İş yerinde bitmeyen toplantılardan şikâyet etmek artık neredeyse trafik sıkışıklığında korna seslerine katlanmak ya da iptal edilen uçuşlara tepki göstermek kadar sıradan. Fakat yeni araştırmalar, bu şikâyetlerin yalnızca günlük bir sitem olmadığını ortaya koyuyor. Veriler, sık yapılan toplantıların ne kadarının tam anlamıyla zaman kaybı olarak görüldüğünü ve şirketlere üretkenlik kayıpları üzerinden binlerce dolar maliyet çıkardığını net biçimde gösteriyor.Yeni araştırma sonuçları, iş dünyası için önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Teknoloji ürünleri danışmanlık platformu Software Finder’ın ABD’de 1.000 çalışanla yaptığı çalışmaya göre, yüz yüze ya da çevrimiçi toplantıların sıklığı, katılımcıların yüzde 72’sinde kronik yorgunluk ya da tükenmişlik şikâyetine yol açıyor. Daha da endişe verici olan şu: Katılımcılar, çalışan toplantılarının, müşteri görüşmelerinin ve hatta yöneticilerle yapılan birebir görüşmelerin yaklaşık yarısının, yani yüzde 46’sının “gereksiz veya verimsiz” olduğunu düşünüyor. Başka bir deyişle, ciddi bir zaman kaybı var.Araştırma, toplantıların sayısı arttıkça tükenmişlik riskinin de yükseldiğini gösteriyor. Ortalama bir çalışan haftada beş toplantıya katılıyor ve bu toplantılar toplamda yaklaşık altı saat sürüyor. Katılımcıların yüzde 16’sı ise haftada 10 veya daha fazla toplantıya girdiğini söylüyor. Üstelik yüzde 19’u, bu toplantıların haftalık 10 saatten fazla zamanını aldığını belirtiyor.Sonuç olarak, Software Finder’ın raporu çalışanların yılda ortalama 146 saatini değer yaratmayan toplantılarda harcadığını ortaya koyuyor. Bu zaman kaybının mali karşılığı ise oldukça yüksek: Araştırmaya göre bu verimsizlik her çalışan için yılda yaklaşık $6.280 üretkenlik kaybı anlamına geliyor.Bu kayıp teknoloji şirketlerinde $9.825, finans şirketlerinde ise $8.014 kadar çıkıyor. Çünkü maaş seviyeleri yükseldikçe, çalışanların gereksiz toplantılarda geçirdiği her saat daha ciddi maliyet yaratıyor. Aynı şekilde, şirket büyüdükçe ve toplantılara daha üst düzey çalışanlar katıldıkça kayıp da artıyor.Ne yapılabilir?Peki işverenler verimsiz toplantılarda kaybedilen zamanı ve parayı nasıl azaltabilir, aynı zamanda ekipleri ortak hedeflere uyumlu biçimde nasıl bir araya getirebilir?İlk adım, çalışanların en büyük zaman kaybı olarak nitelendirdiği toplantı türlerini azaltmak ya da caydırmak olabilir. Araştırmaya göre bu toplantıların başında durum güncellemeleri, şirket toplantıları, fikir geliştirme oturumları, proje başlangıç toplantıları ve çalışan–yönetici birebir görüşmeleri geliyor.Bir diğer adım ise toplantıları doğru zamanlarda planlamak. Katılımcıların yaklaşık üçte biri en verimli zamanın pazartesi sabahları olduğunu söylüyor. Hatta yüzde 40’a göre bu zaman aralığı toplantıların en üretken geçtiği saat dilimi. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, cuma özellikle de öğleden sonrası en verimsiz ve ekiplerin en çok bölündüğü zaman dilimi olarak öne çıkıyor.Araştırmaya göre işverenlerin dikkat etmesi gereken başka bir nokta da çevrimiçi toplantılar yerine yüz yüze toplantıları tercih etmek. Katılımcıların yüzde 49’u çevrimiçi toplantıların yüz yüze toplantılara göre daha yorucu olduğunu belirtiyor.Ayrıca yöneticilerin toplantı sırasında ekibi gözlemlemesi ve katılım seviyesini değerlendirmesi önemli. Çünkü çoğu zaman insanlar sessiz kalarak aslında toplantının verimsiz olduğunu ifade ediyor. Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 85’i, zaman kaybı olarak gördüğü toplantılarda hiç konuşmadığını söylüyor. Sessiz kalmanın en büyük nedenleri arasında toplantının sadece “görsellik” ve göstermelik amaçlı olduğu algısı, bir yandan daha önemli işleri yürütmeye çalışma ve fikirlerinin değer görmeyeceğini düşünme bulunuyor.Kısacası, rapora göre işverenler çalışanların hangi tür toplantıları faydalı bulduğunu ve bu toplantıların en iyi hangi zamanlarda yapıldığını dikkate alarak hem ekiplerine hem de şirket performansına katkı sağlayabilir.Araştırmanın sonuç kısmı durumu şöyle özetliyor:“Toplantı yorgunluğu zaman, para ve enerji tüketiyor. Kötü planlanmış toplantılar saatlerin boşa gitmesine ve çalışan bağlılığının düşmesine yol açıyor. Ancak bu kaçınılmaz değil. Çalışanları dinlemek ve toplantı alışkanlıklarını yeniden düşünmek tabloyu değiştirebilir. Takvimden bir toplantıyı bile çıkarmak daha az tükenmişlik ve daha fazla odaklanma anlamına gelebilir.”Orijinal Yayın Tarihi: 30 Ekim 2025Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.