Başarı hakkında konuşma hakkını Warren Buffett kadar kazanmış çok az insan vardır.Bugün Berkshire Hathaway’in yönetim kurulu başkanı olan ve uzun yıllar şirketin CEO’luğunu yürüten Buffett, tarihin en başarılı şirketlerinden birini inşa etti. Ancak kendisinden başarıyı tanımlaması istendiğinde paradan, statüden, pazar payından ya da iş dünyasındaki başarılardan söz etmiyordu.Bunun yerine, ilk dile getirdiği zamana kıyasla bugün çok daha anlamlı görünen bir ders paylaştı.“Benim yaşıma geldiğinizde hakkınızda iyi düşünen hiç kimse kalmamışsa, banka hesabınız ne kadar büyük olursa olsun hayatınız tam bir felakettir.”Buffett bu sözleri Georgia Tech öğrencilerine konuşma yaparken söyledi. Bu, başarının biriktirdiklerinizle değil, insanların hayatında yarattığınız etkiyle ölçüldüğünü hatırlatan bir mesajdı.Bu sözler, yapay zekânın yükseldiği, geniş çaplı işten çıkarmaların yaşandığı ve bitmek bilmeyen verimlilik baskısının arttığı bir dönemde her zamankinden daha anlamlı. Bana göre Buffett’ın bu yaklaşımına yakından bakmak gerekiyor. Çünkü yapay zekâ güçlenip hayatımızda daha fazla yer edindikçe, insanlığımızın değeri de artıyor.Tek Kelimeyle Buffett’ın Başarı Ölçütü: SevgiBuffett aynı konuşmada başarı tanımını biraz daha açtı:“Temelde benim yaşıma geldiğinizde, hayattaki başarınızı gerçekten şu ölçütle değerlendireceksiniz: Sizi sevmesini istediğiniz insanların kaçı gerçekten sizi seviyor? Hayatınızı nasıl yaşadığınızın nihai sınavı budur.”Bunu bir an düşünün.Tarihin en varlıklı insanlarından biri, hayatın nihai başarı ölçütünün servetle hiçbir ilgisi olmadığına, asıl meselenin ilişkiler ve sevgi olduğuna inanıyor.Burada duygusal ve soyut bir sevgi anlayışından söz etmiyoruz. Tam tersine, sevginin hayata geçen, somut hâlinden söz ediyoruz. Cömertlik, saygı, hizmet, şefkat, güven ve başkalarına içtenlikle değer vermekle kendini gösteren türden bir sevgiden.Liderler yapay zekâyı benimseme yönündeki kaçınılmaz taleple karşı karşıya kalırken, bu ayrım her zamankinden daha önemli hâle geliyor. Yapay zekâ görevleri otomatikleştirebilir, süreçleri sadeleştirebilir ve verimliliği artırabilir. Ancak bir liderin insanlara değerli, saygı duyulan ve görülmüş olduklarını hissettirme, onları anlamlı bir işe bağlama becerisinin yerini alamaz.Gelecek İnsanlara AitAslında teknoloji ilerledikçe bu insani nitelikler çok daha güçlü bir rekabet avantajına dönüşüyor. Şunu açıkça söylemek gerekir ki: Gelecek, yalnızca teknolojiyi yönetebilen organizasyonlara ait olmayacak. Gelecek, teknolojik değişim sürecinde insanlara nasıl liderlik edeceğini bilen liderlerin olacak.Şimdi Warren Buffett’tan biraz yardım alarak bunu pratiğe dökme zamanı. İşte onun uygulamaya dayalı sevgi anlayışını hayata geçirmenin dört yolu.1. Aldığınızdan Daha Fazlasını VerinYirmi yılı aşkın süredir incelediğim ve koçluk yaptığım en etkili liderler basit bir gerçeği anlıyor: Liderlik, başkalarının başarılı olmasına yardımcı olmakla tanımlanır.Bu; insanları geliştirmek, başarıyı paylaşmak, dikkatle dinlemek, cömertçe mentorluk yapmak ve başkalarının gelişebileceği fırsatlar yaratmak anlamına gelir.Yapay zekâ, birçok iş yerinde verimliliği artırıyor ve rutin işleri azaltıyor. Bu nedenle liderlerin artık aynaya bakıp basit bir soruya yanıt vermesi gerekiyor:Yapay zekânın yarattığı zaman ve kapasiteyle ne yapacaksınız?İnsanları önemsiyor ve insan merkezli liderliği benimsiyorsanız, yanıt net olmalı: Bu zamanı ve kapasiteyi yeniden çalışanlarınıza yatırın. Bu; koçluğa, beceri geliştirmeye, ilişkileri güçlendirmeye ve yapay zekânın da desteğiyle insanların gelişebileceği ortamlar yaratmaya daha fazla zaman ayırmak anlamına gelir.Liderler sürekli olarak aldıklarından daha fazlasını verdiklerinde güven kazanır. Güven ise yapay zekânın tek başına yaratamayacağı şeylerden biri olmaya devam ediyor.2. İnsanların Kendilerini İnsan Gibi Hissettiği Bir Kültür KurunBuffett bir keresinde şöyle demişti: “Her günü seviyorum. Buraya adeta dans ederek geliyorum ve yalnızca sevdiğim insanlarla çalışıyorum.”Daha fazla çalışan böyle hissetseydi organizasyonların ne kadar farklı görüneceğini düşünün.Yapay zekâ araçlarını kullanıma alma, verimliliği yükseltme ve performansı optimize etme yarışı elbette önemli. Ancak verimlilik ve üretkenlik tek hedef hâline geldiğinde organizasyonlar, çalışanların kendilerini birer “dişli” gibi hissettiği, giderek daha fazla alışveriş ilişkisine dayanan iş yerleri yaratma riskiyle karşı karşıya kalır.İnsanlar, optimize edilmesi gereken kaynaklar gibi hissetmek istemez. Katkılarının önemli olduğu insanlar olarak görülmek ister.Her CEO’nun güçlü bir kültür kurmak için ulaşmaya çalışması gereken nokta, teknolojik ilerlemeyle insani bağ arasında kusursuz bir denge kurmaktır.Bunlar, insanların fikirlerini rahatça paylaşabilecek kadar psikolojik güven duyduğu, varsayımlara karşı çıkabildiği, hatalarını kabul edebildiği ve insani yönlerini iş yerine taşıyabildiği kültürler olacaktır.3. Platin Kuralı UygulayınÇoğu insan Altın Kuralı bilir: Başkalarına, size davranılmasını istediğiniz gibi davranın.Platin Kural ise bir adım daha ileri gider: Başkalarına, onların kendilerine davranılmasını istediği şekilde davranın.Bu yaklaşım, liderlerin empati kurmasını ve herkesin işi, stresi, değişimi ya da belirsizliği aynı şekilde deneyimlemediğini anlamasını gerektirir.Bazı çalışanlar yapay zekâ konusunda heyecanlı. Bazıları ise bunun gelecekleri açısından ne anlama geldiği konusunda kaygılı. Oracle’ın tek bir günde 20 bin ila 30 bin deneyimli ve kıdemli çalışanı işten çıkarması gibi yakın tarihli toplu işten çıkarmalar da bu kaygıyı besliyor.İyi liderler, özellikle yapay zekâ söz konusu olduğunda herkesin kendileriyle aynı bakış açısına sahip olduğunu varsaymaz. Önce anlaşılmayı beklemek yerine anlamaya çalışırlar. Çözüm önermeden önce dinlerler. En önemlisi de insanlara bulundukları noktada ulaşabilmek için yaklaşımlarını uyarlarlar.Yapay zekâ destekli bir iş yerinde liderler empatinin değerini görmezden gelemez. Empati, liderliğin vazgeçilmez bir gerekliliğidir.4. İnsanların Sevdikleri İşleri Yapmalarına Yardımcı OlunBuffett ayrıca, “İş dünyasında en başarılı insanlar, sevdikleri işi yapanlardır” demişti.Yapay zekânın sunduğu en büyük fırsatlardan biri, insanları tekrarlayan ve düşük değer yaratan işlerden kurtararak yaratıcılık, muhakeme, problem çözme ve insani bağ gerektiren işlere daha fazla zaman ayırmalarını sağlamaktır.Bununla birlikte yapay zekâyı en etkili biçimde kullanan liderler, bu teknolojiden insan potansiyelini yükseltmek için yararlanacak. İnsanların işin enerji, anlam, gelişim ve tatmin yaratan bölümlerine odaklanmasına yardımcı olacaklar. Çünkü günün sonunda teknoloji insanlara hizmet etmeli, insanlar teknolojiye değil.Asıl Önemli Liderlik SorusuYapay zekâ çalışma hayatını yeniden şekillendirmeye devam ederken liderler belirleyici bir seçimle karşı karşıya. Teknolojiyi insanlardan daha fazlasını almak ya da onları tamamen gözden çıkarmak için kullanabilirler. Ya da insanlara daha fazla yatırım yapmak, becerilerini geliştirmek ve daha iyi bir yaşam sürmelerine yardımcı olmak için teknolojiden yararlanabilirler.Buffett’ın başarı tanımı yönü açıkça gösteriyor. Çeyrek dönem sonuçları, hisse fiyatları ve verimlilik ölçütleri unutulduktan çok sonra bile insanlar liderlerin kendilerine nasıl hissettirdiğini hatırlayacak. Kendilerine saygıyla davranılıp davranılmadığını hatırlayacaklar. Kendilerine güvenilip güvenilmediğini ve önemli görülüp görülmediklerini hatırlayacaklar.Sonuçta en büyük mirası bırakan liderler, yapay zekâya en iyi hâkim olanlar olmayacak.İnsanlığını hiçbir zaman kaybetmeyenler olacak.Orijinal Yayın Tarihi: 19 Haziran Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.