmuş. Tellerin titreşimlerini elektrik sinyallerine dönüştüren manyetikler her akoru evrensel bir yankıya dönüştürmüş. Elbette o zamanlar elektro gitarın ruhu, bir ustanın ellerinde özenle işlenerek hayat bulmuş.Zamanla gitarın kaderi değişmeye başlamış. Popülaritesi arttıkça daha geniş kitlelere ulaşması için üretim süreçleri hızlanmış. 1950’lerde Fender ve Gibson gibi devler sahneye çıkmış ve gitar dünyasında devrim yaratmış. Seri üretimin devreye girmesi enstrümanın ruhunu yok etmemiş elbette. Aksine, her yeni markayla, modelle ve melodiyle gitarın varlık alanı genişleyerek devam etmiş. Tahmin edersiniz ki 1960’larda teknoloji müzik endüstrisinde de etkilerini daha güçlü bir şekilde hissettirmiş. O yıllardan beri makineler daha hassas, daha hızlı. Elektro gitarların farklı tarzlara uyum sağlamasındaki en büyük yeniliklerden biriyse manyetiklerin gelişiminde yatıyor. Geçmişten günümüze dünya yıldızlarının elinde devleşen gitarların bile manyetiklerini değiştirmek pek kolay değil. Zira farklı tonlarda çalmak isteyen bir gitaristin iki seçeneği var: Birincisi kısa yoldan gidip farklı bir gitarı amfiye bağlamak. İkincisiyse enstrümanını âdeta açık ameliyata alıp mevcut manyetiği yenisiyle değiştirmek. Mesela Shark gitarların alameti farikasını uygulamalı göstermek için fabrikada basın mensuplarına eşlik eden gitarist Cenk Erdoğan’ın müzik ustalarından Neşet Ruacan: Caz müzisyeni Ruacan zor yolu seçer ve manyetiği bizzat değiştirirmiş. Shark Guitars bu sınırları daha da zorlayarak değiştirilebilir manyetik sistemi geliştirmiş.Soldan sağa: 1) Köksal üretilen gitarların parçalara ayrılabildiğini gösteriyor. 2) Cem Köksal Shark prototipleri üzerinde çalışıyor. 3) Cem Köksal’ın 2005-2009 arasında yaptığı gitarlardan örnek. 4) Bugünkü Shark’ların 2009 örneklerden ham hâli. 5) Cem Köksal, Joe Satriani’ye Shark hediye ediyor.Kurucuların Nesi Ortak Olmalı?Shark Guitars, kendisi de müzisyen olan Köksal’ın tutkusuyla yoğrulmuş bir düş desek abartmış olmayız. Zira Ar-Ge çalışmaları bundan altı yıl önce başlamış ama Köksal ilk kez kendi gitarını ürettiğinde takvimler 2003’ü gösteriyormuş. Aradan geçen zamanda Deep Purple’dan Rainbow’a dünyanın en ünlü müzisyenleriyle sahneye çıkan Köksal bu düşün peşini hiç bırakmamış. Öyle ki Great White adını verdiği gitarlarından birini dünyaca ünlü gitarist Joe Satriani’ye hediye etmiş.Çalışmalar Bayram Tekçe’yi fikirlerine ortak etmesiyle Koşuyolu’ndaki mütevazı atölyelerinde başlamış. Şirketin diğer kurucu ortağıysa Bahtiyar Balci. Bu üç isim dışarıdan baktığınızda birbirinden oldukça farklı insanlar. Tekçe’nin uzmanlık alanı gayrimenkul satışı. Balci’yse Skala Teknoloji Hizmetleri’nin CEO’su. Görünen o ki hayat bazen çok farklı insanları bir araya getiriyor. Köksal’a göre bambaşka işlerle hemhal olmuş insanları kuruculukta ortaklaştırmanın kesin bir formülü yok. Yani bazen birbirine zıt gibi görünen insanlar harika işler ortaya koyabiliyor. Hayatın dinamikleri, ekonomik koşullar ve dış etkenler de bunu etkiliyor tabii. Köksal kurucuların bir araya gelişini şöyle anlatıyor: “Bahtiyar eski bir dostumdur. Bayram’sa bir dönem çalıştığım yazılım şirketinde müşterimizdi. Önce arkadaşlık ve en sonunda ortaklık kurduk. Hepimizin ortak özelliği sabır. Bu tür yatırımların kısa vadede kazanç sağlaması beklenemez. Hâliyle özveri ve duygusal dayanıklılık gerekiyor, ki bizde bunlar var.”Fakat bu yolculuğun rotasını değiştiren stratejik karar, girişimin merkezini Antalya’ya taşımak olmuş. Deprem riski, trafik kaosu ve üretim sıkıntıları gibi sebeplere dayanarak ekip harekete geçmiş. “İstanbul’u terk etmek zor olmamış mı?” diye sorabilirsiniz. Köksal’ın yanıtı sade ama vurucu:“Mekânlara bağlı biri değilim, bir gün bile arkama dönüp bakmadım.”Görünen o ki ekip de kendisiyle aynı fikirde çünkü tam 10 aile tası tarağı toplayıp bu iş için Antalya’ya yerleşmiş.Gelenekten Geleceğe YürümekElektro gitarın icadından neredeyse bir asır sonra Shark Guitars alışılmış düzeni kökten sarsmaya kararlı. Ekip yıllarca verilen emeklerin ardından geleneksel gitarların “değişmez” denen özelliklerini yeniden tanımlıyor. Bir kere bu alet müzisyenlere, tıpkı bir ressamın kendi paletini yaratması gibi, gitarlarını özgürce tasarlama imkânı sunuyor. Sapı çıkabiliyor ve manyetikleri tek tuşla değişebiliyor. Ayrıca kritik parçalarda kullanılan titanyum, gitarı hem hafif hem de dayanıklı kılıyor. Fabrikada üretilen pedallar da geleneksel muadillerinden hafif. Bütün bu parçaları taşımayı kolaylaştıracak bir çanta tasarlamayı da ihmal etmemişler. Planlara göre, CNC makinelerinin hassas işçiliği robotik zımpara ve boya hatlarıyla buluştuğunda ortaya çıkan gitardan 2025’te ayda 100 adet üretilecek. Uzun vadede Shark markası sadece gitar değil, ses ve elektronik teknolojilerinde dünya çapında önemli bir rol üstlenmeye hazırlanıyor. Dolayısıyla marka, pedal ve ses teknolojileri üzerine Ar-Ge çalışmalarına da paralel devam ediyor.Ekip kendini bir şirketten ziyade topluluk olarak tanımlıyor. Fabrikayı da yaratıcılığın merkez üssü olarak… Bunda Antalya’nın rahat atmosferinin ve ekibin farklı disiplinlerden gelen üyelerinin uyumunun büyük etkisi var. Köksal şöyle anlatıyor: “Hayatta bazı insanlar bir araya gelir ve sihir ortaya çıkar. Bizim hikâyemiz de bu sihrin sonucu.”Makine endüstrisinden Biesse ve Fanuc gibi dünyaca ünlü oyuncuların dikkatini çeken Shark Guitars bu markaların prestijli fuarlarında sergilenmiş. Köksal’ın “Haddimizi bilerek ama hayal kurmaktan vazgeçmeden” diye tanımladığı stratejiyle Shark Guitars yerelden global sahnelere yükselen bir marka olma yolunda ilerliyor. Böylesi büyük hedefleri olan bir markanın kurucusuyla sohbet ederken sormadan edemiyorum: “Cem Bey, Shark Guitars’ı size ilham olmuş hangi müzisyenin elinde görmek isterdiniz?”“Johann Sebastian Bach.” cevabını veriyor düşünmeden. Fabrikanın duvarında asılı, Köksal’ın babasının resmettiği, elinde gitar tutan Bach tablosunu hatırlayınca cevabı daha iyi anlıyorum. Elbette bu Köksal’ın gerçekleşmesi mümkün olmayan hayali. Öte yandan yaşayan müzik efsaneleriyle ilgili böyle bir hayal kurmuyor. Çünkü onların çoğunun günü gelince Shark Guitars çalacağından şüphesi yok.Bu yazı, Inc. Türkiye Mart - Nisan 2025 sayısındadır. Abonelere özel çok daha fazla içerik için şimdi size özel tekliflerimizi inceleyin!Öne Çıkan VideoInc. Türkiye Haftalık Bültenleri