Çocukken bir mükemmeliyetçiydim. Boyama kitabının çizgilerinin dışına biraz taşsam bile kendimi kaybederdim. Bu aşırı standartlar belki okul başarıma katkıda bulundu. Ama kimseye önermem. Mükemmeliyetçiliğim beni sadece sinirli ve zor biri yapmadı. (Özür dilerim, anneciğim.) Aynı zamanda yeni şeyler denemek, hata yapmak ve deneyimden öğrenmek gibi dağınık ama vazgeçilmez süreci yaşamamı da engelledi.Bunu hep kişisel bir karakter özelliği olarak gördüm; yıllar içinde değiştirmek için çok uğraştım. Ama belki yanılıyordum.Yeni bir araştırma, mükemmeliyetçiliğin gençler arasında giderek arttığını ve bunun genetikten çok kültürel kökenli olduğuna işaret ettiğini ortaya koyuyor. Araştırmacıların başlıca şüphelisi var. Ve bu kez suçlu ekranlar değil.Mükemmeliyetçi Bir Çocuktan Mükemmeliyetçilik AraştırmacısınaThomas Curran bugün Londra Ekonomi Okulu'nda psikoloji profesörü. Ama bir zamanlar tıpkı benim gibi genç bir mükemmeliyetçiydi. Avustralya'da doktora sonrası çalışmalar yaparken "kaygı, tükenmişlik ve panik ataklarla bunaldığını" anlatıyor. İşçi sınıfından gelip umut verici bir akademik kariyere yükselmesine rağmen kendini başarısız biri olarak görüyordu.Bu çöküş Curran'ı mükemmeliyetçiliğini sorgulamaya zorladı. "Mükemmeliyetçiliğin, etrafımdaki her şey çökerken beni ayakta tutan tek şey olduğuna gerçekten inanıyordum" diyor. "Ama aslında o sorunları yaratan da mükemmeliyetçiliğin kendisiydi."Bu bakış açısı değişikliği ona hem rahatlama hem de bugün adıyla anıldığı araştırma alanını verdi. Kendi mücadelesinden ilham alan Curran, gençler arasındaki mükemmeliyetçiliğin yaygınlığını ve psikolojik sonuçlarını araştırmaya başladı. Konuya ilişkin en son çalışması yeni yayımlandı ve haberler iç açıcı değil.Mükemmeliyetçilik Salgını BüyüyorCurran daha önce 2017'ye kadar gençler arasındaki mükemmeliyetçi eğilimlerin istikrarlı biçimde arttığını belgelemişti. Psychological Bulletin'de yayımlanan en son çalışmasında bu artışın sürup sürmediğini araştırdı. Bir ekiple birlikte 1989 ile 2024 yılları arasında ABD, İngiltere ve Kanada'daki 82.000 üniversite öğrencisini inceleyen 300'den fazla araştırmanın verilerini derledi.Mükemmeliyetçilik karmaşık bir özellik. Kendinize yönelik aşırı yüksek standartlar belirlemeyi, başkalarına aynı standartları uygulamayı ve başkalarının da sizden mükemmelliği beklediğine inanmayı kapsıyor. Çalışma bu üç boyutu da ölçtü. Hepsi artıyor; ancak farklı hızlarda.Curran, "Ölçtüğümüz her boyutta mükemmeliyetçilik yükseliyor" diyor. "Ama en çarpıcı olan şu: 'Sosyal baskıyla gelen mükemmeliyetçilik', yani başkalarının sizden mükemmelliği beklediği hissi, 2000'lerin başından itibaren keskin bir ivme kazandı."Suçlu Ekranlar Değil, EşitsizlikBu zamanlama dikkat çekici. Gençlerin ruh sağlığı sorunları genellikle akıllı telefonların ve sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla ilişkilendiriliyor. Ama mükemmeliyetçilikteki artış, çoğu çocuğun cebinde akıllı telefon olmadan çok önce başladı.Curran'ın ekibi suçluyu teknolojide değil, ekonomide arıyor. En son çalışmalarında mükemmeliyetçilik ile hem eşitsizlik hem de GSYİH büyümesi arasındaki bağlantıyı incelediler."Ekonomik tablo çok net bir şekilde örtüştü: Kişi başına düşen GSYİH'daki düşüş, başarısızlık korkusu ve başkalarının yargısına ilişkin mükemmeliyetçi çabalamada daha dik artışları öngörüyordu. Artan gelir eşitsizliği ise aşırı yüksek standartlara ilişkin mükemmeliyetçi kaygılarda daha dik artışları öngörüyordu."Makul Olmayan Bir Dünyaya Makul Bir TepkiVeriler şu hikayeye işaret ediyor: Gençler ekonomik olarak ilerlemelerinin giderek zorlaştığını hissediyor. Buna tepki olarak kendilerini gerçekçi olmayan, patolojik düzeyde bir çabalama ve başarı baskısına itiyorlar.Curran bu tablonun canlı bir örneği. Lise bitirme sınavlarından üç derste düşük notlar almasına rağmen prestijli bir akademik kariyere adım attı. Şimdiyse öğrencilerinin neredeyse tamamı en yüksek notlarla mezun oluyor. Standartlar yükseldi ve gençler bunu fark etti.Türkiye'de de tablo farklı değil. Üniversite sınavlarındaki rekabetin giderek artması, konut fiyatlarının genç neslin erişiminin çok ötesine geçmesi ve iş güvencesinin giderek azalması; gençleri mükemmel olmak zorundaymış gibi hissettiren sistemin parçaları bunlar."Mükemmeliyetçilik, sisteme katılmak isteyenlerden giderek daha yüksek standartlar talep eden bir yapının bilinçdışı içselleştirilmesi" diyor Curran.Kendinize Biraz Daha Anlayışlı DavranınBurada hem zor hem de görece kolay bir ders var. Zor olan gerçek şu: Artan mükemmeliyetçilik ve bunun gençlerin ruh sağlığına verdiği ağır bedel, büyük ölçüde hiç kimsenin tek başına kontrol edemeyeceği kolektif gerçekliklerin bir ürünü. TikTok'u telefonunuzdan silebilirsiniz. Ama bu, memleketinizde ev almanızı daha kolay hale getirmeyecek.Daha adil ve insancıl bir toplum inşa etmek uzun soluklu, kolektif bir çalışma gerektiriyor. Bu mücadelenin gençlerin iç huzurunda gerçek bir fark yaratması ise zaman alacak.Bu arada daha hızlı ve bireysel bir çıkarım var. Mükemmeliyetçilikteki artışı besleyen dinamikleri anlamak, gençlerin kendilerine biraz daha anlayışlı davranmasına yardımcı olabilir. Bugünün mükemmeliyetçiliği yalnızca içsel bir baskıdan kaynaklanmıyor. Çok gerçek dış koşullar tarafından besleniyor.Bu onu daha az yıkıcı yapmıyor. Ama kaygılarınız için kendinizi affetmenizi ve mükemmel olmadığınız gerçeğini kabul etmenizi kolaylaştırmalı. Çünkü hiçbirimiz mükemmel değiliz ve olmayacağız da.