Geçen hafta sosyal medyada gezinirken, sesini sayısız podcast’ten tanıyacağınız ilişki terapisti Esther Perel’in liderler ve yöneticiler için yaptığı bir uyarı karşıma çıktı. Perel’e göre çalışanlarınız “sosyal körelme” yaşıyor.Yapay zekâ ise bu durumu daha da kötüleştiriyor.İlk tepkim iki aşamalı oldu: Önce içimden “işte bu” dedim, hemen ardından da “Nihayet bunu konuşmanın zamanı geldi mi?” diye düşündüm.Son bir yıldır sosyal kas körelmesinden, yani SMA’dan söz ediyorum ve bunun giderek büyüdüğünü görüyorum.SMA, anlamlı ve gerçek hayattaki pratik eksikliği nedeniyle sosyal becerilerin ve sosyal dayanıklılığın zayıflamasını anlatmak için kullandığım terim. Perel, sosyal körelmenin “farkına bile varmadan üzerimize sinsice geldiğini” söylediğinde aslında bir duyguyu adlandırıyor.Ben verilere inanırım. Bu yüzden bunu ölçmek istedim.Rahatsız Edici VerilerGeçen yıl şirketim, ABD’li çalışanlar arasında ulusal bir araştırma yürüttü. SMA’nın izlenebilir bir olgu mu, yoksa fazla sayıda sessiz Zoom anından sonra geliştirdiğim bir sezgi mi olduğunu anlamak istiyordum.Sonuçlar beklediğimden kötü, üstelik çok daha spesifikti.Öncelikle paylaşmayı sevdiğim veri şu ve insanları oldukça güldürüyor. Sonra bunun gerçek olduğunu öğrenince dehşete düşüyor.Araştırmamıza göre çalışan Amerikalıların yüzde 30’u, bir iş arkadaşından yardım istemektense tuvalet temizlemeyi tercih edeceğini söyledi. İnsanlar tuhaf olabilecek bir konuşmadan bu kadar kaçınır hâle geldi. Üstelik sosyal becerilerinin en güçlü olduğunu varsayacağınız kişiler en kötü durumda.Yöneticiler, her zorluğu tek başlarına halletmeleri gerektiğine dair “sahte öz yeterlilik” inancını yüzde 43 oranında bildirdi. Bu oran, orta kademe yöneticilerde yüzde 28, bireysel çalışanlarda ise yüzde 27.Basamakları çıktıkça, insanın dişini sıkıp tek başına devam etme ihtimali artıyor.Bu, yardım istemeyi başarısızlık gibi hissettiren refleksin aynısı. Oysa araştırmalar, yardım istemenin güven inşa etmenin en hızlı yollarından biri olduğunu söylüyor.SMA, kartvizitinizde hangi unvanın yazdığıyla ilgilenmiyor.Konforun Bedeli Bağ KurmakPerel’e göre yapay zekâ, sizin ve benim eskiden birbirimize ayırdığımız zamanı içine çekiyor. Bir iş arkadaşınıza sormak yerine sohbet robotuna hızlı bir soru soruyorsunuz ve yalnızca o tek etkileşimi atlamış olmuyorsunuz. O konuşmadan doğabilecek tüm plansız sohbetleri de ortadan kaldırıyorsunuz.Benim araştırmam, ekiplerin buna zaten hazır olduğunu gösteriyor. Çalışanların yüzde 56’sı bir projeyi tek başına yürütmeyi tercih edeceğini söyledi. Oysa yüzde 84’ü, değişimi yönetmek için sosyal gücün gerekli olduğunu biliyor.Zaten tek başlarına ilerlemek istiyorlardı. Yapay zekâ onlara bunu sürtünmesiz biçimde yapmanın yolunu verdi.Kısa süre önce bunun orta ölçekli bir fintech şirketinde çalışan zeki ve yetkin bir mühendislik direktöründe nasıl yaşandığını gördüm. Yıllar boyunca çalışanlar zor problemlerini ona götürmüştü. “Kapısı açık” yönetici itibarını gerçekten kazanmıştı.Son dönemde ise belirsiz her soruyu bir yapay zekâ asistanına yönlendirmeye başlamıştı. Çünkü bu daha hızlıydı ve kendi ifadesiyle “toplantı gerektirmiyordu.”Altı ay sonra ekibiyle bahardan beri gerçek bir problem çözme konuşması yapmadığını fark etti. Kodu hâlâ “yanıtlar” üretiyordu ama çalışma ilişkileri, uzun bir uçuş sonrası tutulan diz gibi katılaşmıştı.İş yapılıyordu, evet. Ama ekip artık ekip olmaktan çıkmıştı.Kası Yeniden Nasıl Güçlendirirsiniz?Peki bununla ne yapacaksınız?Bir danışmanlık şirketine, 12 haftalık büyük bir girişime ihtiyacınız yok. Sinir bozucu derecede küçük ve açıkçası biraz daha tuhaf bir şey yapmanız gerekiyor. Körelmiş bir kası nasıl güçlendiriyorsanız bunu da öyle güçlendireceksiniz: tekrarlarla.Her gün, normalde ekrana devredebileceğiniz kasıtlı olarak biraz pürüzlü, insani bir etkileşim kurun. Sohbet robotu yerine iş arkadaşınıza sorun. Dağınık, yarım yamalak fikrinizi temiz bir prompt’a dönüştürmeden önce bir insana götürün.Bir ekibe liderlik ediyorsanız sizin tekrarlarınız yapısaldır. Koşulları siz belirlersiniz. Yani ortamı öyle tasarlayabilirsiniz ki bu insani anlar şansa değil, bilinçli bir tercihe bağlı olarak yaşansın. İş yerleri, bağı zayıflatan verimlilik makineleri yerine bağ kurmayı mümkün kılan alanlara dönüşsün.Bu sizi rahatsız ediyorsa iyi. Rahatsızlık, antrenmanın kendisi.Son kitabım Good Awkward’ın bütün argümanı da bu. Kaçındığınız o utanç hissi, çoğu zaman tam da ihtiyaç duyduğunuz tekrardır. Kasım ayında çıkacak yeni kitabım The Signal Gap’te de en çok bu ipin ucunu çekiyorum. Sizi inandırıcı ve etkili kılan insani beceriler, tam da otomasyona devretmekle meşgul olduğunuz beceriler.Perel bu soruna daha büyük bir görünürlük kazandırdı.Sosyal kaslar kullanılmadıkları için körelir. Bu da onları yeniden güçlendirmenin hâlâ tamamen sizin elinizde olduğu anlamına gelir. Her seferinde, görkemli biçimde tuhaf bir konuşmayla.Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.