Sapiens ve Nexus’un yazarı Yuval Noah Harari ile Pulitzer ödüllü Harvard tarih ve hukuk profesörü Jill Lepore, son dönem çalışmalarında yapay zekâyı demokrasi tartışmasının merkezine yerleştiriyor. İki tarihçinin aynı dönemde aynı soruya yönelmesi tesadüf değil: Yapay zekâ artık yalnızca bilgi sunmuyor, siyasi kanaatlerin şekillendiği ve kamusal kararların alındığı altyapının bir parçasına dönüşüyor.Seçimlere müdahale, deepfake videolar, kişiselleştirilmiş propaganda ve algoritmik kamu yönetimi tartışılıyor. Oysa daha birkaç yıl önce yapay zekâ denildiğinde gündemimiz otomasyondu: Hangi meslekler ortadan kalkacak, hangi işler hızlanacak, şirketler ne kadar verimli olacak? Peki ne değişti de bir teknoloji tartışması, yönetim biçimi tartışmasına dönüştü?Modern demokrasi her zaman dönemin bilgi teknolojileriyle birlikte şekillendi. Matbaa fikirleri yaydı, gazeteler ortak bir gündem yarattı, radyo ve televizyon milyonlarca insanı aynı siyasi konuşmanın parçası yaptı. Hangi haberin görünür olacağına editörler karar veriyordu; fakat bu kişilerin isimleri, kurumları ve belirli ölçüde sorumlulukları vardı. Sosyal medyayla birlikte bu görevi algoritmalar devraldı.Meta, YouTube, TikTok ve X gibi platformların algoritmaları gerçeği ortaya çıkarmak için değil, etkileşimi artırmak ve dikkatimizi ekranda tutmak için optimize edildi. Öfke, korku ve kutuplaşma daha fazla etkileşim yarattığında bunları tetikleyen içerikler de daha görünür oldu. Harari’nin ifadesiyle, “Gerçek pahalı, kurgu ucuzdur.” Gerçeği araştırmak, doğrulamak ve bağlamına yerleştirmek emek ister; kurgu ise basit, duygusal ve paylaşılmaya hazırdır. Üretken yapay zekâ, kurgu üretmenin maliyetini daha da düşürdü.Ancak Harari’nin kaygısı yanlış bilginin miktarından ibaret değil. Sosyal medya algoritmaları hangi içeriği göreceğimizi seçerken üretken yapay zekâ gördüklerimizi yorumluyor, sorularımızı yanıtlıyor hatta tartışıyor. Görünmez editör artık konuşmaya da katılıyor. Harari bu nedenle AI’ı yalnızca bir araç değil, yeni bir “aktör” olarak tanımlıyor.Bir seçmen, siyasi partilerin yüzlerce sayfalık projelerini okumak yerine yapay zekâdan kendi önceliklerine en uygun adayı belirlemesini isteyebilir. Bugün teknik olarak mümkün olan bu senaryoda AI yalnızca bilgi bulmaz; kaynakları seçer, vaatleri yorumlar ve bir sonuca ulaşır. İnsan sandığa hâlâ özgürce gidebilir, ancak iradesinin oluştuğu bilgi alanı kişiye özel algoritmalar tarafından düzenlenmiş olabilir. Harari’ye göre demokrasi insanlar arasında yürütülen büyük bir konuşmadır; karşımızdakinin insan mı, AI mı olduğunu anlayamadığımızda anlamlı kamusal konuşmanın koşulları değişir.Kamusal konuşmanın altyapısı kime ait?Jill Lepore itirazı ise net: Erişim kurallarını, hangi ifadelerin görünür olacağını ve verilerin nasıl kullanılacağını seçilmiş temsilciler değil, şirket yöneticileri belirler. Lepore bu nedenle kamusal alanın yalnızca dijitalleşmediğini, aynı zamanda özelleştiğini savunuyor. Onun “yapay devlet” dediği konu, siyasi konuşmanın, yurttaş katılımının ve devlet işlevlerinin parça parça şirketlere ait dijital sistemler üzerinden yürütülmesini ifade ediyor. Liberal demokratik devlet yurttaşlar yaratırken yapay devlet kullanıcılar, takipçiler ve veri kümeleri yaratıyor.Bu yapı ChatGPT ile birdenbire ortaya çıkmadı. Lepore’a göre siyaseti ölçülebilir, tahmin edilebilir ve optimize edilebilir bir sisteme dönüştürme arzusu onlarca yıllık. Her aşamada daha fazla hız ve kişiselleştirme vaat edilirken yüz yüze karşılaşmanın yerini veri analizi, siyasi muhakemenin yerini davranış tahmini, yurttaşın yerini kullanıcı alıyor.Bu dönüşümün arkasında giderek yaygınlaşan bir mantık var: “Bir makine herhangi bir işi bizim yerimize daha iyi yapabiliyorsa neden kendimiz yapalım?” Bu soru siyasi temsil ve yönetime uygulandığında ise demokrasinin temelindeki hak gözden kaçıyor. İnsanlar her zaman doğru karar verdikleri için değil, kendileri hakkında karar verme hakkına sahip oldukları için yönetime katılır.Yapay zekâ gerçekten bağımsız bir aktör mü?Bugünkü yapay zekâ sistemlerinin kendilerine ait siyasi amaçları, toplumsal çıkarları veya iktidar arzuları yok. İnsanlar tarafından geliştiriliyor, hedefleri insanlar tarafından belirleniyor ve yine insanlar ile kurumlar tarafından kullanılıyor. Bu nedenle yapay zekâyı bağımsız bir siyasi güç gibi anlatmak, onu geliştiren şirketlerin ve kullanan yönetimlerin sorumluluğunu görünmez hâle getirebilir.Bu itiraz, Harari’nin uyarısını bütünüyle geçersiz kılmaz. Yapay zekâ bilinçli bir siyasi iradeye sahip olmasa bile operasyonel açıdan önceki teknolojilerden farklıdır. Yanıtları tek tek önceden programlanmadan yeni içerik üretebilir, farklı durumlara uyum sağlayabilir ve geliştiricilerinin öngörmediği sonuçlara yol açabilir. Dolayısıyla asıl tehlike yalnızca yapay zekânın aktöre dönüşmesi değildir. İnsanların kendi muhakeme ve sorumluluklarını giderek algoritmaya devretmesidir.Harari ile Lepore’un buluştuğu yerHarari, yapay zekânın demokratik konuşmanın koşullarını değiştirmesine odaklanıyor. Lepore ise bu konuşmanın gerçekleştiği meydanın ve kararların uygulandığı devletin özel dijital sistemlere devredilmesini inceliyor. Harari konuşmacının kim olduğunu soruyor. Lepore meydanın kime ait olduğunu. İkisini bir araya getirdiğimizde daha büyük bir sorun ortaya çıkıyor: Demokrasinin üzerinde çalıştığı altyapı giderek daha az demoktarik bir yapıya dönüşüyor. Yapay zekâ önce siyasi konuşmanın görünmez editörü oldu. Sosyal medyada hangi haberleri göreceğimizi, hangi fikirlerin öne çıkacağını ve neye öfkeleneceğimizi seçti şimdi üretken yapay zekâyla birlikte yalnızca konuşmayı düzenlemekle kalmıyor; konuşmaya katılıyor, seçmenlere tavsiyeler veriyor ve devletlere karar önerileri sunuyor.Bu teknolojiler aynı zamanda demokrasiyi güçlendirebilir. Karmaşık yasa tasarılarını anlaşılır hâle getirebilir, farklı dilleri konuşan yurttaşların katılımını kolaylaştırabilir, kamu harcamalarını inceleyebilir ve siyasetçilerin çelişkili açıklamalarını ortaya çıkarabilir. Sorun yapay zekânın demokratik süreçlerde kullanılması değil; hangi yetkiye, kimin denetiminde ve hangi itiraz mekanizmalarıyla sahip olacağıdır. Çünkü demokrasinin yavaşlığı her zaman bir kusur değildir. Bazen o yavaşlık; itirazın, müzakerenin, azınlıkta kalan görüşlerin ve insanların fikir değiştirme ihtimalinin sistemde kalabilmesi için ödediğimiz bedeldir.Yapay zekâ ile demokrasi aynı cümlede geçmeye başladı; çünkü AI artık yalnızca siyasi konuşmanın konusu değil giderek o konuşmanın editörü, muhatabı ve altyapısının bir parçası haline geliyor. Geleceğin temel siyasi sorusu makinelerin insanlardan daha iyi karar verip veremeyeceği olmayabilir. Dikkat edilmesi gereken asıl mesele daha iyi karar verdiklerine inandığımızda kendi kendimizi yönetme hakkımızdan ne kadar vazgeçeceğimizdir. Sonuç olarak demokrasi kusursuz karar verme vaadi değildir. Yanlış karar verme ihtimalimize rağmen, kendi geleceğimiz üzerinde söz sahibi olma hakkıdır.Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.