Sürdürülebilirlik gündemi üzerinde özellikle Trump yönetimiyle başlayan dönemde belirsizlik, hatta geri adım denebilecek haberler duyuyoruz. Bu hem biz sürdürülebilirlik girişimcileri hem de tüm kurumlar adına dikkate alınması gereken bir durum.Levent Kurnaz’la yazdığımız Yeni Gerçeğimiz Sürdürülebilirlik adlı kitabımızda da söylediğimiz gibi sürdürülebilirlik dönüşümünde şirketlerin yüzde 80’i 2040 itibarıyla sürdürememiş olacak. Yani sürdürülebilirlik hedefleriyle yola çıkmanız yeterli değil. Önemli olan hem sistematik hem de kültürel olarak bu yolculuğu içselleştirebilmeniz.Trump Döneminde SürdürülebilirlikTrump Paris Anlaşması’ndan tekrar çekildi. İklim eylem politikalarını da hızla geri çekti. Federal kurumlar için de iklim fonlarını kesti, bilimsel verilerin paylaşımını azaltmaya çalıştı ve çevreyi kirleten büyük şirketlere yeşil ışık yaktı.Enerji tarafında fosil yakıt sektörünü teşvik eden politikalar da devam etti. Kömür madenciliği ve petrol endüstrisinde istihdamı artırmak amacıyla temiz enerji yatırımlarını azaltan ve maliyetleri düşüren tarifelere başlandı. Bu durum yenilenebilir enerji projelerinin yavaşlaması ve karbon emisyonlarının artması endişeleri yaratıyor. Yeni tarife uygulamalarıyla küresel ticaretin yanı sıra iklim için işbirliğini azaltma sinyalleri veriyor.2024 Aralık ve 2025 Ocak tarihlerindeyse ABD’nin en büyük bankaları Birleşmiş Milletler Çevre Programı Finans Girişimi (UNEP FI) öncülüğünde 2021’de kurulan ve imzacılarını 2050 net sıfır sera gazı emisyonu hedefine yönlendiren Net Zero Banking Alliance ’dan (NZBA) çekildi. Kararın arkasında büyük bankaların siyasi ve yasal baskılardan kaçınmak olduğu yorumlanabilir. Madalyonun Diğer Yüzü: Umut Tüm bunlara rağmen NZBA Avrupa başta olmak üzere birçok ülkeden büyük bankaların desteğiyle yoluna devam ediyor. NZBA’dan ayrıldıktan 35 gün sonra JP Morgan bilimsel gerçeklere dayalı değerlendirmeleri ve pratik uygulamaları birleştiren yeni bir düşünce liderliği serisini, Türkçeye “İklim Sezgisi” olarak çevrilebilecek “Climate Intuition”ı duyurdu. Üstelik bankanın Küresel İklim Danışmanlığı Başkanı Dr. Sarah Kapnick “Yeni iklim çağında başarı, iklim faktörlerini günlük karar alma süreçlerine entegre etme yeteneğimize bağlı. Uyum sağlayanlar lider olacak, diğerleriyse geride kalma riskiyle karşı karşıya kalacak.” diyecek kadar cesur. Tek tepki veren JP Morgan da değil. ABD’nin iklim kriziyle mücadeleye son veren politikalarına rağmen, iş dünyası taahhütleri doğrultusunda hareket etmeye devam ediyor. “Küresel iklim adaptasyonu pazarının 2024’te $22,90 milyardan 2032’ye kadar $49,24 milyara yükselmesi bekleniyor.” Küresel temiz enerji dönüşümü hızla devam ediyor. Teksas ve Iowa rüzgârda, Kaliforniya güneş enerjisi üretiminde ve daha fazlası ülke genelinde karbondioksit giderimi, temiz teknoloji üretimi ve geliştirmede lider konumda.Dünya Kaynakları Enstitüsü Başkanı ve CEO’su Ani Dasgupta’nın bir bildiride söylediği gibi “Paris Anlaşması’ndan çekilmek Amerikalılar’ı iklim etkilerinden korumayacak. Fakat Çin ve Avrupa Birliği’de gelişen temiz enerji ekonomisinde rekabet avantajı sağlayacak ve Amerikalı işçiler için daha az fırsata yol açacak.” Diğer yandan Kearney’in Şubat 2025 raporunda CFO’ların yavaşlayan küresel ekonomi, artan jeopolitik krizler ve iklim krizine bağlı olağanüstü durumlar karşısında sürdürülebilirlik yatırımlarına devam ettiğini görüyoruz. Avrupa’da Durum Ne?Avrupa Komisyonu başkanı Ursula von der Leyen, Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu Yıllık Toplantısı’nda “Avrupa rotasına, yani doğayı korumak ve küresel ısınmayı durdurmak isteyen tüm uluslarla çalışmaya devam edecek.” diyerek gündeme bağlılığı yineledi. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Guo Jiakun da “İklim değişikliği insanlığın karşı karşıya olduğu ortak bir zorunluluk. Hiçbir ülke bu krizin etkilerinden kaçamaz.” diyerek benzer bir duruş sergiledi.Peki neden artan savunma harcamalarına rağmen Avrupa Birliği karbonsuzlaşma patikasına sadık kalmalı?Küresel karbonsuzlaştırma gelecekte giderek daha pahalı hâle gelen iklim hasarını sınırlama arayışında başta AB olmak üzere tüm bölgeler için hayati önem taşıyor. Ayrıca sürdürülebilirlik dijitalleşmeyle AB’nin ekonomik rekabet gücünü ve güvenliğini artırmasına yardımcı olacak ve ötesinde Avrupa için temiz teknoloji ihracat fırsatı yaratacak.Avrupa Komisyonu 14 Şubat 2025’te onaylayarak senatoya sunduğu düzenleme paketi Omnibus’ta Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları’nı (ESRS) sadeleştirmenin yanı sıra sektör bazlı standart ve makul güvence gereklilikleri kaldırmayı önerdi. Bu şekilde kapsam binden fazla çalışanı olan büyük işletmelerle sınırlandırılmış, böylece şirketlerin yaklaşık yüzde 80’i yükümlülük dışına çıkarılmış oldu. Ayrıca raporlama yükümlülükleri iki yıl ertelendi ve uygulanabilirlik kolaylaştırıldı. AB’nin bu sadeleşmeyi kurumların geçişini kolaylaştırma, yani teşvik amacıyla yaptığının altını çizmek gerek.Büyük kurum ve yatırımcı yöneticileriyle yapılan Workiva Şubat 2025 araştırması AB raporlama zorunluluğu olmayan yöneticilerin yüzde 75’inin raporlamalarını bu direktife (CSRD) uyumlu hâle getirme niyetlerini ortaya koyuyor. Türkiye’de de Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’nun (KGK) yönlendirdiği Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları’nda (TSRS) ESRS’e uyma zorunluluğu olmasa da bu şekilde raporlayan kurumlarımızın olduğunu görmek sevindirici.Etki Yatırımları YükselişteEtki yatırımlarının da büyümeye devam ettiğini gözlemliyoruz. #MorningStar 2024 Üçüncü Çeyrek Raporu daha geniş piyasa zorluklarına ve yaklaşan düzenleyici değişikliklere rağmen sürdürülebilir yatırımlara ilginin devam ettiğini vurguluyor.Avrupa’daki sürdürülebilir fonlar bu çeyrekte yaklaşık $10,3 milyar akış sağlamış ve Eylül 2024 itibarıyla global sürdürülebilir fonların toplam varlıkları bir önceki çeyreğe göre yüzde 6’lık bir artış göstererek $3,3 trilyona ulaşmış. Sabit getirili sürdürülebilir fonlar en yüksek akışı $13,4 milyarla görürken, hisse senedi sürdürülebilir fonlarıysa $3,2 milyar büyümüş.Tümsek mi Yol Ayrımı mı?Sürdürülebilirlik gündeminin önemli düşünürlerinden Bob Willard içinde bulunduğumuz durumu bir yeşil sessizlik olarak yorumluyor: “Trump yönetimi tarafından desteklenen ekonomik kaos, bilime saldırı, iklim inkârı ve yanlış bilgilendirme, karbonsuz geleceğe ve döngüsel ekonomiye doğru yolculuğumuzda bir engel değil, sadece bir hız tümseği. Şirketlerin maliyetleri düşürmesi ve gelirlerini artırması için hükümet düzenlemelerine ihtiyacı yok. Bu sadece akıllıca bir iş yapma şekli.”İçinde bulunduğumuz dönem bu yolculukta samimi olanların diğerlerinde ayrışacağı bir süreç. “Biz de bu gündemin içinde olalım.” diyenlerle bu dönüşümü yeterince içselleştirmeyenlerin birbirinden yavaş yavaş uzaklaşacak.Önümüzdeki yol zorlu ama umutsuz değil. Akıllı iş yapan herkes için önemli fırsatlar var. Bu yazı, Inc. Türkiye Mayıs - Haziran 2025 sayısındadır. Abonelere özel çok daha fazla içerik için şimdi size özel tekliflerimizi inceleyin!