Yer hizmetleri dünyası sessiz bir dünyadır. Pist kenarında, terminal koridorlarında, bagaj bantlarının arkasında döner. Yolcu biner, uçak kalkar ama bu makinenin çarkları görünmez ellerin dönüşüyle işler. Osman Yılmaz işte bu dünyanın içinden geliyor. Ve bugün o dünyaya alışılmadık bir mercekle bakıyor: belirsizliği yönetmenin sanatı."Belirsizlik insanı en çok kemiren şey" diyor Yılmaz. Sohbetin tonu buradan kuruluyor ne havacılık sektörünün teknik derinlikleri, ne operasyonel başarı hikayeleri. Daha köklü bir şey: kaosun içinde nasıl ayakta kalınır, ekibe nasıl zemin yaratılır, verinin sıfırlandığı anda lider ne yapar?BELİRSİZLİK BİR DURUM DEĞİL, YENİ NORMAL2008 global ekonomik krizi. Pandemi. Bölgesel savaşlar. Kapanan hava sahaları. Yükselen yakıt maliyetleri. Havacılık sektörü son on beş yılda art arda şoklarla sarsıldı. Ve her seferinde aynı kelime gündeme oturdu: belirsizlik."Belirsizlik insanı en çok kemiren şey" diyor Osman Yılmaz. "Sadece iş hayatında değil, sosyal hayatımızda da. Kim olursa olsun, belirsizlik içinde kaldığında psikolojik olarak en çok yıprandığı dönem o dönem."Bugün Çelebi Hava Servisi, İran ile İsrail arasındaki çatışmanın yarattığı hava sahası kapanmalarının, Irak ve Suudi Arabistan üzerindeki belirsizliğin doğrudan etkisini yaşıyor. Turizm geriliyor, charter uçuşlar sekteye uğruyor, yatırım kararları erteleniyor. Sektörün paydaşlarının tamamı aynı soruyla boğuşuyor: Önümüzdeki altı ayı ne kadar görebiliyoruz?Yılmaz'ın cevabı dürüst: Tam göremiyoruz. Ama bu görememek felç etmiyor."Belirsizlik atmosferi bozuyor. Atmosfer bozulunca çalışanın psikolojisi, işverenin psikolojisi, işin kendisi her açıdan etkileniyor. Belirsizliği yanında taşımak kolay değil ama bizim işimiz bu."İKİ BİLİNMEYENLE AT BİNİLMEZ Dr. Muhammed Attila Sevim sohbete at binicilik deneyiminden bir metaforla giriyor: "Hocam ilk derste şunu öğretti; at iki bilinmeyende sürülmez. Engelin pozisyonunu bilmiyorsan gitmeyeceksin, atın ayağını hesaplayamıyorsan gitmeyeceksin. İkisi birden bilinmezse, duruyorsun."Soruyu Osman Yılmaz'a yöneltiyor: "Peki siz kaç bilinmeyenle şirketi yönetiyorsunuz?"Yılmaz gülerek yanıtlıyor: "Büyük ihtimalle çok daha fazlasıyla." Ardından ciddileşiyor: "Ama çözüm basit, zihinsel sadelik. Matematikte olduğu gibi. Önce üstlü sayıları çöz, sonra parantez içini, sonra soldan sağa git. Karmaşıklığı katman katman indir, netliği yakala."Beş yıllık planın çöpe gittiği dönemde Çelebi 3+9 modeline geçti. Aylık ve haftalık dilimlerle kontrol, gelişmeleri anlık izleme, küçük kararlarla büyük resmi oluşturma. Vizyon sabit, yol değişken."Netlik belirsizliği kaldırdığında ekibin de sizin de daha rahat karar vermenizi sağlıyor. Kaosun bir matematiği var onu netlikle çözüyorsunuz."PİMİN KIRILDIĞI ANSohbetin en beklenmedik anı bir mühendislik detayından çıkıyor. Yılmaz, uçağı iter makinelerde kullanılan towbar'dan bahsediyor uçağın ön dikmesine bağlanan o aparattan. Ve bu aparatın içindeki küçük bir pimden."O pim belli bir yükte kırılmak üzere tasarlanmış. Kasıtlı olarak. Oraya daha dayanıklı bir şey koyarsanız uçağa zarar verirsiniz. O küçük pim kırılarak çok daha büyük bir kırılmanın önüne geçiyor."Bu Nassim Taleb'in antifragilite kavramının havacılıktaki karşılığı. Dayanıklılık değil, stratejik kırılganlık. Bazen sistemin bir parçasının kırılması, bütünü kurtarır.İş hayatında da böyle işliyor. Pandemi bir kırılmaydı. Her kriz bir kırılma. Ama bu kırılmalar sistemi daha zayıf yapmıyor, aksine daha esnekleştiriyor. "Geçmişte yaşadığınız şoklar bağışıklık sisteminize aşı yapar. Bir sonraki krizi yaşadığınızda zihninizde hazır refleksler var.""Sezgisel liderlik verinin bittiği yerde başlar. Rasyonel kararı veri setiyle herkes verebilir, bunu yapay zekâ da yapabilir. Ama elinizde veri yoksa, sizi vicdan ve deneyimin yarattığı feraset kurtarır."UÇAĞIN DEMOKRATİKLEŞMESİSohbetin son bölümünde Dr. Muhammed Attila Sevim kişisel bir anısını paylaşıyor.2003-2004'e kadar Türkiye'de havayolu seyahati dar bir kitlenin ayrıcalığıydı. Sevim o dönemi bizzat yaşamış. Elazığ'dan İstanbul'a üniversite için gelmiş, aylarca part-time çalışmış sadece bir uçak bileti alabilmek için. İlk uçuşunda etrafına bakıyor: herkes takım elbise ve kravatlı. Kendisi genç bir öğrenci."Bilmiyorlardı ki ben aylarca çalıştım o bilet için."Yılmaz bu anıyı dinledikten sonra devam ediyor: "Erişim bir insan hakkı. Benim buradan çıkıp Antalya'ya gittiğim kolaylıkta sen neden gidemeyesin? Bu erişilebilirlik neden herkese eşit uzaklıkta olmasın?"Havacılığın geleceğine de bu perspektiften bakıyor. Biyometrik sistemler, paperless seyahat, elektrifikasyon bunların hepsi erişimi artıracak gelişmeler. "İnsanı ortadan kaldırmayacak. Ama hayatı kolaylaştıracak. Ve kolaylaştığında daha çok insan ulaşabilecek."Pist kenarında dönen görünmez çarklar, bir bilet için aylarca çalışan genç bir öğrenci, kaosun ortasında netliği arayan bir lider. Hepsi aynı gerçeğe işaret ediyor: Verinin bittiği yerde başlayan şey teknoloji değil; insan.Bu yazı, Inc. Türkiye Mayıs - Haziran 2026 sayısında yayınlanmıştır. Abonelere özel çok daha fazla içerik için şimdi size özel tekliflerimizi inceleyin!Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.