Bir girişimci olarak şunu farkettim: Doğru zamanda, bilinçli verilen bir “evet” yanıtı, beni sadece karşısına çıkan fırsatları değerlendiren biri olmaktan çıkarıp, kendi fırsatlarını yaratan birine dönüştürdü. Bu farkındalık ise, iş hayatımı tamamen değiştirdi.Şirketimi büyütmeye çalıştığım dönemde karşıma çıkan her fırsat — ister stratejik bir iş birliği, ister riskli bir proje ya da cesur bir girişim olsun — beni hep aynı soruyla yüzleştirdi:“Bu işe dahil mi olmalıyım, yoksa geri mi durmalıyım?”Danışmanlık işimi küresel ölçekte bir yetenek ağına dönüştürmeye çalışırken şunu fark ettim: Bilinçli bir “evet”, aslında bir gelişim sürecinin parçasıydı.Doğru adımları attıkça, artık fırsatların peşinden koşmuyordum; hayalini kurduğum geleceği adım adım inşa ediyordum.Şimdi bu dönüşümün nasıl gerçekleştiğini anlatmak istiyorum.1. Keşif Odaklı “Evet”Kariyerimin başında önüme çıkan her şeye “evet” dediğimi fark ettim çünkü bu yalnızca doğal bir refleks değil, aynı zamanda gerekliydi. Psikolog John Krumboltz buna “planlı rastlantı” diyor: Bazen plan dışı gelişmeler, en büyük fırsatlara dönüşebilir.Büyük bir danışmanlık firmasında çalışırken ayrılıp yavaş bir geçiş planlamıştım, ama tanıdık biri beklenmedik bir proje önerdi. Planımda yoktu, ama kabul ettim. O an her şeyin yönü değişti.Bu tür adımları “keşif odaklı evet” olarak görüyorum. Bu, bilinçsizce risk almak değil; gerçekten potansiyel taşıyan fırsatlara açık olmaktı.Her seferinde kendime şu soruyu sordum:“En kötü ne olabilir?”Çoğu zaman cevabı yönetilebilirdi, kazanımlar ise çok daha büyüktü.Bu yaklaşımı özellikle şu durumlarda benimsedim:Yeni bir girişime başlarkenUzun vadeli hedefleri şekillendirirkenYeni alanlara yönelmek istediğimde2. Evrimsel “Evet”Bir süre sonra her fırsata “evet” demenin artık bana hizmet etmediğini fark ettim. Keşif dönemi sona ermişti; artık öğrendiklerim üzerine bir yapı inşa etme zamanıydı.Virginia Üniversitesi'nde işletme profesörü ve önde gelen girişimcilik araştırmacılarından Saras Sarasvathy bu yaklaşıma “etkileşimsel karar alma” diyordu ve bu yaklaşım bana çok uyuyordu: Hayatta bir sonraki adımını halihazırda sahip olduğun kaynaklara göre belirleme süreci.Bu geçiş benim için memnun kalan müşterilerin “Senin gibi biri var mı?” diye sormasıyla başladı. Başta çevremden destek aldım ama talep büyüyünce, sistem kurmam gerektiğini anladım.Bu seferki “evet”, ölçeklenebilir ve tekrar edilebilir bir yapı kurmak anlamına geliyordu. Yani fırsatlara tepki vermek yerine, onları bilinçli olarak üretmeye başladım.Şans cesurları sever diye bir söz vardır fakat deneyimim bana gösterdi ki şans, hazırlıklı olanın yanındadır. Bunun için de elimdeki insan kaynağını, güçlü yönlerimi ve bağlantılarımı iyi tanımam gerekiyordu.“Evrimsel evet” yaklaşımını benimsediğim anlar şunlardı:Belirli bir deneyim seviyesine ulaştığımdaGüçlü beceriler ve ilişki ağı oluşturduğumdaHangi işlerin beni beslediğini, hangilerinin yorduğunu netleştirdiğimde3. Dönüştürücü “Evet”Gerçek kırılma noktası, her fırsata değil, yalnızca gerçekten istediğim hayata hizmet edecek fırsatlara “evet” demeye başladığımda yaşandı.Kuruluş sürecinde, neredeyse her müşteri ve projeye uzun vadeli vizyonumla örtüşse de örtüşmese de “evet” diyordum—bu, pek çok girişimcinin düştüğü yaygın bir tuzak. Ama zamanla daha seçici olmayı ve özgüvenle “hayır” demeyi öğrendim. Bu noktada verdiğim “evet”ler artık dönüştürücü oldu.Son dönemde şirketimi yalnızca özel sermaye destekli, büyük ölçekli ve karmaşık ihtiyaçları olan şirketlere odakladım. Uyum sağlamayan işleri reddediyor ve tek bir alanda mükemmelleşmeye çalışıyoruz. Bu odaklanma, işleri yavaşlatmak yerine hızlandırdı.Yönetim uzmanı Jim Collins’in tanımıyla bu “Kirpi Konsepti”: En iyi olduğun, ekonomik değer yarattığın ve tutkuyla bağlı olduğun şeyin kesişimini bulmak şart.Her şeye “hayır” demek bir kayıp değil, bir sıçrama tahtası. Dönüştürücü “evet” ise, yeni fırsatlar kovalamaktan çok, net sınırlar çizmeyi kabul etmektir.Ben bu yaklaşıma şu koşullarda geçtim:Bilgi ve deneyim anlamında derinliğe ulaştığımdaSürekli iş ve müşteri talebi oluştuğundaGerçekten yaşamak istediğim hayata odaklanmaya hazır olduğumdaGerçekten Yaşamak İstediğin Hayata “Evet” DemekZamanla fark ettim ki, stratejik “evet”ler sayesinde sadece fırsatlara tepki veren biri değil, kendi değerlerime ve hedeflerime göre fırsatlar yaratan biri oldum.Harvard Profesörü Arthur C. Brooks’a göre anlamlı bir iş, mutluluğun dört temel direğinden biridir—diğerleri ise inanç, aile ve dostluktur. Ancak anlamlı bir iş kendiliğinden oluşmaz; onu, zamanını ve enerjini nereye harcayacağına dair bilinçli ve cesur kararlarla inşa edersin.Brooks, öğrencileri için şöyle diyor:“Hayatları bir girişimcilik yolculuğu. Biriktirmeye çalıştıkları servet ise aşk ve mutluluk.’’”Ve bu hayatı inşa etmeye başlamak için en güçlü adım:Bilinçle verilen bir “evet.”Orijinal Yayın Tarihi: 2 Temmuz 2025Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.