Yeni araştırmalar, iş yerinde yapay zekâ vaatlerinin gerçekten karşılanıp karşılanmadığına dair zor soruları gündeme getiriyor üstelik bu araçları başarıyla kullanan şirketlerde bile. Temel görevleri üstlenerek çalışanların üretkenliğini artırabilseler de, yapay zekâ uygulamaları hem yeni hem de güvenilmez; nihai verimlilik potansiyelleri ise henüz tam olarak gerçekleşmiş değil.Bu durum, çalışanların günlük işlerini kolaylaştırmak için yapay zekâ kullanmaya çalışırken, yapay zekânın neden olduğu sorunları düzeltmek için ciddi zaman harcadıkları anlamına geliyor. Yapay zekâ etrafındaki abartı, bu teknolojiye yatırılan trilyonlarca dolar ve uygulama sonucu ortaya çıkan işten çıkarmalar iyi bilinen gerçekler olsa da, bu yeni çalışma en azından iş liderlerini yapay zekâya dair beklentilerini yeniden değerlendirmeye sevk edebilir.Kaliforniya merkezli iş yazılımı SaaS şirketi Workday’in verilerine göre, yapay zekâ kullanımıyla elde edilen verimlilik kazanımlarının yüzde 40’ı, insanların görevleri yeniden yapması ve düşük kaliteli AI çıktısını iyileştirmesi nedeniyle kayboluyor. Yapay zekâ araçları bazı çalışanların belirli görevleri daha hızlı tamamlamasına yardımcı olsa da, ankete katılan çalışanların yalnızca yüzde 14’ü teknolojinin net pozitif bir fayda sağladığını düşündüğünü söyledi. HRDive’ın aktardığına göre, yapay zekâ kaynaklı sorunları düzeltmek için harcanan zaman, “yüksek derecede angaje” çalışanlar için yılda 1,5 haftalık çalışma süresine kadar çıkabiliyor.Araştırmaya katılan ofis departmanları arasında en fazla yeniden iş yapma yükünün İK ekiplerinde olduğu görüldü; İK çalışanları, iş tekrarlarının yüzde 38’inin yapay zekâ kaynaklı olduğunu belirtti. Bu bulgu, yapay zekâ teknolojisinin İK ekipleri üzerindeki baskıya ilişkin diğer raporlarla da örtüşüyor; bazı durumlarda bu baskı, yapay zekâ destekli iş başvurularındaki yoğun artıştan kaynaklanıyor.Bu arada, yapay zekâ danışmanlık şirketi Section tarafından yapılan başka bir çalışma, Workday’in verilerini destekliyor ve iş yerinde yapay zekâ benimsenmesiyle ilgili farklı bir soruna dikkat çekiyor. Yaklaşık 5.000 beyaz yakalı çalışan arasında yapılan ankette, yönetici olmayan çalışanların üçte ikisi, yapay zekânın kendilerine haftada iki saatten az zaman kazandırdığını ya da hiç kazandırmadığını söyledi. Wall Street Journal’a göre birçok çalışan, zaten yoğun olan iş deneyimine yapay zekâyı entegre etme baskısı nedeniyle bunalmış hissettiklerini belirtti.Hatta çalışmadaki çalışanların yapay zekâya dair olumsuz duygular bildirme olasılığı heyecan bildirmeye kıyasla çok daha yüksekti; her 10 çalışandan 4’ü, yapay zekâyı bir daha hiç kullanmak zorunda kalmayacak olsalar bundan memnun olacaklarını söyledi.Buna karşılık, Workday araştırmasına katılan yöneticilerin yüzde 40’ı, yapay zekânın tipik bir haftada kendilerine sekiz saatten fazla zaman kazandırdığını söyledi. Bu fark, çalışanlarından yapay zekâ kullanmalarını talep eden yöneticiler ile teknolojiyi fiilen kullanan liderler ve saha çalışanları arasındaki dramatik beklenti uçurumunu ortaya koyuyor. Wall Street Journal, Kuzey Carolina’nın Raleigh kentinde çalışan kullanıcı deneyimi tasarımcısı Steve McGarvey’den şu sözleri aktarıyor: Liderler “otomatik olarak yapay zekânın kurtarıcı olacağını varsayıyor.”Tüm bunlar yaşanırken, üçüncü bir çalışma, yapay zekânın doğru şekilde uygulanması hâlinde 2034’e kadar ABD ekonomisine $4,8 ila $6,6 trilyon arasında katkı sağlayabileceğini gösteriyor bu da en düşük tahmine göre mevcut GSYH’nin yaklaşık yüzde 15’i demek. Birleşik Krallık merkezli medya ve eğitim şirketi Pearson’ın raporuna göre bu kazanç, çalışanların yerini doğrudan yapay zekâ sistemleriyle doldurmaktan değil; çalışanları yapay zekâyı kullanacak şekilde eğitmek ve yetkinliklerini artırmak yoluyla, AI’nin işleri dstekleyici biçimde kullanılmasından kaynaklanacak.Ancak Pearson’ın verileri bile, bazı durumlarda yapay zekâ uygulamanın bir hata olabileceğini söylüyor. Raporda, kodlama dışındaki alanlarda kurumsal düzeyde üretkenlik artışına dair gerçekten anlamlı ve yatırım getirisini artıran yalnızca birkaç olumlu örnek bulunduğu belirtiliyor. Pearson ayrıca yapay zekânın çalışanlar üzerinde yarattığı baskıya da dikkat çekiyor; çalışanlar, doğru eğitim verilmezse işlerini veya rekabet avantajlarını kaybetmekten endişe ediyor. Bu tartışmalı teknoloji, şirketin ifadesiyle “büyüyen bir duygusal ve ekonomik yük” yaratıyor.Eğer vaat edilen üretkenlik kazanımlarından yararlanmak için yapay zekâ araçlarını devreye almayı düşünüyorsanız, tüm bu veriler üç net ders çıkarılabileceğini gösteriyor.1) Amaç çalışanları değiştirmek değil, onları dönüştürmek olmalı.Yapay zekâdan en fazla değeri elde etmek, çalışanların yerini almakla değil; onları eğitmek ve yeniden yetkinlik kazandırmakla mümkün. Böylece çalışanlar, teknolojiyi günlük işlerini güçlendirmek için etkin biçimde kullanabilir.2) Anında verimlilik sıçraması beklemeyin.Çalışanların, yapay zekânın ürettiği çıktıları düzeltmek ve yeniden yapmak için kayda değer ek zaman harcamaları gerekebilir. Bu geçiş sürecinde verimlilik kazanımları gecikebilir.3) Çalışanlar üzerinde AI baskısı kurmayın.Personelden yapay zekânın onlara nasıl yardımcı olduğunu göstermelerini talep etmek yerine, birçok çalışanın teknolojiye karşı şüphe veya kaygı duyduğunu unutmayın. Adaptasyon süreci psikolojik güven gerektirir.Orijinal Yayın Tarihi: 28 Ocak 2026Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, incturkiye.com’a değil, yazara aittir.Çok daha fazlası için Inc. Türkiye bültenlerine kaydolun.