“İstediğim şeyden koru beni.” – Jenny HolzerByung-Chul Han’ın Psikopolitika – Neoliberalizm ve Yeni İktidar Teknikleri kitabı bu cümleyle açılıyor. Modern insanın ruh hâlini özetleyen bu ifade, özellikle girişimciler için çarpıcı bir uyarı niteliğinde: İstediğimiz başarı, özgürlük ve görünürlük, aslında bizi kendimize karşı savunmasız hâle getirebilir.Han’ın temel iddiası, neoliberalizmin klasik kapitalizmin ötesine geçerek bireyi “özgür” kılıfı altında kendi kendini sömüren bir özneye dönüştürdüğüdür. Onun sözleriyle: “Bugün herkes kendi şirketinin kendini sömüren işçisidir.”Özgürlük mü, Yeni bir Kölelik mi?Girişimci, bağımsızlığını kazanmak, kendi yolunu çizmek ister. Ancak Han’a göre bu özgürlük, görünmez zincirlerle çevrili olabilir. Dış baskılar yerini içsel bir “sonsuz performans çağrısı”na bırakır. Girişimci, daha çok çalışmak, üretmek, görünür olmak zorunda hisseder. Zincirlerini dışarıda değil, kendi içinde taşır.Bu noktada girişimci, kendi ördüğü duvarların içinde hem işçi hem mahkûm gibidir; toplum ve sermaye ise onun üzerinde hüküm veren yargıç konumundadır.Han’ın şu satırları bu gerçeği keskin bir şekilde ortaya koyar: “Neoliberal öz-sömürü rejimindeyse insan öfkesini daha ziyade kendine yöneltir. İnsanın kendisine yönelttiği bu saldırganlık sömürüleni devrimci değil, depresif yapar.”Bugün birçok girişimcinin yaşadığı tükenmişlik, tam da bu noktada anlam kazanır. Başarıya ulaşamayan kişi, sorumluluğu bütünüyle kendine yükler. Bedel ise çoğunlukla psikolojisiyle ödenir.Sonsuz Performansın BedeliHan’a göre neoliberal toplumun hastalıkları artık bedensel değil, psikolojiktir: tükenmişlik sendromu, depresyon, kaygı, uykusuzluk… “Yorgunluk Toplumu” dediği bu hâl, girişimciler için de tanıdık bir tabloyu işaret eder.Bugün her yerde başarı hikâyeleri parlatılırken, tükenmişlik yaşayan girişimciler görünmez kılınıyor. Oysa Han’ın dediği gibi, modern insan dışarıdan değil, kendi eliyle tükenir; özgürlük yanılsaması içinde kendini tüketir.Dijital Panoptikon ve Görünürlük BaskısıMichel Foucault’nun panoptikon metaforu, bireyin sürekli gözetim altında tutulduğu hapishaneyi anlatıyordu. Han ise bu kavramı günümüze uyarlayarak “dijital panoptikon”dan söz eder.Sosyal medya, girişimci için hem vitrin hem de gözetim alanıdır. Takipçi sayısı, beğeni oranları, algoritmalar… Bunlar özgürlüğün değil, gönüllü gözetimin araçlarıdır. Girişimcinin içinden yükselen “paylaşmalıyım” sesi, görünmez iktidarın en güçlü biçimidir.Han’ın ifadesiyle: “Like/Beğendim dijital ‘Amin’dir.”Her beğeni, performansın kutsallaştırılmasıdır. Bugün girişimcinin en büyük kozu olan sosyal medya, aslında Orwell’in 1984’ündeki “Big Brother”ın yerini alan “Big Data”dır.Girişimciler İçin DerslerHan’ın Psikopolitika kitabı doğrudan bir “iş kitabı” değil. Ancak iş yapma biçimlerimizi, başarıya bakışımızı ve özgürlük anlayışımızı kökten sorgulatan güçlü bir analiz sunuyor.Girişimciler için bu kitap şu mesajları barındırıyor:Başarı kadar tükenmişliği de görünür kılmak gerekiyor.Performansın sınırı yok; ama insanın var.Teknoloji sadece fırsat değil, aynı zamanda iktidar aracıdır.Gerçek özgürlük, kendi zincirlerini fark edip kırabilmekle mümkün.SonuçPsikopolitika, girişimcilere “başarmayın” ya da “risk almayın” demiyor. Aksine, sürekli optimize etmeye ve kendini tüketmeye dayalı yanılsamaları fark etme çağrısı yapıyor.Han’ın kitabı girişimciler için bir uyarı niteliğinde: Özgürlüğümüzü korumak istiyorsak, başarı hırsımızın bizi köleleştirmesine izin vermemeliyiz.. Belki de girişimcilik, sonsuz performansın değil; sınırlarını fark eden bir özgürlüğün peşinde olmaktır..